Zeytinli Ekmek




Zeytinli ekmek (ya da kek) yine bir Tijen İnaltong tarifi! Meyve Ağacından Hikayeler'de, kutsal meyve zeytini anlattığı bölümde bir Kıbrıs tarifi olan zeytinli ekmekten bahsediyordu. Ben de ne zamandır denemek istiyordum. Bu aralar yine bu tarife rastladım ve "neden denemiyorum ki?" dedim. Sonrası kolları sıvayış, mutfağa giriş ve bir süre sonra fırından gelen muhteşem kokuları içime çekerek "çoktan yapmalıymışım çoktaan!" diye hayıflanış...

Zeytin hayatımın çok önemli bir bölümünü kapsıyor. Zeytinsiz bir kahvaltı sofrası düşünemem. Sırf kahvaltı da değil; zeytini makarna soslarıma koyarım, salatalarıma atarım, pizzalarıma mutlaka serperim, ezmesini ekmeğe sürüp yemeye bayılırım. Zeytinli tariflere de ayrı bir sempatim var bu yüzden. Zeytinli poğaçaları ve bu tür ekmekleri de çok seviyorum.

Bu ekmek, benzeri tariflerin aksine yapıldığının ertesi günü ve hatta sonraki gün de tazeliğini ve yumuşaklığını koruyordu. Misler gibi kokusunu da tabii! Eğer zeytini ve yağını seviyorsanız hiç düşünmeden deneyebilirsiniz.


(8 kişilik)Malzemeler:

- 3 yumurta
- 1/2 su bardağı zeytinyağı
- 1 su bardağı süt
- 3 su bardağı un*
- 1 su bardağı çekirdekleri çıkarılmış zeytin (siyah-yeşil zeytin karışık kullandım)- 1 çay kaşığı karbonat
- 1 tatlı kaşığı tuz
- 1 tatlı kaşığı kuru nane**
* Kitapta unun yarısının tam buğday unu veya mısır unu olarak kullanılabileceği yazıyordu, ben tam buğday unu kullandım. Bir de mısır unu ile deneyeceğim sonra, eminim öyle de güzel olur.
** Kuru nane yerine taze nane veya dereotu da kullanılabilirmiş, ben kuru nane kullandım.

Yapılışı:

1. Derin bir kase içerisinde yumurtaları mikserle iyice çırpın.

2. Zeytinyağını ve sütü ekleyip karıştırın.

3. Elediğiniz ve tuz + karbonat eklediğiniz unu karışıma yavaş yavaş ekleyin ve pütürsüz bir hamur elde edene kadar karıştırın.

4. Zeytinleri (iriyse doğrayabilirsiniz), naneyi veya dereotunu ekleyip kaşıkla karıştırın.

5. Hamuru yağlanmış kek kalıbına (ben baton kalıp kullandım) veya küçük muffin kalıplarına döküp 180 derece önceden ısıtılmış fırında 35-40 dk kadar pişirin. Ilık olarak servis yapın.


Tabaktaki güzeller, babaannemin kırma zeytinleri! Benim en sevdiğim zeytin:) 

Zeytinyağlı Yerelması




Yerelması malesef yeni keşfettiğim (itiraf etmek gerekirse geçen yıl) bir sebze. Bu geç tanışma için gerçekten çok üzgünüm! Benim gibi bir sebzeoburun bile keşfedemediği şeyler kalıyormuş demek ki. Şeker gibi bir sebze yerelması. Tıpkı patates gibi toprak altında yetişiyor. Oldukça besleyici, faydalı ve çok da lezzetli. Zahmetli bir soyma / temizleme süreci olsa da, çabucak pişmesi ve lezzetiyle kendini sevdiriyor. Bu yılın ilk yerelmasını geçenlerde yaptım ve "çok özlemişiz yahu" diyerek annemle bir oturuşta hepsini yedik.

Yerelmasını pişirdikten sonra biraz bekletip ılık olarak yemenizi tavsiye ederim. Pek çok zeytinyağlı gibi asıl lezzetini piştikten bir süre sonra sunar. Hatta ertesi gün daha bir leziz olur! Ben iş çıkışında vaktim kalmadığından geceden yaptım, ertesi akşam hafifçe ısıtarak yedik.

Malzemeler: (2-3 kişilik)

- Yarım kg yerelması
- 1 adet kuru soğan
- 3 diş sarımsak
- 1 adet havuç
- 1/2 çay bardağından biraz az zeytinyağı
- 1 yemek kaşığı pirinç
- 1/2 limon suyu
- Deniz tuzu

Yapılışı:

1. Önce derin bir kasede limonlu su hazırlayın ve yerelmalarını soyarak bu suya atın. Limonlu su kararmalarını önler.

