Kahvaltının mutlulukla ilgisi...





"Yemek yemek üstüne ne düşünürsünüz bilmem
Ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı"

demiş Cemal Süreya...

Sevgili Elvan beni kahvaltı keyfimi paylaşmaya davet edince yine hemen bu dizeler geldi aklıma. Yine diyorum, çünkü Git'e yazdığım kahvaltı yazısına da aynı dizelerle başlamıştım. Öyle değil mi ama, ne büyük mutluluktur güzel bir kahvaltı sofrası! Ağzınızın tadı yerindeyse, uykunuzu aldıysanız, hele bir de hava o gün tam sizin sevdiğiniz gibiyse! Güneşli, ıpılık bir sabahsa ve siz balkonda ya da bahçede kahvaltı yapacaksanız.. Veya serin, yağmurlu bir sabahsa, ama siz evdeyseniz ve çaydanlık buharıyla buğulanmış camlardan kenti izleyerek evde olmanın tadını çıkaracaksanız.. Tüm gazeteler ekleriyle birlikte salondaki kanepede keyfinizi beklemekteyse! İçinizde tembel bir çocuk, bütün günü böyle geçirsem ne olur ki diye düşünürken kızarmış ekmek kokusu geliyorsa burnunuza...

1. Normal bir günde nasıl kahvaltı yapıyorsun?

Uyanır uyanmaz midem kazınır benim! Geceleri pek atıştırmam, hafif aç yatarım çoğu kez, sanırım ondan. Güne 1 bardak ılık su içerek başlarım. Sonra yolda kemirmek için yanıma bir-iki kuru kayısı ya da incir alır, servise yetişirim:)

Ben de ofiste kahvaltı yapanlardanım. Evden oldukça erken saatte çıktığım için kahvaltımı ofise gelince masamda yapıyorum. Kahvaltı sırasında bloglar arası seyahat etmek her günkü sabah keyfim:)

Fotoğrafta klasik ofis kahvaltılarımdan birisini görüyorsunuz. 4 kaşık müsliye 1 büyük bardak ılık yağsız süt ekliyorum. Müslinin içindeki kuru meyve ve tahılların yumuşayıp şişmesi için 10 dk kadar bekledikten sonra çoğu kez 1 elma, bazen diğer mevsim meyvelerinden doğruyorum içine. Ve bu kahvaltıyı gerçekten çok seviyorum. Fazlasıyla doyurucu ve besleyici, üstelik daha güne başlarken pekçok temel besini almamı sağlıyor.

Meyveli müslileri sevsem de bu aralar yeni çıkan çikolatalılar favorim!

2. Haftasonu nasıl kahvaltı yapıyorsun?

Haftasonu deyince sadece Pazarım var malesef.. O günün kahvaltısı da elbette çok önemli oluyor! Bazen akşamdan birşeyler hazırlıyorum, bazen de sabah biraz erken kalkıp poğaça, krep, omlet, özel bir ekmek gibi şeyler yapmayı seviyorum. Kışın bazen portakal-mandalina-greyfurt suyu içerim kahvaltıda. Yazın domates ve yeşillikler eksik olmaz. Mutlaka yumurta yerim, bazen omlet, bazen de haşlayarak. Ve tabi kızarmış ev ekmeğimiz vardır. Bir de en sevdiğim peynir, keçi peyniri, kocaman bir dilim:)

Annemle birlikte sofrada uzun uzun oturup sohbet eder, bir yandan NTV'de Defne Sarısoy'un "Güzel Pazar"ını izler, günümüzü planlarız. Bütün hafta sadece kahve içen biri olarak, sırf Pazar kahvaltısında sevdiğim keyif çayım vardır, onu da Radikal'e göz atarken, özellikle de Nur Çintay'ı okurken yudumlamaya bayılırım.

3. Ne zaman kahvaltı yaparsın?

Hafta içinde 08.00-08.30 arası, Pazar günleri 10.00-11.00 gibi.. Çay keyfiyle birlikte bu süre 11.30'a kadar uzar genelde...

