Aşure



Aşureyi çok fazla seviyorum.
Bu sevgi sanırım bana annemden geçmiş, çünkü annem bana hamileyken aşureye biraz fazla aşermiş! O kadar fazla yemiş ki, benim doğumumdan sonraki uzun yıllar aşure yiyememiş. Bende de aşure söz konusu olunca irade filan kalmıyor, kendimi kaybediyorum.

Buğday gibi harika bir hammaddeye dayanan, içine türlü türlü bakliyat, kuru meyve giren, nefis kuru yemişlerle süslenen, inanılmaz lezzetli, üstelik faydalı bir tatlı bu. Her yıl heyecanla beklerim zamanını ve bazı şeyleri özel zamanlarda yemeyi, o zamanı beklemeyi sevdiğimden yılın diğer zamanlarında yemek aklıma gelmez. Tatlıcılarda satılan aşure zaten aşure değildir benim gözümde. Hem canım, soğuk soğuk aşure mi yenirmiş? Ben onu sıcak severim, ilk piştiğinde hemen yemeyi severim, o güzel kıvamıyla... Soğuduktan sonra yiyeceksem bile biraz ısıtır, öyle yerim.

Bu yıl da aşure ayı geldiğinde ilk hafta sonumu aşureye ayırma niyetiyle heyecanlandım. Gerçi bu yıl kendi yapacağımızı bekleyemedim, ilk olarak komşu Nazike teyzemin aşuresinden koca bir tabak yedim. Nasıl özlemişim! Cumartesi gecesinden biz de hazırlıklarımıza başladık ve Pazar günü annemle aşuremizi yaptık...

Bu benim ciddi anlamda ikinci aşurem ve geçen yıl yaptığım(ız)dan çok daha başarılı oldu. Hatta annemle bunun yaptığımız ve yediğimiz en güzel aşure olduğuna karar verdik. Tadanlar da aynı şeyleri söyledi sonradan. Bazı değişik eklemeler yapmamızın ve tabii bahçemizdeki ocakta, kazanda pişirmemizin etkisi büyüktü sanırım bunda! O ocakta pişen her şeyde apayrı bir lezzet oluyor sanki. Kazan dediğime bakmayın, yaklaşık 1 kg buğdaydan yaptık aşureyi ama geceden kaynatıp beklettiğimiz buğday sabah öyle çoğalmıştı ki en büyük tencerede bile zorlanacağımızı anlayınca kazana aktarmaya karar verdik ve bahçeye, ocak başına taşındık.


Aşurenin birkaç temel malzemesi her tarifte aynı olsa da, herkesin kullandığı ve sevdiği malzemeler farklıdır. Ama belki ilk defa yapacak olanlar ya da bizim usulü öğrenmek isteyenler vardır diye düşünerek annemin tarifini yazmaya karar verdim.

Biz epeyce dağıtacağımız için 1 kg'dan biraz fazla buğday kullandık. Aşurede kullanacağınız buğdayın mutlaka iyi kalite olması gerekiyor. O yüzden kalitesine güvendiğiniz bir marka kullanın. Tarifi 1 kg buğdaya göre yazıyorum, eğer siz çok fazla dağıtmayacaksanız yarım ölçü ile yapabilirsiniz. Sadece kendi eviniz için yapacaksanız 4'te bir ölçü de kullanabilirsiniz:

Malzemeler:


- 1 kg aşurelik buğday
- 3 lt sıcak su (başlangıç için)
- 1 su bardağı kuru fasulye
- 1 su bardağı nohut
- 1 su bardağı börülce
- 2 adet portakalın kabukları
- 10 adet kuru kayısı
- 1 kase kuru üzüm
- 10 adet kuru incir
- 2 kg şeker
- Bir tutam tuz
- 1 Türk kahvesi fincanı pekmez
- 1 yemek kaşığı bal
- 2 su bardağı süt
- 2 tatlı kaşığı gülsuyu
Üzeri için:
- Kabuğu soyulmuş tuzsuz yerfıstığı
- Susam
- Ceviz
- Dolmalık fıstık
- Kuş üzümü
- Tarçın




