Mutfak!
Sevgili Fethiye mutfağım(ız)la ilgili bazı şeyleri paylaşmam için geçen hafta beni sobelemişti. Ben de hem mutfağa çeki-düzen verebilmek hem de günışığından yararlanmak için haftasonunu bekledim. Nihayet yanıtlayabiliyorum:)
1. Mutfağınızın bir fotoğrafını bizlere gösterir ve kişiliğinizi yansıtan yanını anlatır mısınız?
Fethiye’ye de söyledim, maalesef mutfağım(ız) benim kişiliğimi pek yansıtmıyor, çünkü annemin mutfağını kullanıyorum. O yüzden de fotoğrafını çekmek yerine kısacık bahsetmek istedim. Oldukça küçük bir mutfağımız var, çoğu kez dilediğimce yayılmama yetmiyor. Ben mutfağa girmişsem annemin mutlaka çıkması gerekir! Çünkü mutfakta çok dağınık çalışan biriyim. Yaptığım yemeğe konsantre olduğumdan çoğu kez ortalıkta kapağı açık kavanozlar, kapısı kapanmamış dolaplar, çıkarılıp kullanılmış ya da kullanılmaktan vazgeçilmiş birbirinden alakasız poşetler, kutular, şişeler görülür:) Son zamanlarda yavaş yavaş bir yandan da toplamayı öğreniyorum ama bana kalsa dağıttıklarımı işim bittikten sonra toplamayı tercih ederim ve annemle bu konuda hiç anlaşamayız (bu konuda anneanneme çektiğimi söyler, ve itiraf etmek gerekirse bu yüzden bunun çok da kötü bir şey olmadığını düşünürüm:) Kısacası benim mutfağım kesinlikle büyük olmalı! Bir de herkesin bir hayali vardır ya muhakkak, bir kapısı minik bir gizli bahçeye açılan bir mutfak hayal ederim hep. Ve mutlaka bol ışıklı, aydınlık bir mutfak…
2. Bir dolabınızı açın (istediğinizi), fotoğrafını çekin ve bize ne gördüğünüzü anlatın.

Bolca baharat görüyorum her şeyden önce! Bu benim en çok kullandığım dolap. Bakmayın siz böyle düzenli göründüğüne, ben yemek yaparken kesinlikle bu görünümde olmaz:) Ama her haftasonu bu dolabı düzenlerim, ihmal etmem. Yoksa annemden “Sibeeel pulbiber yine nereye gitti?!” çığlıkları yükselir:)) Üst rafta görünenler daha çok "zararlılar", yani pasta-kek malzemeleri. Sol tarafta ön planda kahveme attığım esmer şeker küpleri ve kahvaltıda yemeye bayıldığım fıstık ezmem var. Arka plandakiler ise yulaf ezmesi, krem şanti, damla çikolata, pudra şekeri ve bilimum nişasta paketleri.. Tam ortadaki renkli şeyler pasta süslerim:) En sağda ise susam kavanozum, harnup pekmezim ve balım var. Alt rafta ise sol baştaki zeytinyağı şişeleri haricindekilerin tümü baharat. Neler yok ki?! Tarçın, karanfil, köri, muskat, kakule, kimyon, zencefil, mahlep, karabiber, pulbiber, nane, kekik vazgeçilmezlerim…
3. En gözde elektrikli mutfak aletinizi bize tanıtır mısınız?

Açıkçası elektrikli aletlerle pek aramız yok. Bunun mutfağımızın küçüklüğüyle de ilgisi büyük. Şu robotu bile nereye sığdıracağımızı bilemiyoruz. Ama o da olmazsa olmaz. Anneme hediye etmiş olsam da ben kullanıyorum:) Annem el alışkanlıklarından vazgeçemiyor (bazen robotu temizlerken ona hak vermiyor değilim!) ben de fazla miktarda sebze-meyve kullanmam gerektiğinde başvuruyorum. Çok sık kullandığım bir alet olmasa da gözde (özellikle 4-5 tane birden soğan doğramam gerektiğinde oldukça gözde!)