4. Belirli aile gelenekleri veya inanışlarıyla büyüdün mü? Bunlar hangileri?

Pekçok Türk ailesinde olduğu gibi bizde de sofraya hep birlikte oturulur kuralı egemendi ben küçükken.. Sonraları hayat şartları bu kurala pek de uyulmamasını getirdi tabi.. Babam evdeyse hiçbir öğün geçiştirilmez, mutlaka sofraya oturulurdu, gerçi hala öyledir. Ama o yokken biz öğle yemeklerini genelde geçiştiririz, onun yerine geç saatte ve uzun uzun kahvaltı yaparız:)

Bir de tabi ki kahvaltısız evden çıkılmaz, mecburen çıkılırsa da bir şekilde yolda, gidilen yerde muhakkak birşeyler yenir. Kahvaltı alışkanlığı öyle yerleşmiştir ki bende, üniversite hayatım boyunca öğrenci evimde bile "lüks" kahvaltılar hazırladım, uyanınca birşey yiyemediklerini söyleyen ya da kalkar kalkmaz kahve-sigara içen arkadaşlarıma hep şaşırdım.

5. Beslenme çantanı düşündüğünde neler hatırlıyorsun?

Bol bol şokellalı ekmek dilimleri hatırlıyorum! Ve yanıma gelip "her gün şokella her gün şokella! dişlerin ne olacak?" diye kızan sevgili Gülgün öğretmenimi... Haklıydı ama ben de çocuktum yani, iyi ki yemişim o şokellalı ekmekleri!..

6. Senin için lüks bir kahvaltı nedir?

Lüks kahvaltı deyince; mümkünse açık havada, ya da şık bir kafede, bol seçenekli bir kahvaltı geliyor aklıma. Hazır olana kadar açlık başıma vurmamışsa ve bunun için erkenden uyanmak zorunda kalmamışsam bu bile lükstür ya:) Şaka bir yana, kendi hazırladığım, emek verdiğim, bol çeşitli bir kahvaltı da lükstür benim için. Yeter ki bolca zaman ve haftasonu gazeteleri yanımda olsun.

7. Nasıl, nerede ve ne zaman severek kahvaltı etmek istersin?

3 cevap hakkım var mı?
Dilediğim gibi yayılarak evimde, mümkünse uyandıktan sonra hemen..
Bol çeşitli, büyük ve kalabalık bir sofrada, sevdiğim insanlarla..
Tek başıma, deniz kıyısında, sabahın erken bir saatinde, simit-peynir-çayla..

8. Hayatında hatırladığın çok özel bir kahvaltı var mı?
Onu özel veya ilginç kılan ne?

1 Ocak 2005.
Sevim'le İstanbul'dayız.
Güzel bir yılbaşı gecesinin ardından, uslu kızlar olup ipin ucunu kaçırmadığımız için erken bir saatte uyanıyoruz. Evdekilerin tüm gün uyuyabileceklerini düşünerek kendimizi dışarı atıyoruz. Açız! Taksim'e uzanıyor, koşarak Bambi'ye giriyor, pek kimseyi beklemedikleri belli olan Bambicilere "günaydın!" deyip kahvaltı istiyoruz. Aslında çok özelliği yok tabağımızdakilerin, ama herşey o kadar lezzetli geliyor ki! Yeni yıl planlarımızdan bahsediyoruz omletlerimizi yerken.. Üstüne kahvelerimizi İstavrit'te içiyor, günün gazetelerine orada göz atıyor, sonra da "Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak"a bilet alıyoruz!

Bunu özel veya ilginç kılan neydi diye düşündüm burada durup..
Sanırım İstanbul'da, günün erken saatlerinde Beyoğlu'nda olmaktı.. Gecenin yorgunluğuyla mahmur, neredeyse bomboş İstiklal'in bu değerli saatlerini yakalamış olmanın hazzıyla, caddeyi çocuklar gibi zıplayarak katetmekti. Ve detaylardı elbette, Bambi, İstavrit, kahve, kitap kokusu, gazeteler, sinemalar...

9. Kahvaltı masanda eksik olmaması gereken şey nedir?

Keçi peyniri!

10. Kahvaltı konusunda söylemek istediğin başka birşey var mı?

Sanırım hepsini başlarken yazdım. Kahvaltı bence mutlulukla çok yakından ilgilidir deyip bitireyim:)

11. Blogundan gelecek/bir pazar kahvaltıya hazırlayabileceğimiz bir tarif önerir misin?

Zeytinli ekmek yapmanızı önerebilirim. Ilık / sıcakken muhteşem bir lezzet, Pazar kahvaltısına çok yakışacaktır.