Yapılışı:
1. İlk olarak aşure pişireceğiniz günden önceki akşam 1 kg buğdayı 3 lt sıcak su ile büyük bir tencereye alın, kaynamasını bekleyin. 5 dk kadar kaynadıktan sonra altını kapatın, kapağını hiç açmadan sabaha kadar bekletin. Bu yöntemi kullanırsanız buğday sabaha kadar helmeleşir, çok daha çabuk pişer.
2. İkinci adım olarak yine bir önceki geceden kuru fasulye, nohut ve börülceyi ayrı ayrı kaplarda sıcak suya ıslatın.
3. Ertesi gün öncelikle bakliyatları ayrı ayrı kaplarda haşlayın, sularını süzün.


4. Buğdayı ocağa koymadan önce diğer malzemelerinizi de hazırlayın. Çünkü buğdayı sürekli karıştırarak pişirmeniz gerekecek, yoksa dibi tutabilir. Kuru incir ve kayısıları küçük küçük doğrayın, kuru üzümleri de ayıklayıp yıkayın. Portakal kabuklarını soyarak kesme tahtası üzerinde çok küçük doğrayın. (Portakal aromasının daha çok hissedilmesi için bu kez kabukları rendelemek yerine doğradık. Sonuç inanılmazdı! Bu yöntemi özellikle tavsiye ederim, aşurenin havası bir anda değişiyor, hatta aşurenin yıldızı bu portakal kabukları oluyor:)
5. Malzemeler tamamlandıktan sonra aşureyi kaynatmaya geçebilirsiniz. Geceden koyduğunuz suyu buğday çekmiş olacağı için tekrar üzerini örtecek kadar sıcak su ekleyerek pişirmeye başlayın. Büyük bir tahta kaşıkla tencerenin dibine kadar ulaşmaya dikkat ederek sürekli karıştırın.
6. Buğday yumuşamaya başladığında portakal kabuklarını ekleyin. Kabukların iyice pişebilmesi için ilk aşamada eklenmesi önemli. Rende kabuk kullanılması durumunda ise aromasını vermesi için sonlara doğru eklenebilir.
7. Bir müddet sonra kuru kayısı ve üzümleri ekleyin. Kuru incirleri hemen eklemiyoruz, çünkü aşureyi karartabiliyor. Birkaç dakika daha karıştırıp tencereye tüm bakliyatları ilave edin.
8. Bakliyatlar zaten pişkin olduğu için buğdaylar tamamen yumuşadıktan sonra aşure pişti sayılır. Tadına bakarak kontrol edin, buğdaylar iyice piştiyse artık kuru incirleri de koyabiliriz.
9. Şekeri bu aşamada ekliyoruz. Bana kalsa 2 kg şeker çok fazlaydı ama annem aşurenin hafif tatlı olmaması gerektiğini söyledi. Damak tadımız için değil dağıtmak için yapıyormuşuz, hafif tatlı olmazmış. İyi peki dedim.
10. Bir tutam da tuz ekliyoruz, olmazsa olmazmış, bütün bir yıl evimizin tadı tuzu olsun diyeymiş efendim...
11. Pekmez ve bal aşurenin tadına çok fazla katkıda bulunacak miktarda değil ama eklemekte fayda var. Pekmezi daha fazla koyarsak aşureyi karartabilirdi o yüzden az koyduk. Bal da binlerce çiçekten toplanmış olduğu için konurmuş aşureye, ben bunu yeni öğrendim ve tabii onu da ekledim...
12. Son aşamada sıcak süt de koyuyoruz ki aşuremizin rengi açılsın, tadına tat eklensin... Şeker aşurenin kıvamını sulandıracaktır ama bu aşamada eğer yine de koyuysa süt miktarını arttırabilirsiniz. Kıvam tam tersine sulu gibiyse endişelenmeyin, soğuduktan sonra mutlaka biraz koyulaşıyor.
13. Ben gül suyunu çok seviyorum ama annem sevmeyenler olabilir az koyalım dedi. Gül suyunu aşureyi ocaktan aldıktan hemen sonra eklemek gerekiyor.