4. En sevdiğiniz ve her zaman elinizin altında olan malzemeleri bizlerle paylaşır mısınız?
Tabi ki! En çok bu soruyu sevdim nedense:) Efendim, bu toplu fotoğrafta görünen ciciler benim en sevdiklerim ve sürekli kullandıklarım. Soldan başlayarak anlatayım:
- Deniz tuzu: En solda bulunan pakette deniz tuzum var. Anneme kabul ettirene kadar akla karayı seçtim. Hala kendi isteğiyle benim tuzluğuma uzanmasa da yemek yaparken kullanmama artık ses çıkarmıyor. Ama tabi sofrada tuzluklarımız ayrı. Ben mümkün olduğunca rafine tuz kullanmıyorum. Neden ki? Hımm, Tijen İnaltong’un şu cümleleri belki nedenini açıklayabilir: “Kimyasal bileşimi insan kanındaki tuza çok benzeyen deniz tuzu rafine tuza göre koyu renkli, iri taneli ve hafif nemlidir. Rafine olmadığından magnezyum, manganez, bakır, demir, bor ve nikel gibi mineraller içerir. Rafine sofra tuzuna göre üstünlüğü sadece içerdiği mineraller değil (çünkü rafinasyon sırasında tuzun içinde sodyum ve klorinden başka mineral kalmaz) ayrıca doğal olmasıdır. Rafine sofra tuzlarının paketlerine bakacak olursanız içinde dayanıklılığını ve akışkanlığını arttırmak üzere çeşitli maddeler eklendiğini göreceksiniz ki bunlar sağlık açısından zararlı olabilir.” Bence bir üstünlüğü daha var ki deniz tuzundan az miktarda kullanmak yeterli oluyor. Bu tuzun “feri” var yani!
- Karabiber değirmeni: Sol ön plandaki minik değirmende karabiberimi öğütüyorum. Her sofra kuruluşunda bu minik değirmen masaya gelir ve gider. Taze çekilmiş karabiberin muhteşem aromasını bildikten sonra hazır çekilmişinde hiç tat bulamıyorum.
- Soya sosu: Tuz paketinin yanında duran küçük şişede soya sosum var. Salatalarımda kullanmayı çok seviyorum. Çok hoş bir aroması var. Uzakdoğu mutfağına has olan bu sos tuzlu olduğu için kullanıldığı yerlerde tuz gerektirmiyor. Benim kullandığım Amoy markalı soya sosu Çin’den ithal. Yerlisini maalesef görmedim, varsa da bilmiyorum:(
- Zeytinyağı: E o olmazsa olur mu? Bu küçük şişe en vazgeçilmezim. Kendimi bildiğimden beri bizde her yemek zeytinyağıyla yapılır. Tereyağının lezzetini sevsek de öncelik onda değildir. Sadece kimi hamur işlerinde ve kırk yılda bir pilavda-omlette kullandığım tereyağı daima suçluluk hissettirmiştir bana, doğal bir yağ olsa da. Zeytinyağının yerini hiçbirşey tutamaz, nokta.