Ben de Fethiye, Ev Cini ve Hatice'nin kahvaltılarını merak ediyorum. Müsaitlerse kendilerine kahvaltıya gelicem, sırayla tabi:)

24 yorum var:

Aliye dedi ki...

Günaydın Sibel, ne zamandır iş yoğunluğundan bir kaç kelime yazamıyorum ama ekmek sayfasına ben yorum bıraktığımı hatırlıyorum şimdi göremedinm, acaba yollamayı unuttum mu ki? Firma adı felan geçtiği için silinmiş olabilir mi? Ya da ben iyice yaşlanmaya başladım, göndermedim aslında... Kafam karıştı...
Kahvaltı fotoğraflarına denecek bir söz bulamıyorum, enfes görünüyor ben yazın bunların arasına közlenmiş (tabi ne yazık ki fırın ızgarasında) patlıcan, baharda çingene pilava derler ya hani kesiğin içine bolca taze soğan, dereotu, maydanoz, domates, biber ve taze zeytinyağı, kışın ise çemen eklerim zaman zaman, ellerine sağlık, bu arada zeytinler gözlerimi kamaştırdı.

Adsız dedi ki...

Sibelcim müjde!:))Cuma akşamı annemde nohut mayasını hazırladım, ct sordum annem hiç hareket yok dedi,atmasını söyledim ama annem unutmuş, dün uğradığımda kavanoz halen kaloriferin üstündeydi ve baktım 1 parmak köpürmüş, kokusu gerçekten kötüydü:))Hemen yoğurdum ve devamını anneme bıraktım, annem çok güzel kabardığını söyledi, bugün uğrayıp alıcam ekmeğimi..Evde de köy ekmeğini tekrar denedim, bu kez daha sıcak bir yerde mayalandırdım ve sonuç süper oldu.2 başarılı ekmekten sonra çok heveslendim.Nohutlu ekmeği çok merak ediyorum, annem çok lezzetli dedi.Teşekkürler Sibelcim, annene de sevgiler...Meltem

Sibel dedi ki...

Günaydın Aliye! Bahsettiğin yorum gelmedi, sanırım sen yollamayı unuttun:) Çünkü firma isimleri geçse bile yorumları silmem, sonuçta iyi şeyleri paylaşmamız gerek diye düşünüyorum. Dediğin gibi yaz kahvaltılarında nefis közlenmiş patlıcanlar/biberler, mis kokulu domatesler de olur! Ve çingene pilavı tabi, bilmez miyim:) Çemeni annem de yapar bazen, feci iştah açıcı birşeydir o!

Meltem hanım nasıl mutlu oldum bilemezsiniz. Annemle üzülüyoruz ekmek denemeleri başarısız olunca, suçlanıyoruz. Yorumunuzu ona da ileteceğim akşama:) Mayada en önemli unsur sıcaklık ve yeterince beklemek aslında. Isı yeterli olduğu sürece tutmaması için sebep yok. Akşam tadına bakınca göreceksiniz, şahanedir nohut mayalı ekmek. Ve mutlaka kızartarak yemenizi tavsiye ederim, o zaman lezzetine doyum olmaz. Bundan sonra bol bol ekmek yapmanız dileğiyle!..

Deniztuzu dedi ki...

Nasıl özendim şimdi daha şu maharetli unlardan alamadım ama normal unla bir deneme yapacağım bu gidişle.. Meltem hanım afiyet olsun inanın kendim yapmış kadar mutlu oldum.
Sibel'cim keşke şöyle karşılıklı güzel bir kahvaltı yapabilseydik
Ama Ankara dışındasın galiba neyse gelirsen beklerim kahvaltıya
(Annenide tabiki)
sevgiler...

elvan dedi ki...

Davetimi kabul ettiğin için teşekkürler Sibel,zevkle okudum,sevgiler...

Burcu dedi ki...

Sibel, tesadüf Cuma günü bulabildim bir bayide Git'i ve gülümseyerek okudum yazını. Şimdi burada yine bir kahvaltı yazısı görünce mutlu oldum. Sanırım baskıdan, dergideki fotoğraflar buradaki kadar canlı çıkmamıştı ama yazın renk veriyordu fotoğraflara bile. Bu arada, az evvel farkettim ki sen İstanbul'a da çok yakışıyorsun, gel sık sık buralara.

Adsız dedi ki...

