Bademli Baharatlı Kurabiye




Özellikle kek ve kurabiyelerde baharat kullanmayı çok seviyorum. Onları kullanmak üzere tahta havanda döverken büyücü gibi hissediyorum kendimi:) Karanfil gibi inatçı olanları fazlaca ufalanmıyor ama olsun, onların yerken kendini belli etmesini çok seviyorum, karakterli olduklarını düşünüyorum!

Kış kekleri ve kurabiyelerine daha çok yakışıyor baharatlar. Temel özellikleri "ısıtıcı" olmaları ne de olsa. Bu kurabiyede de çeşit çeşit baharat var. Uzun zamandır yapmayı düşünüyordum ama üşeniyordum da yapmaya. Neden olabilir ki? Bademlerden dolayı elbette! Bademleri soyma ve rondoda çekme işlemi fena halde zor geldiğinden:) Nihayet artık daha fazla tembellik etmeyeyim dedim ve denedim. Son zamanlarda yaptığım en güzel kurabiye oldu!

Baharatlı bir çayla veya sevdiğiniz herhangi bir bitki çayıyla birlikte güzel gider. Kahve fincanlarının yanında minik kurabiyeler görmeyi seviyorsanız onun için de ideal. Ben ceviz büyüklüğünde yaptığım için yarım ölçüyle bile 17 adet kurabiyem oldu. Size tam ölçüsünü vereceğim:

Malzemeler:

- 200 g tereyağı
- 1/2 su bardağı pudra şekeri
- 1 yemek kaşığı portakal şekerlemesi
- 1/2 çay kaşığı kişniş
- 1/2 çay kaşığı kakule
- 1/2 çay kaşığı tarçın
- 1/2 çay kaşığı karanfil
- 1 su bardağı çekilmiş çiğ badem
- 1 paket vanilya
- 1 paket kabartma tozu
- 2,5-3 su bardağı un

Yapılışı:

1. Oda sıcaklığındaki yağı pudra şekeri ile birlikte mikserle 2 dk kadar çırpın.

2. Portakal kabuğu rendesini, döverek incelttiğiniz baharatları ve vanilyayı ekleyerek tümü karışıncaya dek çırpın.

3. Mikseri çıkartıp önceden hazırladığınız bademleri ekleyin. Kabartma tozunu ve unu yavaş yavaş ekleyip yoğurarak elinize yapışmayan bir hamur yapın. Hamuru streç filmle sararak buzdolabına koyun, 1 saat bekletin.

4. Dinlenen hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarlayın, yağlanmış tepsiye dizin. Önceden 180 derece ısıtılmış fırında 25-30 dk kadar pişirin.


Kestaneli Kakaolu Kek




Köz üzerinde çıtırtılarla pişen kestanelerin kokusunu duyunca evimi özlerdim...
Ankara yıllarımda yani!
Hani o her şeyin özlendiği, eve dair her ayrıntının anımsandığı (hatta yurt odalarındayken evdeki halının bile özlendiği) üniversite yıllarında...

Ankara'ya kış gelince, kaldırımlarda, sinema köşelerinde kestaneciler olurdu, caddeye insafsızca o mis gibi kokuyu dağıtırlardı. İşte o zamanlarda anne evimi özlerdim... Gürül gürül yanan sobanın üzerinde ne güzel kızarırlardı, kabukları ayrılırken "çıt çıt!" sesi duyulur ve tabii o harika kokusu kaplardı evi. Kızaran kestaneler gazete arasına alınır ve beklenirdi. "Biraz terlesin de kolay soyulsun" derdi babam ama ben sabredemez, elimi dilimi yaka yaka yemeye başlardım:)

Şimdi yine çocukluk evimdeyim, yine soba yanıyor akşamları, yine kestane kızarıyor sobada zaman zaman. Ben yine dayanamıyor, elimi dilimi yakarak yiyorum kestaneyi. Sobada demlenen çayımı yudumluyorum bir yandan, yanına çok yakıştığından... Ve hala, kestane kokusunda evimi özlediğim soğuk Ankara akşamlarını anımsıyorum.

