"yüzünü dökme küçük kız..."



Biraz İstanbul hediye ettim kendime hafta sonunda.
... biraz vapur, biraz martı şarkısı, biraz gökyüzü...

... biraz mavi deniz, biraz dalga, biraz su sesi...
Kadıköy, Bahariye, Moda...
... biraz Anadolu yakası işte... huzur, mutluluk, çarşı içi... manav tezgahları, baharatçılar, şekerci dükkanları... Baylan, Beyaz Fırın, kitabevleri... sinemalar, sahaflar, pasajlar...

"Denizi özledim" diyordum sabah telefonda anneme. 
"O yüzden bugün vapurla karşıya geçeceğim!"

Vapurda parmaklarımın arasında çay bardağı, gözlerimde Boğaz köprüsü, içimde boğazıma dek şişirilmiş kocaman bir balon var sanki... "Beni bırakıp gidebilir misin söyle hadi, gidebilir misin?" dedi birdenbire, duydum. İrice bir yudum aldım çayımın deminden... yutkundum. Kapattım nemli gözlerimi. Sus dedim, sus be İstanbul...

Bahariye caddesinin kalabalığına karıştım derken... Atlantis sinemasına gidip bir bilet aldım. Kucağımda patlamış mısır, en köşe koltuğa yayılıp tadını çıkardım. 

Film sonrası kahve içmeliydim acilen. Belki kendime bir tatlı da ısmarlayabilirdim? Baylan'ın kapısından mutlulukla girip kendime bir cappuccino bir de tiramisu söyledim. Aklım "kup griye"de kalmadı desem yalan olur şimdi, ama değişik şeyler denemek lazım. Bir dahaki sefere profiterollerini denemeye karar verip, kasada son anda çikolatalarından da alma dürtümü engelleyip kendimi dışarı attım!

Baylan'dan en az hasarla kurtulunca Beyaz Fırın'a da uğramak kaçınılmazdı. Onca krikkrak çeşidi arasından anasonlu galetalar göz kırpınca onlardan bir paket istedim. Nedir bu bendeki anason sevgisi bilmem, arapsaçını bile neredeyse çiğ yiyeceğim, gün gelip rakıya dadanırsam şaşırmamak lazım! Gerçi bu yaşıma kadar içmedim ama?

Galetalar pek çıtır, pek leziz. Akşam çorbalarıma eşlik ediyorlar bugünlerde. Çaya, keçi peynirine de çok yakışırlar. Ah bir de tabii ben yoğurtla severim onları, öğrencilik yıllarımdan beri. O zaman Ankara'nın günlük şişe yoğurtlarıyla az mı galeta yemiştim? Bir de zeytin eşlik ederdi bu ikiliye çoğu zaman, damak zevkime herkesleri pek şaşırtarak.

Selanik gevreklerinden tadımlık istedim, bir kesekağıdına da kepekli-kuru yemişli kurabiyelerinden koydurdum biraz. Ev yapımı gibiler, bol kepekli, az yağlı, pek nefis gidiyorlar kahvenin yanında ikişer üçer! Beyaz Fırın'ı seviyorum, ürünlerinde sanırım hiç katkı maddesi kullanmıyorlar, bu da ayrıca hoşuma gidiyor.


Kitabevlerini gezerken kendime 2 de CD hediye ettim. Birisi Bülent Ortaçgil ve Teoman'ın konser albümleri. Ne zamandır dinlemek istiyordum. Birbirlerinin şarkılarını öyle hoş yorumlamışlar ki! Hele Ortaçgil'den "Sessiz Eller"i dinlemek apayrı keyifli.

Bir de Carmen'i aldım, indirimli albümler reyonundan. Artık kimseler klasik müzik dinlemiyor.

Dönüş vapurunda gün batımını yakalayıverdim... Kulaklarımda "yüzünü dökme küçük kız", gözlerimde dev bir portakala dönüşmüş güneş, martıların akşam telaşı... "Ege'yi hala özlüyor musun?" dedi birdenbire, duydum. Derin bir nefes aldım akşamın mor renginden. "Kıskanma, seni de sevdiğimi biliyorsun" deyiverdim... gülümsedi... gülümsedim...