Sibelcim, ben mi sizi suçlu hissettirdim bilemedim ama ltf öyle düşünmeyin. Ben daha yemek ve hamur işi olaylrına yeni başladım ve özellikle hamur yoğurmada zorlanıyorum,anlamıyorum aldığı kadar un, toparlanıncaya kadar gibi şeyleri.Yeni yeni çözmeye başladım.))Çok büyük bir keyifle okuyorum yazılarını,teşekkürler güzel tariflerin için,meltem

Sibel dedi ki...

Sibel çok sağol canım, çok incesin. Normal unla da ekmek yapmayı deneyebilirsin tabi ki. İster beyaz unla pamuk gibi, ister kepekli unla, hatta mısır unu-soya unu gibi dilediğin başka unları karıştırarak daha besleyici ve sağlıklı ekmekler yapabilirsin. Sitede epey tarif var, hiçbirini beğenmezsen sonra başka tarifler de yazarım:)

Elvancım asıl ben teşekkür ederim sana! Yazıda unuttuğumu farkettim, bu vesileyle teşekkür etmiş olayım. Benden de sevgiler:)

Burcu demek okudun yazıyı! Beğenmene sevindim. Haklısın, sanırım dergi kuşe kağıt olmadığı için pek canlı çıkmamıştı fotoğraflar ama bu arada ben blog için ayrı çekim yaptım:) Benzedi sanırım Git'teki fotoğraflara. Makinem biraz amatör, o yüzden içime sinmiyorlar aslına bakarsan ama yine de beğenmen güzel. (İstanbul'a da gelmeyi çok istiyorum, hem de nasıl istiyorum bilemezsin!)

Meltem hanım, siz suçlu hissettirmediniz tabi ki, bu benim her zamanki mükemmelliyetçiliğim ve sorumluluk hissimden kaynaklanıyor, bir tarif verince deneyen herkes için herşey yolunda gitsin istiyorum. Yazılarımdan keyif almanıza sevindim, ekmeğinizi de afiyetle yiyin. Annenize sevgiler!

Tülin dedi ki...

Sibelciğim,
Kahvaltı sofran harika.
Günün en önemli öğünüdür. Her sabah mutlaka evden çıkmadan kahvaltı yapılan bir evde büyüdüm. Ve bu alışkanlık şimdi de evimde devam ediyor.
Hele arkadaşlarla yapılan kalabalık pazar kahvaltılarının keyfine diyecek olmaz.

zinnur dedi ki...

Cok zevkle oludum, Sibel'cigim. Kalemine saglik.

Sibel dedi ki...

Tülin, mütevazi bir sofra bu, yine de teşekkür ederim. Ben bazen sofrada sadece peynir ekmek çayla bile mutlu oluyorum:) Ama kalabalık ve bol çeşitli sofraların dediğin gibi tadına doyulmuyor.

Zinnur teşekkür ederim, sevindim keyif almana. Aslında seni sobelemeyi düşündüm ama sonra pastanedeki tadilat aklıma geldi:) Uzun sürmez umarım!

Tülin dedi ki...

Bizim kahvaltılar da öyle abartılı olmuyor canım. Peynir, ekmek, domates, biber, çay olsun yeter.
Bazen fırından ekmek hamuru alıyor kızartıyoruz. Güzel oluyor. En önemlisi ne biliyormusun? Mutlu ve huzur dolu bir sofrada bir kuru ekmek bile yeter.

under the chuyner dedi ki...

sibelcigim cok güzel anlatmissin yalniz benim dikkatimi ceken birsey var, sanada söylemek istedim, kuru kayisi yada incir yerim demissin! benim gida mühendisi bir arkadasim vardi ve kuru inciri kesinlikle tüketmememiz gerektigini cok zararli bakteriler ürettigini söylemisti, tabi aciklamasinida yapmisti ama maalesef ben hatirlayamiyorum.. sevgiler

Sibel dedi ki...

Haklısın Tülin, en önemlisi mutluluk ve huzur. Hepimizin ağız tadı daim olsun dilerim ki.

Under the chuyner, evet ben de duydum bunları. Annem tanıdığı güvendiği köylülerden alıyor bizim yediklerimizi. Yıkayıp sıcak suda bekletip öyle yiyorum ben. Tabi %100 güvenilir mi bilmem ama köy ortamında kurutulmuş meyveler olduğu için atalarımız da bunlarla beslenmiş deyip yiyorum açıkçası:)) Yine de uyarın için teşekkürler (ama içime kurt düşürdün şimdi iyi mi? Bilgisi olan başka arkadaşlar da yazarlar belki görüşlerini)
Sevgiler!