2. Soğanı ve sarımsakları ince ince kıyın, havucu dilimleyin, hepsini zeytinyağında biraz kavurun.

3. Limonlu suda bekleyen yerelmalarını yıkadıktan sonra irice doğrayın. Pirinçle aynı anda tencereye ekleyin. Limon suyunu da ekledikten sonra kapağını kapatın ve kısık ateşte pişmeye bırakın.

4. Eğer kendi suyu yeterli gelmezse 1/2 çay bardağı kadar su ekleyebilirsiniz (ben ekledim). Tuzunu da ekleyin, pirinçler piştiğinde ocaktan alın. Ilık olarak servis yapın. Dilerseniz serviste üzerine dereotu serpin.

Not: Limon suyunu yemeği pişirirken eklemek yerine, yerken üzerine de sıkabilirsiniz. 

Meyveli Kek



Yılmaz’a göndermek için yaptığım meyveli kekin tarifine geldi sıra..
Annem ıslak kek yapacaktı, ben de kek yapmak istiyorum deyince o zaman sen de başka bir kek yap dedi. Evde bolca portakal kabuğu şekerlemesi ve kuru meyve olduğundan meyveli kek yapmaya karar verdim. Streçe sarıp bütün hâlde kargo ettiğim için maalesef dilim fotoğrafı sunamıyorum ama ucundan kopan bir parçanın tadına baktım, oldukça güzeldi.

Geçen kış portakal reçeli yapmış, acı olmaması için rendelediğim dış kabukları atmayıp şekerleme yaparak değerlendirmiştim. Ama buzdolabında hala bir önceki kıştan kalan şekerleme duruyordu! Sanırım daha sık portakallı tarif yapmalıyım. Belki pek çoğunuz biliyordur, bu şekerlemeyi yapmak oldukça kolay. Yediğiniz (ya da benim gibi reçel yaptığınız) portakalların kabuklarını atmıyor, rendeliyorsunuz. Kabuk miktarı kadar toz şekerle karıştırıp cam bir kavanoza koyuyorsunuz. Sonra da keklerinize, kurabiyelerinize hoş koku vermek için bundan 1 tatlı kaşığı ekliyorsunuz! Örneğin ben bazen 1 portakalın kabuğu gereken tariflerde 1 yemek kaşığı şekerleme kullanıyorum, tabii tarifteki şeker miktarını azaltarak. Portakal mevsiminde değilken çok güzel bir çözüm…

Malzemeler:

- 125 g tereyağı
- 1 su bardağı pudra şekeri
- 5 adet yumurta
- 2 su bardağı un
- ½ paket vanilya
- 1 paket kabartma tozu
- 3 yemek kaşığı kuru üzüm
- 2 adet kuru incir
- 2 adet kuru kayısı
- 1 yemek kaşığı portakal şekerlemesi
- 1 limon kabuğu rendesi
- 1 yemek kaşığı limon suyu
- 1 yemek kaşığı iç yeşil fıstık

Yapılışı:

1. Kuru kayısı ve inciri küçük küçük doğrayın. Kuru üzüm ve kayısı parçalarını sıcak suda bir müddet bekletin. Daha sonra sudan çıkarıp kağıt havlu arasında kurulayın ve incirleri de bunlara ekleyip tümünü una bulayın.

2. Derin bir kabın içerisinde yağ ve pudra şekerini krema haline gelene kadar mikserle çırpın.

3. Yumurta sarılarını teker teker ilave edin, her ilavenin ardından iyice çırpın.

4. Un, vanilya ve kabartma tozunu ekleyin, malzeme özleşene dek karıştırın.

5. Önceden hazırladığınız kuru meyveleri, portakal şekerlemesini, limon kabuğunu, limon suyunu ve fıstık parçalarını hamura ekleyip karıştırın.

6. Ayrı bir yerde yumurta aklarını kar haline getirdikten sonra hamura yedirin.

7. Hamuru yağlanmış kek kalıbınıza boşaltın, önceden 180 derece ısıtılmış fırında 40 dk kadar pişirin.

Meyveli kek yanına 1 bardak süt çok güzel gider! Tabii ki çay veya kahveyle de afiyetle yenebilir:)

Keki deneyip dilim fotoğrafını gönderen sevgili Hatice (Berceste)'ye teşekkür ediyor, tarife ekliyorum.

