Hint Usulü Mercimek


Fincanıma çorbamı doldurdum.
O muhteşem "Adagio"yu dinliyorum. Sarah Brightman'ın meleksi sesiyle söylediği versiyonunu...
Üşüyorum bugün biraz. Gözlerim de acıyor... Fazla okudum, fazla film izledim sanırım.

Hafta sonu beş film izledim. !f'i kapattım üç filmle... Benim için en unutulmaz deneyim pek kimsenin ilgi göstermediği "Hazne" oldu. Bu siyah-beyaz deneysel filmi izlerken öyle çok ağladım ki, filmin ilk 15 dakikasında, sonraki yarım saatinde ve son dakikalarında salonu terk edenler bunu kesinlikle anlayamazdı... ben de zaten onları anlamadım.

Film aralarında içimi ısıtmak için kendime sıcak çikolatalar, latte'ler söyleyip kahve evlerine sığındım kitabım kucağımda...

Yılmaz bu akşam askere gidiyor..
Şimdilik bir Ege kıyısına, tabii sonrası belirsiz. Dün yeni yaşına girdi canım kardeşim, bugün askere gidiyor. Ama ona ne pasta yapabildim, ne bir armağan verebildim... Uğurlayamıyorum da üstelik.

Bugün tarif yok mu, ne bu hüzün yeter diyeceksiniz şimdi.

Tarifim var, şimdi ona geçiyorum. "Kendime yaptığım iyilikler" serisinden, Hindistan usulü mercimek! Bu sıra dışı mercimek yemeği tam baharat sevenlere göre... Biliyorsunuz Hindistan mutfağında baharatların çok özel bir yeri var. Çoğunluğu etyemez olan bir toplum olduklarından, protein deposu bakliyatları bolca baharatla lezzetlendirip yemeleri doğal tabii. Ben bu yemeği geçtiğimiz fuarlardan birinde, Arifoğlu baharat standından aldığım broşürde görmüştüm. Kendime mercimek pişirmek istedim ve bu kez böylesini denedim.


Hiç de fena olmadı, hatta üstündeki leziz köy yumurtası ve yanında yediğim bir kase yoğurt ile benim için son derece besleyici ve doyurucu bir öğün oldu. Farklı bir şeyler denemek isteyenlere önerebilirim.

Malzemeler:
(2 kişilik)

- 150 g yeşil mercimek
- 1/2 demet maydonoz
- 1/2 çay bardağı sızma zeytinyağı
- 1 büyük soğan (ya da 5-6 tane arpacık soğan)
- 1 büyük domates (ya da 3-4 kaşık konserve)
- Çay kaşığının ucuyla baharat: köri, yenibahar, karabiber, kakule, tarçın, kekik
- 1 tatlı kaşığı sirke
- 2 tane yumurta

Yapılışı:

1. Mercimeği bir gece önceden soğuk suya ıslatın. Ertesi gün suyunu süzün ve kaynar tuzlu suda, irice kıyılmış maydonozlarla birlikte haşlayın. Pişince süzüp bir kenara alın.

2. Zeytinyağını tavada ısıtın, ince doğranmış soğanları iyice karamelleşinceye kadar soteleyin. Soğanları yağdan çıkarıp ayrı bir yere koyun. Kalan yağa domatesleri ve baharatları ilave edin, bir müddet soteleyin.

3. Domatesler pişince haşlanmış mercimek ve maydonozları ekleyin. Bir müddet de birlikte soteleyin. Bu arada yumurtaları da iyice katı olacak şekilde haşlayın.

4. Servis tabağına aldıktan sonra sotelenmiş soğanları yemeğinizin üstüne yerleştirin, sirkeyi gezdirin. En son haşlanmış yumurtaları dilimleyerek süsleyin.

Tercihinize göre sıcak ya da soğuk olarak servis yapabilirsiniz.
Ben sıcakken daha çok sevdim.

15 yorum var:

sevim dedi ki...

canım o kup içindeki içecek adı her ne ise fazla lezzetli görünüyor. kocaman içtin mi sen onu ne güzel. :)

Adsız dedi ki...