Artık kaselere alıp süsleyerek servis yapabiliriz! Kaselerin üzerini süslemek için biz yukarıdaki malzemeleri hazırladık: Susamları, iki-üç parçaya bölünmüş tuzsuz yer fıstıklarını ve iri parçalanmış cevizleri ocakta çelik bir tava içerisinde tahta kaşıkla karıştırarak kavurduk. Miktar veremiyorum ama kaselere bol bol yetecek kadar hazırladık. Bu malzemeye ek olarak ben her kaseye birkaç kuş üzümü, birkaç dolmalık fıstık ekledim ve kendi yediğim tabağa bir de tarçın serptim...

Dağıtıma geçmeden önce ocak başında sıcak sıcak koca birer tabak yedik annemle.
İşte buna bayılıyorum!

Hadi sıra sizde...
Mutlaka yapın aşure, ilk kez yapacaksanız az miktarda bile olsa yapın, o kadar mutlu olacaksınız ki hep yapmak isteyeceksiniz! Annemin dediğine göre, kızı olan mutlaka aşure yapmalıymış, nedenini bilmiyorum, kader-kısmetle bağlantılı bir şey olsa gerek:) Herkes az-çok bilir aşurenin öyküsünü, o yüzden tekrarlamıyorum, benim tek söyleyebileceğim bunun en güzel geleneklerimizden biri olduğu ve eğer bir de anneleriniz ya da kızlarınızla yapma şansınız varsa özellikle ıskalanmaması gerektiği...
Dağıtması, paylaşması, sıcak sıcak yemesi ayrı keyif!

34 yorum var:

Songül dedi ki...

Sibel sen bir harikasın, inanırmısın neden bilmiyorum ama hem bu kadar çok sevip senelerdir yapmak isteyipte birtürlü cesaret edemediğim aşureyi o kadar güzel anlatmışsınki sanarım 4/1 ölçü ile en kısa zamanda deneyip sana yazacağım. Çok teşekkür ederim sana ve annene sevgilerimle.

dilek dedi ki...

Sevgili Sibel, cok güzel bir giris olmus! Asureye ilan-i askin istah kabartici;) Hele o kazani görmek ne hos! Kasaba yapilan asureleri hatirlatti bana!
Ben bu yil ilk kez kararmamis(!) asure yaptim. Yoksa hep pekmez ekledigim cevizi icine attigim icin renkli oluyordu, beni hic rahatsiz etmiyordu;) Nerdeyse hersey icinde oldugu icin üstüne alman usulü sekerli tarcin serpiyordum. Bizim asure bu yil ki gibi dagitmaktan daha cok evdeki davette yenildigi icin üstüne atilan sekerli tarcin ve diger seyler masa üstünde kücük kaselerde bekliyor. Asureyi yapmasi, paylasmasi ve asureler tatmasi hepsi bambaska keyif!

evcilkedi dedi ki...

Annenin ve senin ellerinize sağlık Sibel. Ben de kendime kadar azıcık yaptım bu yıl, hiç fena da olmadı ama anneminkiyle kıyaslanamaz tabii. Demek sen de sıcak seviyorsun. Ben de mutlaka ısıtıp yerim. Aşurenin insanda uyandırdığı bereket hissi çok güzel, sanki herşey tamammış, başka hiçbir yiyeceğe ihtiyaç yokmuş gibi geliyor. Afiyet olsun hepinize ve allah kabul etsin.

sevim dedi ki...

canımmm ben deee çok sefdim aşure çoook küsel olmuştu. ben ayaküstü evden çıkmadan paldır küldür yedim ama olsun sıcacıktı kocaman tatlı tatlı :) her zaman pişir bis yerisss şloppps.

Sibel dedi ki...

Songül, tarifin işine yarayacak olmasına sevindim, aslında hiç zor değil sadece biraz vakit alıyor ama yılda bir kez yapmaya değer:) Tüm püf noktalarını yazmaya çalıştım, senin aşure denemeni de merakla bekliyorum!