Kestaneyi en çok közlenmiş haliyle severim ama güzel bir kestaneli tatlıya, pastaya, keke, hele de kestane şekerine kolay kolay hayır diyemem! "Yemekbiz" yahoo grubumuzdan Muzaffer Özyaman'ın tarifi olan bu keki denemek aklımdaydı. Nihayet bu hafta sonunda pişirdim.


Biz çok beğendik; bolca kakao ve kahve içerdiği için oldukça yoğun bir aroması var, içindeki kestane parçaları bu yoğun aromayla birleşince çok özel bir lezzet çıkıyor ortaya. Keklerde yoğun aromaları sevenleri, özellikle de kahve ve kakao tutkunlarını bir dilimi fazlasıyla mutlu edebilir. Yanında bir fincan kahve, keyfinizi katlayacaktır!

Malzemeler:
- 240 ml sıcak su (~1 büyük su bardağı)
- 70 g kakao (ben 50 gramlık 1 paket kullandım)
- 2 çorba kaşığı klasik granül kahve
- 2 çorba kaşığı su
- 180 g tereyağı (oda sıcaklığında)
- 180 g esmer şeker (~3/4 su bardağı)
- 2 adet yumurta
- 250 g haşlanmış, soyulmuş kestane*
- 300 g un (2 su bardağı)
- 1 çay kaşığı kabartma tozu
- 1/2 çay kaşığı tuz

* Kestaneleri dilimlerde görünmeleri ve çatala gelmeleri için fazla küçük parçalara ayırmadım, sadece iki-üç parçaya böldüm.

Yapılışı:


1. Bir kapta sıcak su ile kakaoyu iyice karıştırarak eritin. Kahveyi bir bardağa koyup 2 çorba kaşığı su ile karıştırın ve daha sonra kakaolu karışıma ekleyin.

2. Ayrı bir kapta un, kabartma tozu ve tuzu eleyerek karıştırın.

3. Tereyağı ile şekeri mikserle çırpın, teker teker yumurtaları ekleyip çırpmaya devam edin. Kakaolu karışımı da ekleyip çırpın.

4. Mikseri çıkartın, kestaneleri ekleyip kaşıkla karıştırın. En son un karışımını ekleyip yine kaşıkla karıştırın (koyu kıvamlı bir hamur oluyor).

5. 25 cm'lık kelepçeli kalıbı yağlayıp unlayın. Hamuru kalıba boşaltıp 180 derece ısıttığınız fırında yaklaşık 45 dk pişirin. Fırını kapatıp 5 dk daha bekledikten sonra keki fırından alın. Soğuduktan sonra kalıptan çıkartıp servis yapın.

Kahvaltının Mutlulukla İlgisi...






"Yemek yemek üstüne ne düşünürsünüz bilmem
Ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı"

demiş Cemal Süreya...

Sevgili Elvan beni kahvaltı keyfimi paylaşmaya davet edince yine hemen bu dizeler geldi aklıma. Yine diyorum, çünkü Git Dergisi'ne yazdığım kahvaltı yazısına da aynı dizelerle başlamıştım. Öyle değil mi ama, ne büyük mutluluktur güzel bir kahvaltı sofrası! Ağzınızın tadı yerindeyse, uykunuzu aldıysanız, hele bir de güneşli, ıpılık bir sabahsa ve siz balkonda ya da bahçede kahvaltı yapacaksanız... Veya serin, yağmurlu bir sabahsa ama siz evdeyseniz ve çaydanlık buharıyla buğulanmış camlardan bakarak evde olmanın tadını çıkaracaksanız... Tüm gazeteler ekleriyle birlikte salondaki kanepede keyfinizi beklemekteyse! İçinizde tembel bir çocuk, bütün günü böyle geçirsem ne olur ki diye düşünürken kızarmış ekmek kokusu geliyorsa burnunuza...