Yoğurt Tatlısı

Annemin eskiden en sık yaptığı tatlılardan biriyken, sağlıklı besleneceğiz, şekerden uzak durmalıyız diye diye unuttuğumuz tatlardan birine iade-i itibardır...

Yoğurt Tatlısı tarifi

Gelenekseldir, unutulmamalıdır. Ama küçük bir porsiyonla yetinilmeli, abartılmamalıdır da... Hatta mümkünse yılda bir kez filan yenmeli, benim yaptığım gibi kalanı paket edilip şerbetli tatlı sayıklayan birine gönderilmelidir!

Yılmaz'ın "acil gıda yardımı" listesinde "şerbetli bir tatlı" da vardı. Aklıma ilk gelen yoğurt tatlısı oldu; hem denemek istediğimden, hem de Yılmaz'ın sevdiğini bildiğimden. Bu kadar kolay olduğunu tahmin etmiyordum. Tek endişem şerbetiydi, tutturabilir miyim tutturamaz mıyım derken bir de baktım tam kıvamında olmuş. Annem Yılmaz'ın paketini sardıktan sonra tepsinin dibini sıyırırken "bundan sonra yoğurt tatlısı'nı sen yapıyorsun" dedi. Bu herhalde ondan alabileceğim en önemli iltifatlardan biri! Yaptığım her şeyi yemeyen babamsa, kalan 2 dilimi yedikten sonra gerisini sorduğu için (bu da onun en büyük iltifatıdır!) dün akşam bu tatlıyı tekrar yaptım...

Malzemeler
  • 3 kahve fincanı yoğurt (suyu süzülmüş)
  • 4,5 kahve fincanı pudra şekeri
  • 3 adet yumurta
  • 1/2 kahve fincanı eritilip ılıtılmış tereyağı
  • 6 kahve fincanı un
  • 1 paket kabartma tozu
* Kahve fincanı = Türk kahvesi fincanı

Şerbeti için:
  • 3 su bardağı toz şeker
  • 3 su bardağı su
  • 1 tatlı kaşığı limon suyu
Yapılışı
  1. Öncelikle şerbeti hazırlayın. Şekeri ve suyu kaynatıp, kaynadıktan birkaç dakika sonra limon suyunu ekleyin, 1-2 dk daha kaynatıp ocaktan alın, soğumaya bırakın. Şerbet iyice soğuduktan sonra hamuru hazırlamaya geçin.
  2. Hamuru hazırlamak için, derin bir kabın içine yoğurdu alın. Pudra şekerini ekleyin, mikserle çırpın. Yumurtaları ve tereyağını ekleyin, çırpmaya devam edin.
  3. Kabartma tozu karıştırılmış unu yavaş yavaş ekleyerek mikserin düşük devrinde malzemeler birbirine karışana dek çırpın.
  4. Hamuru yağlanmış yayvan bir fırın tepsisine dökün, önceden 180 derece ısıtılmış fırında 40 dk kadar pişirin.
  5. Fırından aldığınız tatlı hamurunu hemen baklava şeklinde dilimleyin (böylece şerbeti daha iyi çeker), soğumuş şerbeti sıcak hamurun üzerine bekletmeden dökün. Üzerini bir tepsiyle kapatarak soğuayana kadar bekletin. Dilerseniz üzerine hindistan cevizi serperek servis yapın.
Yoğurt Tatlısı Tarifi

Hurma Ekmeği (Keki)



Bütün bir pazar gününü mutfakta geçirmek, yorucu olduğu kadar dinlendiricidir de benim için. Ertesi güne, yani yeni haftaya hazırlık yapılacaktır, bütün hafta biriktirilmiş ufak tefek işler de vardır ama vaktimin en büyük kısmını mutfağa ayıracaksam keyifli olurum. Yorulurum belki ama ruhum dinlenir.

Bu kez sinemada görmek istediğim pek çok film vardı ve en az birini kesin izleyecektim. Dolayısıyla mutfağa fazlaca vakit ayıramayacağımı düşünüyordum. Ama İstanbul'daki kardeşim Yılmaz koli istediğini ve bazı ihtiyaçların yanı sıra "acil gıda yardımı(!)" gerektiğini söyleyince dayanabilir miydim? Sonuçta tüm gün mutfakta geçti, neyse ki telaşımıza rağmen hiçbir sorun çıkmadı, annemle hazırladığımız her şey güzel oldu. Annem ıslak kek, ıspanaklı tepsi ve tava börekleri hazırladı. Ben de meyveli kek, klasik çikolatalı kurabiye ve yoğurt tatlısı yaptım. Pazar günleri genelde yaptığım üzere akşam yemeğini de ben yaptım, yemek sonrası evde ekmek kalmadığını fark edince de sevgili Mine'nin tarifinden bagel yaptım. Epey yoğun bir faaliyet vardı yani mutfakta, bolca da güzel koku tabii...