Dilek aslında bence de hiç zararı yok hatta bana kalsa hiç şekersiz, pekmezle-balla yapmayı tercih edebilirim ama kararması istenmiyor pek:) Sen de sütle mi beyazlattın? Süt ekleyince de epey açılıyor rengi. Süslemeleri de sonradan zevke göre eklemek en güzeli ama biz dağıttığımız için serptik hepsini. Sadece tarçını herkes sevmez diye ben kendi tabağıma serptim.

Amin Tülinciğim, hakikaten bereket duygusu veriyor aşure.. Başka birşeye gerek yok gerçekten, zaten ben aşureyi yemek niyetine yemeyi seviyorum, öncesinde-sonrasında hiçbir şey yemeden de saatlerce tok tutuyor..

Küçük cadım, sen beğendin ya tamamdır:) Evde var daha, ısıtıp yeriz akşam mis gibi!

Tülin dedi ki...

Sibelciğim senin ve annenin ellerine sağlık. Bende bu hafta sonu yaptım aşure ve dağıttım. Portakal kabuğunu da hem rendeledim hem de doğradım, ayrıca suyundan da ekledim. Pekmezi ve balı hiç duymamıştım iyi oldu,
bir parça daha malzeme kaldı senin usul denerim artık. Farklı olarak ben 10 tane kadar karanfili havanda dövüp içine kattım güzel bir koku ve tat verdi. Afiyetle
sevgiler

Hande dedi ki...

Ellerinize saglik Sibelcigim en basta ve her ne niyetle yapildi ise Allah kabul etsin.Ille de kazan resmine bayildim. Sanirim en guzel asure bu sekilde pisirilendir. Ben sadece asurede fasulyeye tahammul edemiyorum. Kokusunu degistiriyor gibime gelmekte nedense. Ama nohuta ses cikarmiyorum.

Sibel dedi ki...

Tülinciğim senin de ellerine sağlık! Karanfili de ben hiç duymamıştım bak, güzel olmuştur eminim! Severim karanfil kokusunu ben. Portakal suyunu eklemek aklıma gelmedi değil ama hadi kabukları yetsin demiştim sonradan:)

Amin Handeciğim, kazanda çok farklı oluyor gerçekten, sanki daha hoş kokulu oluyor! Ben de aksine faulyeye bayılırım aşurede, çocukken fasulyeli yerinden koy derdim hatta anneme:) Gerçi fasulye olmasa da nohut, börülce, hatta baklayla yapılabilir...

Burcuk dedi ki...

Sibel cok super gozukuyor asureniz:) Eminim cok da leziz olmustur:) Ben asureyi soguk yemeyi severim, hele ki sabah kahvaltidan once buzdolabindan cikmis buz gibi asureye bayilirim:)))

Boyle zamanlarda iste gicik oluyor insan neden annemin yaninda degilim diye:/

sevgiler,

Burcu

Nezaket dedi ki...

Sevgili Sibel,
Asureyi bende cok severim. Ama on hazirligi uzun, cok zahmetli bir tatli. Bu sene bende ilk kez denemeye karar vermistim ki komsularimdan gelen asureler nedeniyle vazgectim. O kadar cok getirdilerki ben de denemeyi seneye birakmaya karar verdim. Tarifin cok detayli ve aciklayici bu yuzden de tesekkurler. Annenin de senin de ellerinize saglik.

Mr_Turkish_Delight dedi ki...

tatlicilar burda toplanmis,
bu aralar heryerde asure,bi bizim buralara gelemedi.
iki kisilik de yapilmazki bu ,ben en iyisi türk komulari bir dolasiyim,belki yapan vardir.

meral dedi ki...

Ben şimdi çok yaygın olan Özsüt vb. sütlü tatlıcı dükkanlarına gittiğimde bile varsa aşure alırım. Şahane bir tatlı. Bence de inanılmaz bir bileşim, fasulye, nohut, buğday ve tatlı kavramı....