1. Normal bir günde nasıl kahvaltı yapıyorsun?
Uyanır uyanmaz midem kazınır benim! Gece pek atıştırmam, hafif aç yatarım çoğu kez, sanırım ondan. Güne 1 bardak ılık su içerek başlarım. Sonra yolda kemirmek için yanıma bir-iki kuru kayısı ya da incir alır, servise yetişirim:) Ben de ofiste kahvaltı yapanlardanım. Evden oldukça erken saatte çıktığım için kahvaltımı ofise gelince masamda yapıyorum. 4 kaşık müsliye 1 büyük bardak ılık yağsız süt ekliyorum. Müslinin içindeki kuru meyve ve tahılların yumuşaması için 10 dk kadar bekledikten sonra çoğu kez 1 elma, bazen diğer mevsim meyvelerinden doğruyorum içine. Ve bu kahvaltıyı gerçekten çok seviyorum. Doyurucu ve besleyici, üstelik güne başlarken pek çok temel besini almamı sağlıyor.

2. Hafta sonu nasıl kahvaltı yapıyorsun?
Hafta sonu deyince sadece Pazarım var maalesef... O günün kahvaltısı da elbette çok önemli oluyor! Bazen akşamdan bir şeyler hazırlıyorum, bazen de sabah biraz erken kalkıp poğaça, krep, omlet, özel bir ekmek gibi şeyler yapmayı seviyorum. Kışın bazen portakal-mandalina-greyfurt suyu içerim kahvaltıda. Yazın domates ve yeşillik eksik olmaz. Mutlaka yumurta yerim, bazen omlet şeklinde, bazen de haşlayarak. Ve tabii kızarmış ev ekmeğimiz vardır. Bir de en sevdiğim peynir, keçi peyniri, kocaman bir dilim:)
Annemle sofrada uzun uzun oturup sohbet eder, günümüzü planlarız. Bütün hafta sadece kahve içen biri olarak, pazar kahvaltısında sevdiğim keyif çayım vardır, onu da Radikal'e göz atarken yudumlamaya bayılırım.

3. Ne zaman kahvaltı yaparsın?
Hafta içi 08.00-08.30 arası, pazar günleri 10.00-11.00 gibi... Çay keyfiyle birlikte bu süre 11.30'a kadar uzar genelde...

4. Belirli aile gelenekleri veya inanışlarıyla büyüdün mü? Bunlar hangileri?
Pek çok Türk ailesinde olduğu gibi bizde de sofraya hep birlikte oturulur kuralı egemendi ben küçükken.. Sonraları hayat şartları bu kurala pek de uyulamamasını getirdi tabii.. Babam evdeyse hiçbir öğün geçiştirilmez, mutlaka sofraya oturulurdu, hala öyledir. Ama o yokken biz öğle yemeklerini genelde geçiştirir, onun yerine geç saatte ve uzun uzun kahvaltı yaparız. Bir de tabii ki kahvaltısız evden çıkılmaz, mecburen çıkılırsa da bir şekilde yolda, gidilen yerde muhakkak bir şey yenir. Kahvaltı alışkanlığı öyle yerleşmiştir ki bende, üniversite hayatım boyunca öğrenci evimde bile "lüks" kahvaltılar hazırladım, uyanınca bir şey yiyemediklerini söyleyen ya da kalkar kalkmaz kahve-sigara içen arkadaşlarıma hep şaşırdım.

5. Beslenme çantanı düşündüğünde neler hatırlıyorsun?
Bol bol şokellalı ekmek dilimleri hatırlıyorum! Ve yanıma gelip "her gün şokella her gün şokella! dişlerin ne olacak?" diye kızan sevgili Gülgün öğretmenimi... Haklıydı!

6. Senin için lüks bir kahvaltı nedir?
Lüks kahvaltı deyince; mümkünse açık havada, ya da şık bir kafede, bol seçenekli bir kahvaltı geliyor aklıma. Hazır olana kadar açlık başıma vurmamışsa ve bunun için erkenden uyanmak zorunda kalmamışsam bu bile lükstür ya:) Şaka bir yana, kendi hazırladığım, emek verdiğim, bol çeşitli bir kahvaltı da lükstür benim için. Yeter ki bolca zaman ve hafta sonu gazeteleri yanımda olsun.

7. Nasıl, nerede ve ne zaman severek kahvaltı etmek istersin?
3 cevap hakkım var mı?
Dilediğim gibi yayılarak evimde, mümkünse uyandıktan sonra hemen...
Bol çeşitli, büyük ve kalabalık bir sofrada, sevdiğim insanlarla...
Tek başıma, deniz kıyısında, sabahın erken bir saatinde, simit-peynir-çayla...