Deniztuzu dedi ki...

Sibelcim başladım nohutludan yapıcam bende karar vermek kolay oldu çünkü evde maya yokmuş
En zoru bitti nohutları kırdım mayayı bekliyorum...
Sevgiyle.

Mutfakta Zen dedi ki...

bir de sibel'in git dergisindeki ege kahvaltıları yazısı var arkadaşlar! hatırlatırım.
sibel aşkolsun neden söylemiyorsun?? gerçi eminim okumayan kalmamıştır dostlarımız arasında ama!
afiyet olsun canım..
tijen

ycurl dedi ki...

Git dergini yurtdisinda bulamayanlar icin internetten yazdigin yaziya ulasmanin imkani var midir acaba?
Siteni hep takip ediyorum Sibel ve inan yazilarini ve fotograflarini cok basarili buluyorum. Tabii denedigim tariflerinin de cok basarili oldugunu belirtmeliyim. Umarim yazilarin blog ile sinirli kalmaz ve Sibel'in kahvesi adi altinda bir kitabin da olur ;)

Pitircik dedi ki...

Merhaba Sibel,
Ben de kahvalti ile yazini zevkle okudum. Benim icin de ozellikle hafta sonu kahvaltilari cok degerlidir. Bu arada bir arkadasin da dedigi gibi Git dergisini internet uzerinden okuyabilir miyiz? Ben biraz baktim nete ama linkini bulamadim. Ellerine saglik!
Sevgiler...

yuvakuran dedi ki...

harika bir yazi olmus. herkese tavsiye ederim tebrikler selamlar

Sibel dedi ki...

Sibelcim, hadi bakalım ben de merakla bekliyorum. Mayanı üşütme, kışın daha kolay üşüyor:) Kolay gelsin!

Tijen ablacım söylemiştim aslında ama arada kaynadı sanırım:) Neyse, diğer sayı çıkınca onu daha iyi duyurayım:)) Sağolasın!

Ycurl & Pıtırcık, Git internetten okunamıyor malesef. Belki yakınlarınızdaki büyük bayilerde ya da kitapçılarda hala bulabilirsiniz. 2 aylık bir dergi olduğu için daha bu ay sonuna kadar piyasada bulma şansı var. Yine de bugün editörüme mail atayım, olur derse sitede hemen yayınlarım yazıyı:) Güzel sözleriniz için de çok teşekkür ederim!

Sağolun Haluk bey!

sevim dedi ki...

hımmm ama ben de istiyorum böyle abla kahvaltısı yemek :( ama en son ne zaman böyle bir kahvaltı sofrasına seninle birlikte oturduk hatırlamıyorum. izin günlerimizin farklı olmasından kaynaklanan birşey bu tabi ki ama senin omletlerinin tadını özledim :(
buarada burda görünce o kahvaltı sofrasını ne kadar şanslı olduğumuzu düşündüm birden :)
yer fıstığım çubuk krakerim..

Sibel dedi ki...

Ablasının minik kuşu, ben sana yaparım yine omlet! Söz, ilk fırsatta.

fethiye dedi ki...

Sibelcigim, musaitiz ve haftasonu kahvaltiya bekliyoruz :) Sonra da yazimizi yazariz insallah?

Dilek dedi ki...

Ah ah resimleri görünce aklima türkiyem geldi...Bende egeliyim ve cökelege aydin peynirine, domatesine, börülcesine iste herseyine hasretim...
Allah kismet ederse Ekimde gitmeyi düsünüyorum. Insallah hepsinden yiyebilirim ki mevsimi gecmis olucak cogu seyin...malesef.
Bir baska yaza kaldi artik:)
Bana güzel anilarimi hatirlatigin icin tesekkür ederim.
Ayrica, bir baska sayfanda bir teyze görmüstüm...hani su acik renkli patlicanlari satan, kendi sagmis oldugu sütleri pet sisede duran... iste onu görünce hemen babaannem aklima geldi, hemen aradim ama mesguldu ne yazik ki.
Sana tesekkür etmek istedim...Sagol.
Benim icin sööööyle derin bir ege havasi cekersen ayriyetten sevinirim.
Saglicakla,