Ama benim bu yazıda en çok hoşuma giden şey en alttaki fotoğraflar. Oradaki çiçekli kaseler annemde de var. Almanya'dan getirilmiş. Neredeyse 25 yıllık kaseler. Ben onlardan çok sütlaç ve komposto yedim. Nostalji oldu. Teşekkürler...

Hülya YILMAZ dedi ki...

İşte aynen böyle kazanda pişer aşure. Bütün bir mahalleye yetsin diye...
Ne de güzel anlatmışsın Sibel'cim. Bal ve pekmezi duymamıştım.
Elinize sağlık.

Betul dedi ki...

Sevgili Sibel, anneannem hep soylerdiAsure nazenindir hic yerinden oynatip karistirma, yoksa hep karistirmak zorunda kalirsiniz derdi..Karistirdikca baklagiller bunyelerindeki nisastayi saliveriyorlar..Italyanlarin risotto'sunu hatirlarsan eger..Ben bu sene hic karistirmadan kolayca hallettim.Bugdayi en buyuk tenceremde aksamdan kaynatip hazirladim,digerlerini ertesi gun hasladikca ustune ekledim.Gecen sene bugdayi baska bir tencereye aktarmis, bu arada da nisastasini cikarip karistirmak zorunda kalmistim..Hep bilir ama denemekten korkardim bu yontemi. Meger birazcik cesaret gerekiyormus.

Bengisu dedi ki...

Merhaba Sibel,
ellerinize sağlık aşurenin görüntüsü harika olmuş ee tadıda malumdur artık yiyenlere afiyet olsun. Allah kabul etsin ve yılına çıkarmak nasip etsin inşallah .
Sevgiyle kal...

Sibel dedi ki...

Burcu, az miktarda deneyebilirsin belki sadece kendin için! Annenin yaptığı gibi olmaz belki ama?:)

Nezaket, haklısın hazırlığı biraz zaman alıyor ama pişmeye başladıktan sonra malzemeler ardı ardına ekleniyor, bir bakıyorsun bitmiş:)

mr.turkish delight, nerede yaşıyorsunuz bilmiyorum ama Türk komşularınız varsa önümüzdeki günlerde aşure yapıp getiren olacaktır bence...

Meral bizim kaselerimizin kardeşleri sizde demek! Bizimkiler daha bile eski, annem de Almanya'dan getirmiş evlendiğinde:) Ben de çok seviyorum onları!

Sağolun Hülya hanım, sizin de elinize sağlık, bugün sizin aşurenizi de okudum. Allah kabul etsin.

Betül bahsettiğin de değişik bir yöntem, buğdayı ayrı haşlayanlar olduğunu duymuştum ama bizde hep böyle yapılır, akşamdan hafif haşlayıp kaynar suda bekletilerek.. Ama bakliyatlar tam pişirilir, ayrı yerde. Herkes kendi annesinden-ninesinden öğrendiği şekilde yapıyor sanırım:)

Amin Hilalciğim, sağolasın!

Banu Ucak dedi ki...

Sibelcim ellerinize sağlık enfes görünüyor aşure. Bu akşam ben de yapacağım inşallah. Bir sürü tarif var elimde aslında ama geçen yıl yaptığım aşure o kadar kıvalı hale geldi ki sonradan su miktarı benim için önemli bir ayrıntı o yüzden. Bunu ayrıntılı yazmış olmana pek sevindim. Bir de organik aşurelik buğday almıştım onu kullanmak istiyorum senin köy buğdayı dediğin böyle bir şey mi acaba? Bu gün bana birisi bu buğday şekeri ekledikten sonra sertleşebilir dedi ama canım inanmak istemedi. Sen ne dersin? Acaba normal buğdayla mı yapsam?

sarigul dedi ki...

hay ablacim Allah senden razi olsun Allah ne muradin varsa versin oyle cok sevindirdin ki beni anlatamam cok mutlu oldum
bitanesin ya :)
elin kolun agrimasin cok tsk ederim

saziye dedi ki...

Sibel'ciğim, ellerine sağlık!
Kazanda ve odun ateşinde pişince kimbilir ne kadar lezzetli olmuştur o aşure.

Sibel dedi ki...