8. Hayatında hatırladığın çok özel bir kahvaltı var mı?
Onu özel veya ilginç kılan ne?
1 Ocak 2005.
Kız kardeşim Sevim'le İstanbul'dayız.
Güzel bir yılbaşı gecesinin ardından, uslu kızlar olup ipin ucunu kaçırmadığımız için erken bir saatte uyanıyoruz. Evdekilerin tüm gün uyuyabileceğini düşünerek kendimizi dışarı atıyoruz. Açız! Taksim'e uzanıyor, koşarak Bambi'ye giriyor, pek kimseyi beklemedikleri belli olan Bambicilere "günaydın!" deyip kahvaltı istiyoruz. Aslında çok özelliği yok tabağımızdakilerin ama her şey o kadar lezzetli geliyor ki! Yeni yıl planlarımızdan bahsediyoruz omletlerimizi yerken. Üstüne kahvelerimizi İstavrit'te içiyor, günün gazetelerine orada göz atıyor, sonra da "Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak"a bilet alıyoruz!

9. Kahvaltı masanda eksik olmaması gereken şey nedir?
Keçi peyniri!

10. Kahvaltı konusunda söylemek istediğin başka bir şey var mı?
Sanırım hepsini başlarken yazdım. Kahvaltı bence mutlulukla çok yakından ilgilidir deyip bitireyim:)

11. Blogundan gelecek/bir pazar kahvaltıya hazırlayabileceğimiz bir tarif önerir misin?
Zeytinli ekmek yapmanızı önerebilirim. Ilık / sıcakken muhteşem bir lezzet, Pazar kahvaltısına çok yakışacaktır. Ben de Fethiye, Ev Cini ve Hatice'nin kahvaltılarını merak ediyorum. Müsaitlerse kendilerine kahvaltıya gelicem, sırayla tabii:)

Ev Yapımı Sahlep

Soğuk kış günlerinde kapısından üşüyerek girdiğiniz bir pastane veya kafede uzatılan menüye bazen hiç bakmadan sahlep söylediğiniz olur mu? Hele sahlebini bildiğiniz, daha önce içtiğiniz bir yerse tereddüt bile etmezsiniz ısmarlarken... Masanıza gelen sıcacık, tarçın kokulu fincanla önce avuçlarınızı ısıtır, sonra damağınızda o muhteşem aromayı duyarak yavaş yavaş yudumlarsınız bu leziz içeceği... Ancak...

Hindistancevizli Kurabiye Tarifi


... tanımadığınız bir pastanedeyseniz muhtemelen siz de benim gibi sorarsınız: "Sahlebiniz gerçek mi?" Emin olamazsanız kahve seçeneklerine yönelirsiniz, zira hazır karışımların aynı lezzeti kesinlikle vermediğini bilirsiniz.

Hayatımda içtiğim en güzel sahlep, yukarıda fotoğrafı görülen, annem tarafından pişirilmiş sahleptir. Dondurmaları ve tatlılarıyla ünlü pastanelerde de içtim, çok da beğendim ama bizim ev yapımı sahlebimizden bir farkları yoktu:) Diyeceğim odur ki, evinizde de yapabilirsiniz aynı lezzette... Tek yapmanız gereken, aktara uğramak ve birazcık saf sahlep almak. Birazcık diyorum çünkü hem pahalıdır hem de zaten çok az miktarda kullanılır. Annem örneğin 50 gram kadar alır, bu miktarı yaklaşık 5 defa kullanır.

Evde sahlep yapmak için...

1 tepeleme tatlı kaşığı sahlep ve 1 tepeleme tatlı kaşığı nişastayı (herhangi bir tür), biraz şekerle birlikte küçük bir kasede karıştırın. Biraz ılık süt ile ezerek bulamaç haline getirin. Bir yandan ocakta 2 litre süt kaynatın. Kaynayan süte hazırladığınız karışımı yavaş yavaş ekleyerek bir yandan çırpın. Tadına bakarak dilediğiniz kadar şeker ekleyin, kısık ateşte yarım saat kadar kaynattıktan sonra ocaktan almaya yakın 2 paket vanilya ekleyin. Hepsi bu kadar! En sevdiğiniz kupanıza doldurup bol tarçın ilavesiyle yudumlayabilirsiniz artık.