Merhaba Sibel
Mercimek cok lezzetli gozukuyor.En kısa zamanda deneyecegim.Kuru borulceyle yapılan yemek veya salata tariflerin varsa bir Egeli olarak paylasabilir misin? Ben de Egeye(Aydina) 2 yıl once tasindim ve bircok otu ve kurusunu burada kesfediyorum. Ne kadar guzellermis:)Bu arada sayende kesfettigim saf vanilya sayesinde tatlılarım cok daha aromalı,lezzetli.Tesekkurler.
Sevgiler
Ebru

kuzine dedi ki...

Sibel'ciğim;
Nereden başlamalıyım bilemedim. Önce teyze olacağını öğrendim; gözünüz aydın umarım sorunsuz, sağlıkla yeğenine kavuşursun, zira annelikten de başka tek ve pek kıymetli yeğenime sevgimden bilirim.

Kardeşinin doğum gününü kutlar, sevdikleri ile birlikte, gönlünce nice nice seneler dilerim. Ayrıca hayırlı tezkereler de dilerim.

Yine İstanbul'u senden okumak çok keyifliydi, kalemine sağlık, sevgiler.

Sibel dedi ki...

Canım evet ben onun hepsini içtim:) Adı "swiss orange mocha", bir çeşit portakallı sütlü kahve:) Nefis birşey. Gloria Jeans'te içmiştim, İstanbul'a geldiğinde sana da ısmarlarım ondan!

Sevgili Ebru, Aydın'ın otları, sebzeleri ve onlarla yapılan yemekleri çok güzeldir, ben de bloga başladığımdan beri onlara epey yer verdim. Arşivime bakarsan pekçok yöresel tarif bulabilirsin. Kuru börülceyi annem aynı kuru fasulye yemeği gibi pişirir, çok da güzel olur. Denemeni öneririm. Benim de bir piyazım var, ilk fırsatta tekrar yapıp tarifini yazarım.

Kuzineciğim keyif almana çok sevindim, çok sağol güzel dileklerin için.
Sevgilerimle..

acemi aşcı dedi ki...

Merhaba Sibel,
Senin sayfanın iyi bir takipçisiyim. Fakat son birkaç ziyaretimde sayfan bozuk çıkıyor. Yarısı okunuyor diğer yarısı tamamen kahverengi ve okunmuyor. Problem bende mi yoksa sayfada arıza mı var? Haber vermek istedim.
sevgiler
ipek

ahimsas dedi ki...

Sibel merhaba,
Sayfana bir süre bakamadım ne çok şey sığdırmışsın yine satırlara. Teyze olmana çok sevindim, kutlarım ben de. Sana ise çok geçmiş olsun. Evet hayat hiç tahmin edemeyeceğimiz kadar ince iplikle bağlı bize. Yılmaz için şimdiden hayırlı tezkereler diliyorum. Uğurlayamayışına ben de çok üzüldüm. :( İf için söyleyebileceğim tek şey ise. İş hayatı insanda ne keyif bırakıyor, ne zevk, üniversite yıllarımda kendime festival kuşu diye isim takmıştım. Şimdi ise o diyardan göçeli çok oldu. Yine de hala umutluyum kimbilir belki bir gün ben de özgür olurum... Seni adına çok sevindim. Ben de çoğu zaman izlediğim filmleri insanlar neden sevemez diye sorar dururum. :)

NİLAY dedi ki...

Sibel'cim ;
mercimek yemeği gerçekten çok farklı olmuş...tadı yoğun ama hafif bir lezzet olsa gerek...denemek isterim :) ellerine sağlık canım

sevgiler

Sibel dedi ki...

İpekciğim, Yılmaz'a sordum (sayfamın altyapısıyla o da ilgileniyor), blogger'dan kaynaklandığını söyledi. Blogger beta İngilizce olduğu için Türkçe karakter desteğinde yetersiz kalıyormuş.. Bende de sağ sütun öyle çıkıyordu, tek tek düzelttim template sayfasından. Elimden de başka birşey gelmiyor malesef. Bilgisayarının "sayfa görünümü" ayarından düzeltebilirsin belki..