Sizinle tarifleri paylaşacağım yavaş yavaş. Ama bu güzel hurma ekmeği cumartesi akşamı yapıldığı ve sırasını kimselere vermek istemediği için öne geçti! Aslında kek elbette ama tarifi okuduğum yerden böyle not etmişim (1 yıl önce! Bir de nerede okuduğumu not etseymişim)...

Düzeltme: Sevgili Aylin Öney Tan, sağolsun tarifi kendisinin verdiğini hatırlattı. Ben de hemen düzeltme yapmak istedim. Tarifi geçen sene Cumhuriyet Dergi'de vermiş ve aynı tarifi Ayfer Ünsal Sofra dergisinde kendisinden alıntı yaparak yayınlamış. Aylin Hanım bunun bir İngiliz tarifi olduğunu söylüyor. "İngiltere'de bizim Vakıflar benzeri birçok eski eser yapıya sahip olan ve onları korumak ile yükümlü olan National Trust'ın derlediği tarihi tariflerden biri.... Bu tarif "The National Trust Book of Tea-time Recipes" kitabında yayınlandı. Derleyen Jane Pettigrew, basım 1991" diyor. Bilgileri ve tarifi paylaştığı için Aylin Hanım'a çok teşekkür ediyorum!

Hurmalı bir tarif denemek istiyordum ne zamandır. Özellikle de buzdolabında duran, kimselerin beğenmediği hurmaları gördükçe... Hurmanın pek çok cinsi oluyor ve tümü aynı lezzette olmuyor tabii. Bu hurmalar ne cinsti bilmiyorum ama pek güzel değillerdi. Ben de bol hurma kullanılan bu tarifle onları değerlendirmek istedim. Sonuç tahmin ettiğimden de güzel oldu. Hurmanın keke verdiği lezzet inanılmaz! Baharatlar da cabası. Bu sabah iki dilimi birden hiç çekinmeksizin yerken niye daha önce denememişim diye düşündüm.


Malzemeler:
- 250 g hurma
- 100 g esmer şeker
- 75 g tereyağı
- 150 ml su
- 2 köy yumurtası
- 150 g tam buğday unu (kepekli un)
- 100 g beyaz un
- 1/2 paket kabartma tozu
- 50 g ceviz (iri parçalar halinde)
- 1 çay kaşığı yenibahar
- 1 çay kaşığı zencefil
- 1 çay kaşığı tarçın
- 1 yemek kaşığı kavrulmuş susam

Yapılışı:
1. Hurmaların çekirdeklerini çıkartıp 2'ye veya 3'e bölün. Ekmek dilimlerinde fotoğraflardaki gibi görünür olmasını istiyorsanız fazla küçük parçalara bölmeyin.

2. Hurmaları, esmer şekeri, tereyağını ve suyu bir kaba alın. Kısık ateşte kaynama noktasına gelene kadar arada karıştırarak tutun (kaynatmayın / pişirmeyin). Ateşten alıp ılınmaya bırakın. Bu arada fırınınızı da 180 dereceye ısıtın.

3. Derin bir kâsede yumurtaları mikserle çırpın. Ilınan hurmalı karışımı ekleyip karıştırın.

4. Başka bir yerde unları, kabartma tozu, baharatlar ve ceviz parçalarını karıştırın. Tümünü diğer karışıma yedirin. Hepsi iyice karışınca yağlanmış, unlanmış baton kek kalıbına dökün (ebatlarını ölçmedim ama benim kullandığım küçük bir kalıp).

5. Hamurun üzerini düzeltin ve susamı serpin. Isınmış fırında 45 dk kadar pişirin.


Ekmek-kekiniz pişince incecik dilimler kesip ister benim gibi çayın / kahvenin yanında, ister tarifte tavsiye edildiği gibi üzerine tereyağ sürerek sıcak sıcak yiyebilirsiniz! Her şekilde seveceğinizi düşünüyorum...

Çikolatalı Pasta




Sevgili kuzenim Emine şahane bir kız bebek getirdi dünyaya: Zeynep Eylül! Biz de geçen Cumartesi akşamı gittik ziyaretlerine...