1 litre süt yeter derseniz, tatlı kaşığı yerine çay kaşığı ölçüsünü kullanın. Annem genellikle fazla yapıp, kalanı soğuyunca buzdolabına kaldırır. Sonraki birkaç gün boyunca da her defasında içeceğimiz kadarını ısıtarak içmeye devam ederiz.

Karabiberin ağaçta yetiştiğini öğrendiğimde şaşırdığım gibi sahlebin de bir cins orkidenin yumrularından elde edildiğini öğrendiğimde çok şaşırmıştım. Sonra o güzel bitkinin doğada gittikçe azalmakta olduğunu ve bir müddet sonra yok olabileceğini öğrendim. O zamandan beri salep içerken içim burkuluyor açıkçası...

Karnabahar Sote

Zeytinyağlı Karnabahar SoteSebze olsun da, her türlüsünü ve her pişirme yöntemini severim ama doğrusu sotelerin (biz "kavurma" deriz) yeri apayrıdır, onları ayrı severim. Size bu tarifi "işte bu da annemin son icadı!" diyerek verecektim ki "buralarda yapılır zaten kızım" dedi annem, onun icadı değilmiş yani. E madem öyle güzel annem, şu sebzeyi niye daha önce böyle yapmadın? Karnabahar bu kadar mı lezzetli olur?

Karnabahar sevmeyen ya da severek yemeyenler şu görüntüye bir bakabilir mi lütfen? Tüm sebzeler mis gibi zeytinyağında çevrilmiş ve birazcık toz biberin verdiği o güzel renkle sarılmışlar birbirlerine.. Kırmızıbiberler tüm albenileriyle en üstte.. Havuçlar da aralardan biz burdayız diyorlar! Bu an'ın elim fotoğraf makinesinde, gözüm çatalımda görüntülenmesinden takriben 20 dk sonra malesef yok oldular, tabii en kısa zamanda tekrar görüşmek dileğiyle:)

Karnabahara bir şans verin ve bir de böyle deneyin derim...

Malzemeler
  • 1 orta boy karnabahar
  • 1 adet kuru soğan
  • 3-4 diş sarımsak
  • 2 adet kırmızı biber (yeşil de olur)
  • 1 adet orta boy havuç
  • 3 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 1 tatlı kaşığı toz kırmızı biber
  • Arzuya göre tuz, pul biber, karabiber
Yapılışı
  1. Karnabaharı kök kısımları da dahil olmak üzere ufak ufak doğrayın. Yıkayıp tel süzgece alın, üzerine kaynar su gezdirin. Annem bunun amacının karnabaharın bazen hoşa gitmeyen kokusunu almak olduğunu söyledi, ama bu işlemi yapmayabilirsiniz de.
  2. Soğanı, sarımsakları, biberleri ve havucu küçük küçük doğrayın. Tümünü zeytinyağını ısıttığınız geniş bir tavaya alarak 5 dk kadar soteleyin.
  3. Karnabaharın kök kısımlarını tavaya ekleyip orta ateşte kavurmaya devam edin. Çiçek kısımları daha çabuk pişeceği için onları birkaç dakika sonra ekleyin.
  4. Eğer karnabahar çok körpe değilse pişmemekte direnebilir. Bu durumda biraz su eklemenizde sakınca yok. Çatalla ara ara kontrol edip su ekleyebilirsiniz. Sebzeler biraz yumuşadıktan sonra sonra tuz, kırmızı biber, acı severseniz pul biber serpip karıştırın, kapağını kapatın. Kısık ateşte pişirmeye devam edin. Arada kontrol etmeyi ve karıştırmayı unutmayın. Piştikten sonra dilerseniz taze çekilmiş karabiber serpin.
Servis önerileri
  • Karnabahar soteyi sarımsaklı yoğurt ve kızarmış ekmekle servis edebilirsiniz.
  • Sade pişirilmiş bir makarna yanına çok yakışabilir.
  • Yoğurtla servis etmeyecekseniz serviste üzerine limon sıkabilirsiniz.