20 yorum var:

merakli dedi ki...

Ben de vapurla karşıya geçmek istedim!

Benden Ziyade dedi ki...

"Sevilmeyi unutan var mı be İstanbul?"

sibella dedi ki...

kendimi oralarda hisssettim yeniden adascim,keyifti okumak..muzikalleri cok severim bende...

mz dedi ki...

Baylan'in profiterolu guzeldir, ben frambuazli musunu da cok severim. Olsa da yesek!

ycurl dedi ki...

Bu yazinin uzerine ben de vapura binmek istedim. Sonra Kadikoy'un o karmasina karismak. Oradan Uskudar'a, Uskurdar'dan Besiktas'a oradan Taksim'e cikmak istedim. Simdilik baska bahara erteliyorum bunlari...

Adsız dedi ki...

Gene yaktin bizi be Sibel buralardan.. Yapma be noolursun. Gozlerim doldu okurken, bu sefer oralar benim mekanim bir de. Hadi yaza az kaldi...

Bobby ve Emine nin annesi

Not - oralarda iken bir de Hacibekir e gir istersen bir defa. Oranin da aycoregi harika olur. Bir de ben de duydum Baylan in profiterolu guzelmis. Ben Griyeden hic sasmamistim. Tabii bu 10 yil oncesi o zaman tiramisu filan yaparlar miydi onu bilmiyorum.

bocuruk dedi ki...

Ben de yaptığın herşeyi yapmak istedim :)

Sibel dedi ki...

Güzel yorumlarınız için hepinize teşekkür ederim.. Umarım hüzünden fazla keyif bulaşmıştır satırlarımdan..
Sevgilerimle..

Hande dedi ki...

Sİbel klasik müzik konusunda sana katılıyorum. İnsanların müzik zevklerine bakınca uzaylı gibi hissediyorum kendimi. Çünkü ben hala ısrarla klasik müzik dinliyorum. Carmen ise benim vazgeçilmezim...Başucu cd'im...Kızıma bile bebekler için olan klasik müzik cd lerinden önce Mozart'ı sonra' da Carmen' i aldım... Bu bahaneyle bir kendimin Carmen cd sini bir kızımınkini dinliyorum :)) Ama sana ısrarla Alessandro Safina ve Marıo Frangoulıs i tavsiye ediyorum. Mutlaka dinlemelisin. Seveceğini tahmin ediyorum.En sevdiğim albümlerinin de isimlerini yazayım sana;
*Alessandro Safina- Musıca Dı Te
*Marıo Frangoulıs-Sometimes I Dream

Öpüyorum...Kendine iyi bak.......

zerrin - misss dedi ki...

Ahhhhhhh ahhhh İstanbul'da dolaşmayı, moda'da çay içmeyi, kadıköy balık pazarında gezinmeyi, vapura binip martılara simit atmayı, karaköye gidip taksime çıkmayı...
off off çok özledim..

Ağzınıza, kaleminize sağlık

sevgiler...

acemi dedi ki...

Klasik müziğin artık pek dinlenmediğine albüm fiyatlarına bakarak karar verdiyseniz biraz yanılıyor olabilirsiniz. Bildiğim kadarıyla o albümlerin ucuz olmasının sebebi telif haklarının sonlanmış olması. Ama pek dinlenmiyor, evet.

Defne dedi ki...

Hem keyif...
Her zamanki gibi hissettirerek yazmissin. Istanbul'da olmak istedim.

Hem huzun...
Linklerini temizlerken beni de atmissin bir kenara.

Sevgilerimle.

reyhan dedi ki...

bloğunu ilk kez ziyaret ediyorum ve biliyor musun çok özendim sana.. çok keyifli yaşıyorsun, daha doğrusu hayattan keyif almayı ve bunu aktarabilmeyi çok iyi başarıyorsun..

Sibel dedi ki...