Taze anne için bol çikolatalı bir pasta yapmak istedim, tam da sevdiği gibi. Pastayı Cumartesi tam gün çalıştığım için Cuma akşamından yaparak mecburen buzdolabında 1 gün beklettim. Ama iyi ki öyle yapmışım; çünkü bitter çikolata, kakao ve tereyağı içeren kek, yoğun çikolata sosunu iyice çekince ertesi gün tam ideal kıvama gelmişti.

Gittiğimiz akşam Emine, Semih ve bebişlerinin başka ziyaretçileri de vardı. Toplam 11 kişiydik ama neyse ki pasta herkese yetti. Hatta serviste 12 dilime böldüğüm için Emine'ye fazladan bir dilim bile kaldı:) Gerçi ikinci dilimi soranlar olmadı değil! Sanırım yaptığım hiçbir pasta bu kadar kısa sürede bitip bu kadar çok övgü almamıştı. Çikolata herkesi mutlu ediyor galiba...

Servis sırasındaki karışıklıkta dilim fotoğrafı çekmem mümkün olmadı. Ama oldukça koyu renkli, bol kakao ve çikolatalı bir dilim pasta düşünebilirsiniz değil mi:)

Malzemeler:

Kek için:- 75 g bitter çikolata
- 150 ml yoğurt
- 100 g toz şeker
- 100 g tereyağı (oda sıcaklığında)
- 4 yumurta (oda sıcaklığında)
- 225 g un
- 2 yemek kaşığı kakao
- 1 paket kabartma tozu

Sosu için:
- 6 yemek kaşığı süt
- 50 g bitter çikolata
- 65 g tereyağı
- 300 g pudra şekeri
- 2 yemek kaşığı kakao

Yapılışı:


1. Keki hazırlamak için öncelikle çikolatayı küçük parçalara bölün. Yoğurt ve 75 g şeker ile birlikte küçük bir kaba alın. Kısık ateşte çikolata eriyene kadar -arada karıştırarak- ısıtın. Ocaktan alıp soğumaya bırakın.
2. Şekerin kalanı ile tereyağını mikserle krema kıvamına gelene dek çırpın. Hazırladığınız erimiş çikolata karışımını ekleyin, çırpın. Ardından yumurtaları tek tek ve her defasında iyice çırparak ekleyin.
3. Kakao ve kabartma tozu ile birlikte elenmiş unu azar azar ekleyerek karışım bütünleşene dek karıştırın.
4. Dibine yağlı kağıt serilmiş ve kenarları yağlanmış 24-26 cm çapında yuvarlak bir kek kalıbına hamuru boşaltın. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında 35 dk pişirin. Piştikten sonra ilk sıcaklığının geçmesini bekleyip kalıptan çıkarın. Soğumasını bekleyin.
5. Bu arada sosu hazırlamak için; süt, kıyılmış çikolata ve tereyağını bir kaba alıp ısıtın. Sadece malzemeler eriyene kadar ateşte tutun, daha sonra ateşten alıp beklemeden elenmiş pudra şekeri ve kakaoyu ekleyin. Tahta bir kaşıkla iyice karıştırın. Arada tekrar karıştırarak soğumaya bırakın.
6. Keki ip yardımıyla kestikten sonra arasına çikolata sosunuzdan sürün. Üst parçayı da kapatıp kekin tamamını sosla kaplayın. Üzerini dilediğiniz gibi süsleyin. Sosun katılaşabilmesi için pastanızı servisten önce en az 2 saat buzdolabında bekletin. Daha fazla bekletirseniz daha da güzel sonuç alırsınız...

Tam Buğdaylı Çiçek Ekmek


Ben bu tür ekmekleri çok seviyorum. Üniversitedeki son yılımda Ankara Kurtuluş'ta yaşıyordum. Hemen altımızda bir fırın vardı ve her saatte açıktı. Ne zaman istesek taze sıcak ekmek bulabilmek büyük lükstü doğrusu! Oradan en çok çiçek ekmek alırdım, bir de simit şeklinde yaptıkları kocaman ekmeklerden. Özellikle o bol susamlı simit-ekmeklerle kahvaltı yaparken kendimizi kaybederdik. Hayatımda unutamadığım lezzetlerdendir. Bir daha hiçbir yerde görmedim o dev simitleri.

