Ballı Cevizli Kurabiye




Tüm malzemelerinin organik olduğu, içine hiçbir katkı malzemesi konmamış yiyecekler düşlüyorum.. Yediğim her şeyin bedenim tarafından sevinçle kabul edildiğini, bedenimin yediklerimden dolayı bana kızmayıp teşekkür ettiğini, onlardan aldığı enerjiyle hayata daha sağlam tutunduğunu ve bunun ruhuma mutlulukla yansıdığını...

Tamamen organik beslenebilmeyi hep hayal ediyorum. Her şeyin yediğim kütür kütür bir elma kadar doğal olmasını... "Amaaan sonuçta hepimiz öleceğiz!" diyenlere "evet ama ben kendi ellerimle kendime ve sevdiğim insanlara zarar vermek istemiyorum" diyorum.. "amaaan, onda katkı bunda katkı, tası tarağı toplayıp dağda bir kulübede mi yaşayalım?" diyenlere, "Ahh keşke!" diyorum.

Keşke...
Keşke dünyaya daha az zarar verebilsem... bıraktığım iz daha da küçülse... Hiçbir canlıya hiçbir zararım dokunmadan gidebilsem bu dünyadan...

Zerrin'le buna benzer şeylerden bahsettik Cumartesi günü buluştuğumuzda. Sevgili okur-arkadaşım Zerrin'e, onun da aynı şeyleri düşündüğü sanki içime doğmuş gibi, neredeyse organik sayılabilecek kurabiyeler yapıp götürmüştüm. Zerrin kurabiye paketini önce evde açacağını söyledi, sonra dayanamayıp birinin tadına baktı. İçinde şeker olmadığını, bal olduğunu söylediğimde de "işte aslında şekere gerek yok!" dedi. Kahvelerimizi yudumlarken keşkelerimizi ve hayallerimizi konuştuk. Ama onlar bize kalsın deyip kurabiyelerin tarifini paylaşıyorum:)

Kurabiyelerde
Sade'nin organik ürünlerini kullandım; yani ceviz, bal, un ve tarçın onlardan gelen "kurabiyelik paketi"ndendi. Zeytinyağı zaten Ege'mden, tereyağı annemin getirdiği ve buzluğa attığım kalıptan... Tek katkı malzemesi kabartma tozu ve üste sonradan ya az tatlı olduysa endişesiyle serptiğim pudra şekeri oldu. Aslında hiç serpmesem de olurmuş. Kurabiyelerin tadına baktıktan sonra paketlerken, en azından bu kadarını yapıyorum diye düşündüm, en azından çabalıyorum.


Malzemeler:

Hamur malzemesi:
- 1/2 su bardağı zeytinyağı
- 1/2 su bardağı eritilmiş tereyağı
- 1 su bardağı yoğurt
- Aldığı kadar tam buğday unu
- 1 paket kabartma tozu
İç malzemesi:
- 2 yemek kaşığı bal
- 1 su bardağı dövülmüş ceviz
- 1/2 tatlı kaşığı tarçın

Yapılışı:

1. Zeytinyağını, eritilmiş tereyağını ve yoğurdu tel çırpıcı ile karıştırın. Daha sonra bir miktar un ekleyin ve kabartma tozunu da ekleyip yoğurmaya başlayın. Gerektikçe un ekleyin. Elinizden kolayca ayrılan yumuşak bir hamur olacak.

2. Ayrı bir kapta cevizleri, balı ve tarçını karıştırarak iç malzemenizi hazırlayın. Fırın tepsisine yağlı kağıt serin, fırını 180 derecede ısıtmaya başlayın.

3. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar kopartıp avucunuzda hafifçe yassıltın, ortasına iç malzemeden 1 tatlı kaşığı kadar koyun. Hamur kenarlarını ortada toplayıp parmak uçlarınızla yapıştırın, hafifçe yuvarlayıp tepsiye sıralayın.

4. Kurabiyelerinizi ısınmış fırında 20 dk kadar pişirin. Fırından çıkıp soğuduktan sonra dilerseniz üzerine pudra şekeri serpin.