Hande, albüm tavsiyeleri için teşekkürler. Bu aralar biraz eskilere daldım, eskiden çok dinlediğim müzikleri dinliyorum nedense.. Kızına klasik müzik dinletmen harika. Tebrik ediyorum seni..

Zerrin, özlediklerine kavuşmanı dilerim ne diyeyim.. Sevgilerimi yolluyorum sana.

Acemi, albüm fiyatları değil sadece, onların öyle sepetlere atılmış olarak, kapları bazen kırılmış ya da çizilmiş olarak satılıyor olması... diğer yandan kötü örneklerin raflarda en ön planda, en afili ambalajlarla yer bulması, dahası gittiğimiz müzik marketlerde sürekli çalarak kulaklarımızı taciz etmesi gibi.. bunları anlatmak istedim.

Defnecim kusuruma bakma ne olur, bazen kafam öyle karışık oluyor ki.. ekliyorum seni.

Hoşgeldin sevgili Reyhan. Bazen insan kafasındaki bir hayalin içinde yaşar, canını çok acıtan dünyadan kaçmak istediği zaman daha çok yapar bunu. Benim keyiflerim bu minvalde çoğu kez.. bir hüzün bulutuyla kolkola..

reyhan dedi ki...

Sibelcim yazılarına hoşluk katan zaten o melankoli:)
Hayal olsada aktarma biçimin çok hoş, insanın kalkıp kurabiye yapası geliyo valla:)
Hatta 2 sene üstüne kalktım ve kurabiye yaptım bu akşam:)
Zaten bildiğim tek kurabiye de bu:)Bak bu da tarifi, sende dene çok nefis oluyor.

1 su bardağı ceviz ve ya fındık içi
2,5 su bardağı un
4 yemek kaşığı erimiş margarin veya tereyağı
1 paket vanilya
1 tatlı kaşığı tozşeker
Pudra şekeri

Kıyılmış cevizler tozşeker un ve tuzla karıştırılır.
Erimiş margarinin içine vanilya katılır ve çırpılır.
Cevizli karışım margarinin içine katılır,hamur haline geldikten sonra streç filme sarılıp 1 saat buzdolabında bekletilir.
(hamur toplanan bi hamur değil,dağınık durabilir korkmayın:))
Hamur dolaptan alındıktan sonra ceviz büyüklüğünde parçalar koparılarak unlu tezgahta yuvarlanır.
Yağlı tepsiye dizilir.
Açıkkahve rengini aldıklarında fırından alınır, sıcakken pudraşekerine bulanır (dikkaet ederseniz hamura şeker koymadık,bu işlem esnasında gerekli şekeri sıcak olduğu için içine çekecek),
soğuduktan sonra tekrar pudra şekerine bulanır,bu sefer şekerler üstünde kalacak çünkü:)
afiyet olsuun.

BANU'S CAKES dedi ki...

Seninle birlikte dolaştım resmen ama ben cup griye istedim :)

Sibel dedi ki...

Sevgili Reyhan, sana 2 sene sonra böyle bir enerji verebildiğime çok sevindim gerçekten:) Kurabiyeni ilk fırsatta deneyeceğim. Hafif tatlı sevenler için güzel bir tarif, fazla yağlı olmaması da çok iyi. Teşekkürler paylaştığın için.

Banu, bir sonraki dolaşmada kup griye yiyelim o zaman:))

Sevgilerimle..

Defne dedi ki...

Sibel, ilgin için teşekkür ederim.

zero dedi ki...

Bugün güzel bir tesadüf beni bu yazının sayfasına getirdi sevgili Sibel... Kaleminin kendini anlatırken ne kadar güzel aktığını düşündüm. Ben galiba senin kaleminden ve senin gözünden İstanbul'u özlemişim birazcık... :)

Sibel dedi ki...

Ah Zerenciğim.. Ben de şimdi okuyup eskilere dalıp gittim.. Artık eskidiği için geçen kış sonunda üzülerek attığım mor botlarım bile hüzünlendirdi beni. Galiba ben de yazmayı özledim böylesi..
Sevgilerimle...