- Tam buğday unu: Tam buğday, kepekli, ya da esmer un… Tümü de aynı şeyi ifade ediyor, yani kepeği ayrıştırılmamış, yararlı içeriğinden arındırılmamış doğal unu. Zeytinyağının arkasında duran kahverengi pakette medarı iftiharımız Söke Un’un kepeklisi var. Aslında biz tam buğday unumuzu zahireciden alırız. Tıpkı yemeklik buğdayımızı, mahallenin kumru ve serçe sülalesi için kuş yemlerimizi aldığımız gibi. Ama ben o kadar çok kullanırım ki bazen evde kalmaz ve o zaman marketten alınır. Yani o da olmazsa olmaz! Pek çok hamur işinde, özellikle de ekmeklerde bolca kullanırız. Tarifin özelliğine göre, bazen beyaz un ağırlıkta olur, bazen kepekli un daha çok kullanılır, ama genellikle kullanılır. Tek başına kullanıldığında hamur işlerini -içindeki kepeğin ağırlığından dolayı- fazla kabartmadığı için beyaz unla karıştırılarak kullanılması tercih ve tavsiye edilir:)
- Esmer şeker: Sağda gördüğünüz pakette de esmerim şekerim var. Amma da reklam yaptım değil mi:) Ama böyle güzel şeylerin reklamı yapılmaz mı? Hem de müşteri şikayetlerine değer veren, sorunlu çıkan bir paketi özürler dileyip geri aldıktan sonra yenisini yanında hediyesiyle gönderen bir firmaysa? Kısacası ben Doğa markalı herşeyi seviyorum, lezzetli bitki çaylarını da, kahvaltılık nefis tahıl ezmelerini de. Ve tabi ki karamelli lezzetiyle esmer şekerini de. Her yerde bulamıyorum ama bulduğumda mutlaka alıyorum evde bulunması için. Vicdanımı rahatlatıyor onunla yaptığım tatlılar:) Beyaz şekerden nesi farklı, onu da açıklamak gerek. Şekerin esmeri, şeker kamışı ya da şeker pancarının ikinci şurubundan doğal olarak elde ediliyormuş ve sanırım bu nedenle daha keskin (hoş) bir kokusu var. Rafine olmadığı için kana beyaz şeker kadar hızlı karışmıyor ve sonuçta kan şekeriniz aynı hızla düşmüyor. Kalori açısından beyazdan çok büyük farkı yok ama daha sağlıklı olduğu kesin.
- Gomasio: Öndeki küçük tabakta duran da gomasio! Gomasio da ne ola ki? Kavrulmuş susam ve deniz tuzu karışımdan oluşan nefis birşey! Yine Uzakdoğu mutfağına ait bir lezzet. Özellikle makrobiyotik beslenmede tuz yerine kullanılıyormuş. Tijen ablamdan öğrendiğimden beri evde daima bir kavanoz bulunuyor. 13 tatlı kaşığı susamla 1 tatlı kaşığı deniz tuzu ölçüsüyle yapılıyor. Yapımı da çok kolay. Tuz ve susamı karıştırarak kavuruyorum. Susamların rengi dönüp çıtırdamaya başladıklarında ocaktan alıp ılımalarını bekliyorum ve sonra tahta havanda dövüyorum. Sonra da hoop kavanoza! Sonra da salataların, ot ve sebze kavurmalarının üzerine! (özellikle ıspanağa öyle yakışıyor ki!)
5. En beğenerek kullandığınız mutfak aletinizden bahseder misiniz?
İşte bunlar! Kek kalıplarım:) Çok seviyorum cici kalıplarımı. Fotoğrafta muffin kalıplarım da olmalıydı aslında ama maalesef onları unutmuşum, epeydir kullanmadığım buradan belli! En kısa zamanda muffin yapmalıyım. Neyse; kelepçeli kalıbım, baton kek kalıbım (bu aralar favorim!), tart kalıbım ve de ortası delik kek kalıbım görünüyor fotoğrafta. Borcamlarımı da seviyorum tabi. Bana kalsa daha çoook alacağım ama abartmanın anlamı yok değil mi? (yoksa var mı:) Sanırım kendi mutfağımda bir kalıp koleksiyonum olacak:))
Efendim bir sobe daha burada sona ererken, ee.. hemen ben de birilerini sobeliyorum. Burcu, Zinnur ve Aslı, kura çektim size çıktı!!:) Bizi mutfağınıza konuk eder misiniz?
************
Son bir şey daha var! Bu güzel kurabiyeleri yazmazsam olmazdı. Sevim’in Yılmaz’a yolladıklarımı kıskanıp “bize hiç damla çikolatalı kurabiye yaptığını görmedik?!” siteminden sonra acilen yapılması gerekiyordu ve Yeşim’in bu güzel tarifi denendi...
Zeytinyağı, esmer şeker ve kepekli unla yapıldılar, kıtır kıtır ve çok leziz oldular. Kıtır kurabiyeleri pek sevmeyen annem bile çok beğendi. Sevim ofise götürüyor, ben de sahurda kahveme banıp banıp yiyorum, sağolasın Yeşim! Tarifi işte burada.