Çiçek ekmeği yaparken kafamda bunun bir çiçek ekmek olacağı yoktu doğrusu. Sadece annemin bir önerisini uyguladım ve tepsiden bir çiçek ekmek çıktı! Şöyle ki; annem küçük somunlar yaptığımı görünce "pişirmek için küçük bir kap kullan, fırın tepsisine koyarsan yayılırlar ama küçük kaba koyarsan yayılacak yer bulamayıp üste doğru kabarırlar" demişti. Bu bana da mantıklı geldi ve 26 cm çapında yuvarlak bir fırın kabı kullandım. 8 somunu kaba ancak çiçek şeklinde sığdırabildim tabii. Neye benzeyeceğini merakla beklerken ilk çiçek ekmeğimi elde edince çocuk gibi sevindim!

Malzemeler:

- 200 g tam buğday unu
- 200 g beyaz un
- 1.5 çay kaşığı deniz tuzu
- 1 çay kaşığı esmer şeker
- 1/2 paket yaş maya
- 120 ml ılık süt
- 170 ml ılık su (yaklaşık)

Yapılışı:

1. Unları derin bir kabın içinde tuz ve şekerle karıştırın. Ortasına bir havuz açın.

2. Ilık sütü açtığınız havuza döküp, mayayı ufalayın. Parmak uçlarınızla ezin. Üzerine biraz un serpip 20 dk kadar bekletin.

3. Ilık suyu azar azar ekleyerek hamuru yoğurmaya başlayın. Su ve un miktarlarını hamurunuzun kıvamına göre ayarlayabilirsiniz. İyice yoğurduktan sonra üzerini zeytinyağı ile yağlayarak yoğurt ısısındaki fırına koyun, 1-1.5 saat kadar mayalanmaya bırakın.

4. Mayalanan hamuru alın, hafifçe yoğurup 8 parçaya bölün. Küçük bir fırın kabına yağlı kağıt serip somunları yanyana sıkı bir şekilde yerleştirin.

5. Fırını 230 dereceye getirin, fırın ısınana kadar (10-15 dk) somunlar da tekrar kabaracaktır.

6. Somunların üzerlerine bir fırça ile süt sürerek fırına verin.



Peynirli ve Cevizli Erişte



Geçen akşam Şirince eriştelerimle bir de cevizli erişte pişirmek istedim. Zaten erişteyi en çok böyle seviyorum. Bu kez uyguladığım tarif Tijen İnaltong - Mutfakta Zen'den. Cevizli erişte tarifleri aşağı yukarı aynıdır, ama benim bu tarifi özellikle sevmemin nedeni eriştelerin haşlanmadan, suyu çektirilerek pişiriliyor oluşu. Daha doğrusu bu pişirme yöntemini benim bu kitaptan öğrenişim:) Böylece eriştenin besin değerleri ve lezzeti korunmuş oluyor.

Sonuçta leziz bir yemek oldu. Yanında patlıcan kavurmamız vardı, yoğurtlu. Çok yakıştılar birbirlerine! Sağolasın Tijen abla deyip tarife geçiyorum hemen. Ufak tefek değişiklikler yaptım, parantez içinde belirteceğim onları da.

Malzemeler: (2-3 kişilik)

- 2,5 su bardağı ev eriştesi
- 2,5 su bardağı kaynar su
- 200 g ezilmiş az yağlı beyaz peynir veya tulum peyniri (bu miktar bana fazla geldiği için 50 g beyaz peynirle 50 g tulum peynirini karıştırdım)
- 1/2 su bardağı ceviz
- 4 yemek kaşığı zeytinyağı
- 1/2 su bardağı yeşillik - maydanoz, dereotu, taze soğan (maydanoz ve dereotunu karıştırdım)
- 3 diş sarımsak
- Karabiber, pul biber, deniz tuzu (peynirlerin tuzu yeterli geldiğinden ben tuz eklemedim)

Yapılışı:

1. Bir tabakta erişte haricindeki tüm malzemeyi karıştırın.

2. Erişteleri verilen miktardaki suda, tencerenin kapağı yarı kapalı olarak haşlayın.

3. Erişteler yumuşayıp suyunu çekince peynirli malzemeyi ekleyin, 1 dk çevirip servis yapın.


Erişteli Yeşil Mercimek Çorbası

Favori çorbalarımdan birinin tarifini vermek istedim. Midenize yemekten önce bir tas sıcak çorba göndermek onu rahatlatır, çok fazla yemenize de engel olur. Bilmeyenler ya da anımsamak isteyenler için işte erişteli yeşil mercimek çorbası:


Malzemeler:

- 1 çay bardağı yeşil mercimek
- 1 su bardağı ev eriştesi
- 90 g tereyağı
- 1 adet kuru soğan
- 1 yemek kaşığı ev yapımı salça
- 6 su bardağı su
- Deniz tuzu, kuru nane, pul biber

Yapılışı:

1. Önceden yıkayıp suda beklettiğiniz yeşil mercimeği haşlayın. Suyunu süzebilirsiniz ama çorba yapacağınız su için bunu kullanırsanız daha besleyici olur.