Hamurdaki yoğurttan dolayı poğaça ya da çörek gibi yumuşak kurabiyeler oluyorlar. Sanırım çocuklar da severek yiyeceklerdir. Denerseniz çayınızla birlikte yerken kendinizi iyi hissetmeniz dileğiyle...

22 yorum var:

gezicini dedi ki...

sevgili Sibel,
keşke herkes senin kadar duyarlı olabilse! güzel yazın ve ballı cevizli kurabiyen için teşekkürler, eline sağlık!
sevgiler
gorki

bocuruk dedi ki...

Sibel'ciğim,
Prensesimin okuduğu bir kitap vardı:"Ballı çörek kafeteryası". En arkasında da ballı çöreklerin tarifi. Güzel kızımla birlikte yapıp sayfamda yayınlamıştım. Tarif benziyor denebilir. Özellikle sağlıklı malzeme açısından. Senin bu tarifini de deneyeceğim. Ellerine sağlık. Geçenlerde kaçıncı defa yaptığımı hatırlamadığım sakızlı lorlu kurabiye tarifini yaptım. Birkaç tane de iş yerine götürmüştüm. Aldığı övgüleri duymalıydın:))
Sevgilerimle...

Adsız dedi ki...

Güzel gözüküyorlar. Ellerine sağlık.
Ada

Adsız dedi ki...

Sevgili Sibel,

bahsettiklerin hepimizin kaygisi inan. Ben surekli kendimle karmasa halindeyim beyaz un seker ikilemi. Yememeye calisiyoum, ama ugras dur. Bu tarif guzel gorunuyor. Deneyecegim.

Bu arada asagida ki Kacis yazinda ki ilk foto, pansiyonun girisi mi? Ne kadar guzel bir bina o oyle??

Sevgiler,

Bobby ve Emine nin annesi

Sibel dedi ki...

Gorki teşekkür ederim, duyarlılık konusunda da herkes elinden geleni yapsa keşke diyorum ben.. Yoksa benim de ipin ucunu bıraktığım zamanlar olmuyor değil!

Bocuruk, ne güzel bir kitap adı o, gülümsetiyor insanı! Sakızlı kurabiyeler de afiyet olsun yiyen herkese:)

Ada teşekkürler canım.

Bobby ve Emine'nin annesi, kurabiyeleri denerseniz beğenirsiniz umarım. Fotoğrafı da Cunda sokaklarında dolaşırken çekmiştim, oradaki bir evin pencereleri, pansiyon değil yani. Ama pansiyonun görüntüsü de en az onun kadar güzeldi..

daimamutfak dedi ki...

Kurabiye denince hep annemin kurabiyeleri gelir aklıma...sevgiler.

sevdamavisi dedi ki...

Sibelciğim,
keşke dağ başında yaşayabilsek gerçekten temiz havası olan çam kokusunu içimize çektiğimiz, kirlenmemiş sulardan içtiğimiz dopdolu bir dünya. Birgün yapacağım zamanı geldiğinde. Ben de mümkün olduğu kadar organik ve zararsız ürünler kullanmaya çalışıyorum hele de kızım olunca ona karşı sorumluluğun da etkisiyle daha çok bu konuda dikkat etmeye çalışıyorum. bal bizim evde baş tacıdır eşim de arıcı olacağı için ileride. sevgiler

Özlem dedi ki...

Sevgili Sibel,
Dediklerini yapabilmek güzel olurdu...Sağlıklı bir dünya...sağlıklı insanlar...belki bir gün...
Herşey bir tarafa tarif çok güzel görünüyor, ellerine sağlık.
Sevgiler,
Özlem

Sibel dedi ki...

Neriman, benim de aklıma annemin okul dönüşü hazırladığı çay sofraları gelir, ve kurabiyelerle birlikte simitler, zeytinler, peynirler.. Sanırım herkese güzel çağrışımlar yapıyor kurabiye..

Sevdamavisi, ben de çevremde küçük çocuklarının doğal beslenmesi çabasında olanların arttığını gördükçe seviniyorum. Balı ben de çok seviyorum, her sabah birazcık yiyorum mutlaka..

Sevgili Özlem beğendiğine sevindim teşekkür ederim:)

selcuk dedi ki...