29 yorum var:
Zevkle okudum, ne güzel anlatmışsın yazını. Dilerim en kısa zamanda, o gizli bahçeye açılan geniş mutfakta, sevdiklerine yemekler hazırlarsın. Bu arada ben de aynen senin gibi dağınık çalışırım mutfakta. Giren aklını oynatabilir. Ama böyle daha yaratıcı olunuyor, değil mi:)
deniz tuzunu nasıl temin edebilirim Sibel?
Ne güzel kurabiyeleri beğenmenize çok sevindim,afiyet olsun : )
Burcu evet kesinlikle daha yaratıcı olunuyor! Güzel dileklerin için de çok teşekkür ederim:)
Deniz tuzunu ben İzmir'e giden olduğunda Kemeraltı'ndan sipariş ediyorum çünkü aktarlarda bulamıyorum. Ama bulunduğunuz yerde doğal ürün dükkanları varsa oralarda bulabilirsiniz.
Yeşimcim, çok sevdik gerçekten de! Vicdan rahatlatan kurabiyeler onlar:))
Guzel kardesim, sagol cevapladigin icin. Cok akici yazmissin, her zamanki gibi. Baharat kavanozlariniza bayildim! Susamli deniz tuzu karisimina da. E, salatalara ekleme vaktidir artik diyorum.
"Birak daginik kalsin" diye bir yazi as istersen sen mutfaktayken!
O karabiber cekeceginden ben de almistim, ne yazik ki iyi cikmadi :( Sus diye kosede bir yerde duruyor benimki.
Dilerim ki kendi duzenini kuracagin evinizde gonlunce saglikli bir yasarsiniz.
Sibel, bu mim cok yararli oldu. Oncelikle hemen mutfaga gidip Gomasio yaparim... evet, evet, hemen simdi...
Gitmeden, kakule'nin kullanimindan bahsedermisin diye bir de ricam olacak. Gecenlerde cok ozenip aldim, pilavda bir ilk - ve son :-( - denemem oldu... pek beceremedim galiga kullanmayi...
sibelcim merhaba,
bu bugünkü 3.sobelenmem oldu :) ama çok zevkli geldi bana..hemen yarın resimleri çekeceğim bende..teşekkür ederim.sana..
efendim rastgele 20 şeyimi, kitaplarımı ve mutfağımı anlatacağım sizlere..çok heyecanlıyım :))
sevgiler..
Bahçeye açılan geniş mutfak hayalimize kısa zamanda kavuşmamız dileğiyle, mutfaklarımızın birbirine benzer yanı çok...
Fethiyecim, ben teşekkür ederim. Evet öyle bir yazı şart bizim mutfağa. Ya da "dikkat Sibel yemek yapıyor!" şeklinde bir yazı:)) Güzel dileklerin için de çok teşekkürler!
Dilek yararlı olmasına sevindim. Kakuleyi ben çok acayip bir yerde kullanıyorum: Çayda! Çayı demledikten sonra küçük demliğime 3 parça kakule atıyorum, 10-15 dk kadar bekledikten sonra içiyorum ve aromasına bayılıyorum (kakule orjinal çay lezzetini bozmuyor, yani çayın kokusunu bastırmıyor). Çayı pek sevmediğimden böyle ilginç yollarla içiyorum işte. Denemeni tavsiye ederim! Arap usulü:) Başka da bir yerde ben kullanmadım ama naneyi andıran bir aroması var, belki bu fikir verebilir kullanım alanları konusunda. Unutmadan, bir de Türk kahvesinde güzel olduğunu duydum, deneyeceğim!
Burcu evet ben de sonradan farkettim! Eh, seni daha yakından tanıyacağız desene? Merakla bekliyorum!
Aslı evet tahmin edebiliyorum:) Seni biraz da bu yüzden sobelediğimi itiraf etmeliyim! Aynı güzel dileklerle...