2. Tencerede yağı eritin, küçük doğranmış soğanları kavurun.

3. Salçayı, suyu, haşlanmış mercimekleri ve erişteyi ilave edip karıştırın.

4. 15 dk kadar kapağı yarı kapalı olarak pişmeye bırakın.

5. Erişteler yumuşadığında çorbanızı ocaktan alın, kaselere boşalttıktan sonra kuru nane ve pul biber serperek servis yapın.

Ben bu çorbada Şirince'den aldığım erişteleri kullandım. Gerçekten güzel oldu, tereyağından dolayı hem çok lezzetli hem de besleyici. "Tam bir iftar çorbası bu" dedi annem.

Zeytinyağlı Pırasa



Fatoş teyzemin bu güzelim yemeğine ancak sıra geldi! Muğla Yenice'de geçirdiğimiz hafta sonunda ben "akşam yemeğine özel bir şey istiyorum!" deyince Fatoş teyzem bunu yapmıştı benim için. O benim "özel bir şey" deyince bahçe mahsulleriyle yapılmış bir yemeği kastettiğimi bilir:) Kullanılan tüm malzeme tazecik ve doğaldı. Pırasalar hemen toplandığı yerde temizleniverdi, bahçedeki çeşmenin altında yıkanıverdi, mutfağa alınıp pişiriliverdi:) Ben de kedi gibi sağında solunda dolaştım tabii.

Bazıları pırasa sevmez, ben bayılırım. Bana ot olsun, sebze olsun! Şuna da eminim ki, pek sevilmeyen sebzelerin bile yemeği çok iyi yapıldıysa ve eğer tuzuyla, yağıyla, salçasıyla kişinin damak tadına uyuyorsa sevilebilir.

Annem pırasanın sadece yeşil kısımlarını incecik doğrayarak ve Fatoş teyzenin kullandığından çok daha az domates koyarak pırasa kavurması yapar, onunki bu yüzden susuz olur. Ama nefis olur! Bir de klasik pırasa yemeğinin yanına muhakkak kurutulmuş biber kızartması yapar ki, kızartma pek yemeyen ben buna asla hayır diyemem! Çok yakışır çook...

Ve işte Fatoş teyzemin "artist olacak, dur güzel bir tabağa koyayım" dediği şahane yemeğinin tarifi:

Malzemeler:

- 1 kg pırasa*
- 3 orta boy domates
- 1 çay bardağı zeytinyağı
- 2-3 adet kırmızı biber
- 1 tatlı kaşığı toz kırmızı biber
- Tuz

* Eğer sadece yeşil kısımlarını kullanırsanız 1 tane de kuru soğan doğrayın.

Yapılışı:

1. Pırasaları temizleyip yıkayın, ince ince doğrayın. Kullanacaksanız soğanı ve kırmızı biberleri doğrayın. Domatesleri de küp küp doğrayın.

2. Zeytinyağını çelik tencerede ısıtın, kırmızı biberleri (soğanla birlikte) kavurun.

3. Domatesleri ekleyin, kırmızı toz biber ve tuzunu da ekleyerek 5 dk kadar kapağı kapalı olarak pişirin.

4. Pırasaları ekleyin, kapağını kapatın. 1 dk sonra kapağı açıp şöyle bir karıştırın, tekrar kapatın. Çelik tencerede yüksek ateşte 5 dk içinde pişecektir, zaten ateşi kapatınca da bir müddet pişmeye devam eder diye not ettirdi Fatoş teyze.


Mini Ekmekler



Aslında bu pufidik ekmekler daha önce yayınlanması düşünülen tariflerin sırasını çalmış bulunmaktalar... Ama haftaya onlarla başlamak istedim. Dün gece ilerleyen saatlerde fırından çıktıklarında yumuşacıklardı. Tabii tatlarına bakmak bugüne kaldı. Sabah evden çıkarken öğle yemeği için yanıma bir tane alayım diye mutfağa gittiğimde, babamın yumuşak kalması için sofra bezine sardığım ekmekleri hemen keşfedip birini kahvaltıda yediğini fark ettim:)

Poğaçaya benziyorlar ama bunlar aslında mini ekmekler. Bir tanesi tam bir porsiyon. Evdeki nohut mayalı ekmeğin bitmesi ve annemin yeni maya hazırlaması arasında bulduğum bir fırsatta yaptım. Vereceğim ölçülerle 6 adet çıkıyor, biraz daha büyük yapılırsa 5 adet çıkarılabilir.