Banucum organik buğday kullan tabi ki. Köy buğdayı, organik, mümkün olduğunca doğalı en iyisi her zaman, lezzet açısından. Şeker zaten buğday piştikten (daha doğrusu aşurenin tüm malzemesi piştikten) sonra son aşamada ekleniyor, o yüzden sertleştirmez endişelenme. Muhtemelen buğdaylar tam yumuşamadan eklenirse oluyordur öyle bir sorun. Ben başlangıçtaki su miktarını yazdım ama sabaha kadar o suyun tamamını çekmişti bizim buğday:) Sonradan da epey su ilave ettik. Sen de aşurenin sonradan kıvamlı olmasını istemiyorsan ocaktan aldığında oldukça sulu olmasına dikkat et. Kaşıkla baktığında epey akıcı olmalı, o zaman soğuyunca bile fazla katılaşmıyor. Kolay gelsin!

Bediacım seni mutlu ettiğime çok sevindim canım. Umarım tarif işine yarar!

Çok sağol Şaziye, cidden çok lezizdi, özellikle de ilk piştiği an ocak başında tatmak en güzeliydi:)

Adsız dedi ki...

Pekmez eklemissiniz ama oldukca beyaz gozukuyor fotolarda asureniz.
Ellerinize saglik...

fethiye dedi ki...

Sagol Sibelcigim boyle guzel anlattigin icin. ben hAla cekiniyorum desem? :) Galiba harika asureler yapilan bir evde buyudugum ve komsular tarafindan bizimle paylasmaya gonderilenlerin bazilarinin hic iyi olmadigini bildigim icin sonucundan korkuyorum :)

Du bakalim, halA asurelik bugday bulacaz memlekette! Pekmez ekleme isini ise ilk defa duyuyorum bu sene. Yapmaliyim ama ne zaman!

Sibel dedi ki...

Anonymous, en son süt eklediğim için rengi beyazladı, pekmezi zaten çok az koyduk koyulaştırmasın diye..

Fethiye bence de artık yapmalısın! Gerçi anlıyorum çekinceni, ben de annem olmadan tek başıma belki cesaret edemezdim, gerçekten de güzel olmayabiliyor bazıları. Yine de denemeye değer derim ama:) hem ben senin aşurenin harika olacağına eminim!

yemekvebiz dedi ki...

sibelcim,
sanki rahmetli anneannemin evine konuk oldum, onunda ayni boyle kazani vardi, sadece asure ve keskek icin cikardi ortaya :))
Tire'de evin bahcesinde kurulurdu ocak.
Hemen hemen ayni tariflerimiz seninle, tabirleride ayni annenin, anneannemle, ayni kultur insanlari.
seviyorum ben egeyi :))

sevgilerimle, allah kabul etsin.
bende sicak yemeyi sevenlerdenim.

Zeynep

Banu Ucak dedi ki...

Sibelcim bu gün aşuremi yaptım ve ilk defa bu kadar güzel bir aşurem oldu. Buğday konusunda senden onayı alır almaz gittim ıslatıp biraz kaynattım ve tencereyi kapatıp sabaha kadar bekledim. Sabah baktığımda buğdaylar yumuşacık olmuştu ve annenin kulaklarını çınlattım, demek ki buğdayın üremesi böyle bir şeymiş diye :) Tencereden taşacakmış neredeyse.

Bir kavrulmuş susam konulduğunu hiç görmemiştim ben onu da denedim çok hoşumuza gitti. Kavruk susam kokusuna bayılırım zaten, o yüzden arada salatalara sos yaparken Çinlilerin kullandığı susam yağından eklerim.

Denemek isteyip de cesaret edemeyen varsa bence hiç tereddüt etmeden senin tarifini uygulayabilir. Ben annemlerin göz kararı tarifleriyle hep zorlanmıştım bu güne kadar. Bu defa açıp telefonu hava attım benimki daha güzel oldu diye ;)

sevgiler...

Sibel dedi ki...