Sibel ayrı bir gururlandım desem yeridir paketimi görünceeee, sana bir müjdem var aynen aldığın o tam buğdaylar tam ürünleri çıkardık piyasaya henüz yayılma aşamasında, ben de bugünlerde o ile uğraşıyorum, reklam çalışmaları, ajans görüşmeler, fuara felan katılacağız, bir şekilde sana da ulaştırabileceğim bir nokta var mı acaba? mailim blogger bilgilerinde olması gerek, bana oradan ulaştırabilirsen çok sevinirim Sibel? Daha doğrusu reklam amaçlı değil, lütfen samimiyetime inan, sadece ben de çok beğenerek kullanmaya başladığım için öneri maksatlı sana belirtiyorum...
sibelciğim,bugünde az da olsa uğradım sitene,pastalarını denemeye
vakit bulamasak da senin yaptıklarını okuyarak avunuyoruz,sana kolay gelsin canım,
nilgün
Aliye, çok sevindim! Harika bir haber bu gerçekten. Hem dediğim gibi, güzel ve faydalı ürünlerin reklamı her zaman bir şekilde yapılır:) Mail adresini göremedim, sen bana bir mail at istersen. Merak ettim bu yeni ürünü! Kolaylıklar diliyorum sana işlerinde..
Nilgün çok teşekkürler:)
Mutfağını çok güzel anlatmışsın, bizim mutfakta da zeytinyağı dışında bir şey olmaz. Kakuleyi ben de merak ettim, ilk fırsatta denemeliyim.
Bu arada masa örtüsü bana çok tanıdık geldi :D
Teşekkür ederim:) Masa örtüsünü pekçok fotoğrafta fon olarak kullandım belki ondandır:)
yok, aynısından bende de var. annem minderlerini de dikmişti.
Güzel bir mutfak gezisiydi yaptigim. Kullandigin olmazsa olmaz malzemelerin ayri bi hosuma gitti. Yaptigin ve sundugun güzel tariflerde bulusmak dilegiyle..
Sibel'cigim, Deniz tuzu hakkinda cok haklisin. Arkadaslar cok sansli boyle bilgileri blogundan paylastigin icin. Geleneksel sofra tuzu hic iyi degilmis ben de yeni ogrendim bir kitaptan. Bir uzman 1 bardak suda icilen deniz tuzu ile romatizma tedavi olur diyor. Biraz sakadan tabi ama icindeki minerallerin onemini vurguluyor.
Soya sosu salata'da kullaniyorsan ben bir oneri de bulanacagim. Rastlarsan denersin. Rengi ona benzeyen "balsamic" sirke. Tabi tad farkli ama soya sosu gibi tuzlu degil daha saglikli ve salataya degisik bir tad veriyor. Tabi zeytinyagi ile karistiyorsun. Ben meraklisi degilim ama bir ara denemistim bir buyuk sise alip (Pahali!). Limon ve zeytinyagi daha cok yapiyorum. Saglikli urunlere meraklisin diye yazayim dedim. Hoscakal. :-)
İncik boncuk, biliyor musun benim annem de minder dikti aynı kumaştan:))
Gülşen keyif almana sevindim. Teşekkür ederim:)
Mine teşekkürler bilgi için. Balsamik sirkeyi de biliyorum ama hiç kullanmadım. Gerçekten pahalı, ama bunun sebebinin zahmetli ve uzun yıllar süren yapım süreci olduğunu okumuştum. Değişik sosları severim, onu da seveceğimi düşünüyorum:)
Sibel bu yazı çok güzel detaylarla dolu okurken çok keyif aldım.Deniz tuzu konusunda çok yararlı bilgiler aldım senden.Deniz tuzuna Tariş'in internet sitesindeki sanal mağazada rastladım sanırım oradan da temin edilebilir.ama öğütmek için bir değirmenden bahsediliyor.öğütmek için mutlaka değirmen kullanmamızı gerektirecek kadar sert mi yoksa mesela havanda da dövülebilecek yumuşaklıkta mı deniz tuzu?