Malzemeler:

- 1,5 su bardağı beyaz un
- 1/2 su bardağı kepekli un*
- 1/2 paket Pakmaya
- 35 g tereyağı (eritilip ılıtılmış)
- 1/4 su bardağı ılık su
- 1/4 su bardağı ılık süt
- 1 çay kaşığı deniz tuzu
- 1/2 yemek kaşığı esmer şeker
- 1 köy yumurtası (sarısı ve akı ayrı)

* Ekmeklerde kepekli ve beyaz unu normalde eşit oranda kullanıyorum ancak yumuşak olmaları için bu kez daha az kepekli un kullandım.

Yapılışı:

1. Beyaz unu bir kaba koyup ortasını açın. Mayayı bu çukura ufalayıp ılık su ve sütü dökün, parmak uçlarınızla mayayı ezin. Çukurun üzerine biraz un serpin ve 15 dk kadar bekleyin.

2. Şekeri, tuzu, yumurtanın akını, tereyağını ekleyip yoğurun. Kepekli unu azar azar yedirin. Elinize hafif yapışan bir hamur yapın.

3. Hazırladığınız hamuru zeytinyağı ile yağladığınız kapaklı bir kaba koyun, hamurun üzerini de yağlayıp kapağını kapatın. Fırınınızın yoğurt ayarında 1 saat boyunca bekletin (yoğurt ayarındaki fırın ısısı ideal olduğu için fırında bekletilen hamurlar çok güzel mayalanıyor ama siz başka yerde de bekletebilirsiniz, önemli olan hamurun üşümemesi).

4. Hamur mayalandıktan sonra hafif unlanmış zemine alıp tekrar yoğurun. Dilediğiniz büyüklükte bezeler alıp yuvarlayın, yağlı kağıt serilmiş tepsiye dizin.

5. Tepside de 20 dk kadar mayalandırdıktan sonra bezelerin üstlerine yumurta sarısı sürüp 200° fırında 15 dk pişirin. Fırından aldıktan hemen sonra üzerine bir bez örterseniz yumuşak kalır. Siz benim gibi ertesi güne bırakmayın, hemen sıcakken ikiye kesip arasına en sevdiğiniz malzemeleri doldurun ve kocaman bir ısırık alın:)

**********************************

Çok güzel bir film de izledim bu arada! Ondan da bahsetmek istiyorum.
"Charlie and the Chocolate Factory". Küçük kentimizin eski ama yıllardır kapalı olup şimdi yeniden açılan sinema salonunda izlediğim ilk film bu oldu. O salonun açılmasına benim kadar sevinen başka biri var mıdır bilmiyorum ama artık daha sık sinemaya gitme şansımın ve daha bol film seçeneğimin olduğunu biliyorum, bu harika! Kocaman bir paket bitter çikolata aldım yanıma, bolca da kahve. Öyle yapmak gerekiyor çünkü bu filmi çikolata yemeden izlemek mümkün değil! Keyifle izledim Tim Burton'ın son eserini. Onun sinema perdesine yansıttığı masalsı dünyalarını severim, o filmleri içindeki çocuğa teslim ettiği kamerasının çektiğini bilirim. Düş gibi olur Burton filmleri, sizi sinemanın büyülü dünyasına çeker ve yüzünüzde bir gülümsemeyle bu dünyaya kapılıp gidersiniz. (Edward Scissorhands'i kim unutabilir?) Bu kez de çikolata üreticisi Willy Wonka'nın çikolata imparatorluğu için veliaht arayışını anlatmış. Wonka, çikolata paketlerine gizlediği 5 altın bileti bulan 5 çocuktan birini fabrikasını teslim etmek üzere seçecektir ama bu şanslı çocuk ancak çikolata yiyebilmenin değerini bilen olacaktır... Umarım çikolata düşkünleri bu filmi ıskalamamıştır, zira hayal ürünü bir çikolata fabrikasının ne şahane olabileceğini görmek gerek. (Yanınıza bolca çikolata almayı unutmayın!:)