Amin Zeynep ablacım sağolasın! Ege'de hakikaten böyle özel zamanlarda kazanda pişer yemekler, hatta sonrasında (yazın) köze patlıcan-biber de atılır sonra! Kim ocak yakıp kazan kaynattıysa, közüm var diye haber verir komşulara, bu fırsat kaçmaz tabi, hemen patlıcan, biber, hatta patates gömülür köze.. "Komşu komşunun külüne muhtaç" deyimi de buradan gelirmiş...

Banucum çok sevindim inan ki. Yüzümde kocaman bir gülümseme var şu an! Afiyet olsun, Allah kabul etsin aşureni. Susama ben de bayılırım, salatalara-çöreklere serperim, en sevdiğim üst malzeme de odur aşurede. Bir de bizim pekmezle susamın pişirilerek hazırlandığı bir çeşit krokan gibi kışlık atıştırmalığımız vardır bak, nefis birşeydir o da!

. dedi ki...

çok guzel gozukuyor aşure.. hiç dayanamam..ellerinize saglık

Sibel dedi ki...

Teşekkürler Secreteyes, ben de dayanamıyorum aşureye:)

ece-ERGUVAN dedi ki...

Süsleme 10 numara.Lezzet de eminim öyledir.AFİYET OLSUN..

Banu Ucak dedi ki...

Sibelcim susamlı pekmezli krokan tarifini eklesen bir gün sitene o zaman :) Çok merak ettim. Kulağa bile hoş geliyor. Tadı kim bilir ne kadar nefistir. Benim eşim çok tutucudur damak zevkinde yani alıştığının dışına çok zor çıkanlardandır. Şimdi aşure yiyeceği zaman içeriden bir ses geliyor "kavrulmuş susam nerdeeee?..." Ben zaten diğer bütün şeyleri serpmeyi bıraktım sadece susam ekleyip yiyorum :)

Ellerin dert görmesin Sşbelcim...

Sevgiler

Sibel dedi ki...

Teşekkürler Ece!

Banucum, bahsettiğim tatlı çok basit olmasına rağmen o kadar "karardan" yapılıyor ki açıkçası tereddütlüyüm tarif yazmaya. Ölçüsüz yapıyoruz onu:) Yine de annemden tarif almaya çalışayım.

Adsız dedi ki...

Sevgili Sibel hn,
Aşure tarifiniz muhteşem, hem malzemelerin ölçüleri açısından hem de yapılış aşamasını anlatışınız açısından mükemmel bir tarif olmuş, teşekkürler.
Ancak, aslında alışkanlığım olmadığı halde ve büyüklerimden aldığım tavsiyelerde de bulunmamasına rağmen, tarifinizde olduğu için yarım kahve fincanı pekmezi aşureme ekledim ve o ona kadar herşeyi mükemmel giden aşure bir anda kapkara olup, beni felaket bir telaşın içine soktu.
Kıvamının koyu olmasından da cesaretle yaklaşık 2 lt süt ilave ettim, ancak rengi istediğim kadar açılmadı ve tadını etkiledi.
Çok büyük hevesle başladığım ve günlerdir hazırlıklarını yaptığım aşure maceram böylelikle son buldu.
Paylaşmak istedim, yine de tarifiniz ve anlatımınız için çok teşekkürler, pekmez hariç herşey çok yolundaydı.
Sevgilerimle,
Hamire Elif Tanrıverdi

Sibel dedi ki...

Elif hanım, çok üzüldüm tam istediğiniz gibi olmamasına.. Sütünü çok fazla koymuşsunuz, tadını o etkilemiş olabilir. Pekmez birazcık karartıyor ama süt normale döndürüyor aslında. Az miktardaki pekmezin bu kadar etkilememesi lazım yani rengi.. Tekrar (pekmezsiz) yaparsanız daha iyi sonuç alırsınız sanıyorum. Çok ilginç ama ben de memnun kalmadım bu seneki aşuremden.
Sağlık olsun, sevgilerimle..

Unknown dedi ki...

Sibelcim bende yapicam Simdi insallah becerebiliriz arkadasla. Senin tarifinle yapicaz ilkkez yapiyoruz bu Arada findik fistikta koymak istiyoruz olur insallah