Bu arada adımı yazmayı unutmuşum ben Güldemir:)
Güldemir, deniz tuzu farklı iriliklerde olabiliyor. Kimisi çekmene gerek olmayacak kadar ince olur (ama sofra tuzu kadar ince değil) kimini de çekmen gerekir. Tariş'in sitesinde öyle yazıyorsa onların sattığı biraz iri cinstir. Ben tuzumu karabiber değirmenimde çekiyorum, sen de öyle yapabilirsin. Boş vaktimde oturup tuzluğumu dolduruyorum, epey gidiyor bana. Yemek pişirirken öğütmeye gerek yok ama, ocakta eriyor zaten. Yazıdan keyif almana ve yararlı olmasına da sevindim!
merhabalar ben bu sitelerle bugün tanıştım.çok hoşlar. Ben birşey öğrenmek istiyorum deniz tuzunu nerden alıyorsunuz. bilgi verirseniz çok sevinirim. şimdiden teşekkürler
Müjgan hanım, hoşgeldiniz aramıza:) Deniz tuzu doğal ürünler satan tüm dükkanlarda ve bazı aktarlarda bulunabiliyor.
Merhaba Sibel,
belki biraz gec yaziyor olabilirim ama henüz yeni kesfettim bu blog olayini:) Ilk kez bir yorum yaziyorum aylardan beri okudugum halde... Size kismetmis.
Sorum su: Benim evde deniz tuzum var, ama ince yani normal tuza benziyor. Buda mi rafine edilmis oluyor? Daha dogrusu, buda onun kadar zararli mi oluyor? Illaki ince olmamasi mi sart? Cevabiniz icin simdiden tesekkür ederim.
Saygilar,Dilek
Merhaba,
Herhalde cook gec kaldim bu konuya yorum yapmak icin ama daha henüz yeni kesfetmemden dolayi. Umarim yinede soruma cevap bulabilirim:)
Ilk yorumum size kismetmis... hadi bakalim.
Sorum su: Ben evde ince deniz tuzu kullaniyorum buda rafine tuzun aynisimi oluyor yoksa yine de birazcik olsun rafine tuzundan daha iyimi? Yoksa illaki ince olmayan tuz mu kullanmak lazim?
Tesekkürler
Kusura bakmayin, ilk yorumum ya cift dikis oldu...
Affiniza siginiyorum:)
Merhaba Dilek, öncelikle bu heyecanlı keşif sonrası ilk yorum yazdığın blog olmak güzel, teşekkür ederim:) Burada her zaman cevap bulabilirsin ancak şu an olduğu gibi tatildeysem bu süre biraz uzayabilir!
Deniz tuzu ince ya da kalın olarak satılabiliyor, ince olan tabağa serpmek için daha elverişli, kalın olanları ise (ki onlar daha ucuz olur) turşu yapımında, makarna suyu kaynatırken ya da çorba gibi sulu yemekler yaparken kullanmak daha uygun. Bende her iki tür deniz tuzu da var, bu şekilde kullanıyorum. Sonuçta ikisi de doğal, için rahat olsun.
deniz tuzun, zeytinyağın, karabiber değirmenin... harika şeyler sibel, bende de var ancak;
kepekli un ile tam buğday unu aynı un değil maalesef. kepekli un, bildiğimiz beyaz una insan kararı kepek eklenmesiyle oluşuyor, tam buğday ununda ise buğdayın tohum kısmı da var ve kepek oranı, buğdaydan gelen doğal oran. vitaminleri cabası.
Esmer şeker, beyaz kristal şekerin bir miktar melasla karıştırılması yoluyla elde edilen şekerdir. yani kana hızlı karışır. maalesef umduğumuz çiğ şeker değildir. (henüz türkiyede yokmuş)
Mahir, verdiğin bilgiler için çok teşekkürler. Tam buğday unu en sağlıklısı, bulunamadığı durumlarda kepekle karıştırılmış olan un tercih edilebilir, ama elbette aynı şey değiller.. Şekerin de en doğalına kavuşuruz umarım! Gerçi şimdilerde "organik esmer şeker" de satılmaya başlandı ama?
Yorum Gönder