Merhaba Ahimsas, yorumuna sevindim:) Ben yeniden eski kendimi çağırıyorum bu aralar, festivallere gömülmem ondan biraz. Ancak sanatla kendim olabiliyorum çünkü ben, sanat hayatımda ne kadar yoksa o kadar "az" hissediyorum!

Nilaycım evet yoğun bir tadı var ama baharat seviyorsan harika gerçekten. Denersen afiyet olsun.
Sevgilerimle..

hanimiş dedi ki...

Sibel merhaba,
Bende de bozuk çıkıyor siten. Diğer sitelarde ya da bloglarda böyle olmuyor. Bilgisayarımızdan düzeltmemizi önermişsin ama nerden düzelteceğim onu da bilemedim.

Mutfakta Zen dedi ki...

Sibel'ciğim,
Allah kavuştursun. Umarım çok uzak olmayan bir yerlere gider kardeşciğin de aklınız onda kalmaz, görüşebilirsiniz askerlik süresinde.
Hep soracağım, unutuyorum. Git çıkmadı mı daha? Antalya'da bir türlü rastlayamadım.
Öpüyorum canım. Artık sıcak günler yakındır...

Adsız dedi ki...

Son yazın buram buram sonbahar kokuyor. Ya da bana öyle geldi. Şu yağmur da bu kadar güzel yağmasa bugün... Olmaz mıydı?
Ada

Sibel dedi ki...

Işılcım hala devam ediyor mu? Bunun geçici bir sorun olduğunu düşünüyorum ama gerçekten bilmiyorum nedenini.. herkes aynı şeyi söylemiyor ama söyleyenler var, bilemedim ne yapsam?

Ablacım, şimdilik Foça'da, ama sonra bakalım nereye gidecek.. İnşallah uzak olmayız, bizim aileden askerliğini İstanbul'da yapan çok oldu ama bakalım artık onun şansına neresi çıkar? Timur beyle son görüştüğümde Git'in bu ayın 15'inde çıkacağını söylemişti, dergi bundan sonra 3 aylık olacakmış sanırım, gecikme o yüzden. Çıkınca duyurusunu yaparım.

Ada, öyle mi? Ne güzel! Kıştan çıkarken bile sonbahar özlenebiliyor galiba değil mi? :)
Sevgilerimle..

Butterfly dedi ki...

"uzaktaysanız -ama yaşadıysanız bir vakitler bu kentte- burnunuzun direğini sızlatacak bir roman" demişsin ya, daha okumadan sızladı burnumun direği ve gözlerim doldu, Uzuner benim hayatımın yazarı ya da hayatımın en güzel romanını yazmış (Kumral Ada Mavi Tuna) diyebilirim. Kitaplığımda bekliyor bu kitap ve nedense okuyamıyorum, erteliyorum, tam da bu yıl kendime İstanbul'a gitmeme cezası vermişken üstelik:(
belki sev(e)mediğim bayram tatilinde okumaya başlarım.. Sevgiler.

Fazile dedi ki...

Merhaba, Bu tarifi gecen hafta denemiştim aslnda ama çok yoğun geçtiği için bugüne yazabliyorum. Sibel tariflerin gerçekten harika, zevkle yiyoruz, malzemelerin genelde evde bulunan şeyler. Bu yüzden gecenin bir vakti senin deyiminle mutfağa sinsice girip yapıyorum. Ertesi güne de eve gelince sanki biri hazırlamış da önüme getirmiş gibi oluyor. Çok teşekkür ederim. Sevgiler

Sibel dedi ki...

Akşamları yemek yapmak ertesi günü kurtarıyor gerçekten de. Ben bu aralar yemek sonrası tembellik modundayım ama bunun cezası olarak mesela bu akşam eve gidince yemeğim yok:) Mercimeği beğendiğinize sevindim, sanırım pek denenmeyen tariflerimden bu:)
Sevgiler..