Sevgili Sibel,
Ellerine kollarına yüreğine sağlık.
Bende organik ürünler hakkında aynı şeyleri düşünüyorum.Hatta organik ürün bir lüx olmamalı herkesin hakkı olmalı...Doğal olanı elimizden alıp yıllar sonra modaya yeni çıkmış birşeyler gibi önümüze getirdiler.
Ayrıca benim ve benim gibi daha küçük şehirlerde yaşayan insanların en önemli probleminin organik ürünlere kolaylıkla ulaşaması olduğunu düşünüyorum.Kuru yiyecekler eskiye nazaran daha kolay bulunuyor ama sebze ve meyvede organik bulmak zor.Ayrıca pazarda bazen karşılaşıyorum.Kendini uyanık zanneden esnaflar,normal domatesin üzerine tabela koyup organik domates yazıyor.Bunu da kınıyorum,cahilce işler yaparak insanların sağlığı ile oynuyorlar.
5 yıldır gıda sektöründeyim çevremden duyduklarım ve gördüklerim sonucu kendi insanımızı yine kendimizin yokettiğini düşünüyorum.Sonra da dönüp hastalıklar, kanser vakaları çoğaldı diyoruz.Sanırım daha bilinçli bir toplum olmalıyız ama nasıl...Yaramı deştin..
Bu arada artık benimde bir bloğum var.Dilersen beklerim...

serpil dedi ki...

sevgili sibel
bana ait yazı selçuk olarak çıktı çok acemiyim yanlış bişey yaptım galiba adım serpil selçuk değil.Bloğumun adı cafegusto.blogspot beklerim

Adsız dedi ki...

çok guzel buyulu gozukuyo.
sevgı,muvıt

pandora dedi ki...

Sade'nin güzel ürünleri var gerçekten, arada sizin blogunuzda da görüyorum. Kurabiyeler de gayet güzel görünüyor, ellerinize sağlık..

Sibel dedi ki...

Sevgili Serpil, çok haklısın. Önce elimizden aldılar, şimdi de "moda" yapıp tekrar sunuyorlar! Kesinlikle katılıyorum bu düşüncene. Ve sertifikası olmasa da satıcıların herşeye doğal, katkısız, organik etiketleri yapıştırmalarından hiç hoşlanmıyorum. Dilerim "gerçek yiyecekler" herkesin ulaşabileceği fiyatlarda olup yaygınlaşırlar..

Sevgi, Müvit, Pandora, beğendiğinize sevindim, teşekkür ederim yorumlarınıza..

daimamutfak dedi ki...

Sevgili sibel ne güzel anlatmışsın.Organik ürünleri yeni yeni tanıyoruz.Ben bu unu hiç denemedim.İnsanın içine sinerek yemek önemli söylediğin gibi.Neriman..daimamutfak.blogspot

Neslihan dedi ki...

Merhaba Sibel,sağlıklı beslenmeye gayretimizi ve hayatı yazılarında okumaktan çok zevk alıyorum. Sayfama ziyaretin için teşekkür ederim. Senden bu yorumları almaktan gurur duydum. Sevgiler

Neslihan

www.alacarte-neslos.blogspot.com

Sibel dedi ki...

Sevgili Neriman, tam buğday ununu denemeni tavsiye ederim. Sade'nin unlarını henüz satışta görmedim (sanırım yeni çıktığı için) ama yakında çıkacaktır. Ayrıca birçok markanın unları marketlerde bulunabiliyor. Bunların birinden daha önümüzdeki günlerde bahsedeceğim..

Sevgili Neslihan ben de teşekkür ederim. Alacarte'ı nasıl gözden kaçırmışım bilmiyorum ama o kadar çok blog var ki:)

seyf dedi ki...

Sevgili Violet,
bir kahve yapsan bana
öyle bir kahve ki
ayılsam...

hala izmir'deyim
hala konserdeyim..

Ne dersin tatlım?
var mı böyle bir kahven
ayılsam..

Seni seviyorum
(akzambak)

Adsız dedi ki...

merhabalar. bu tarif yumurtasız bir kurabiye tarifi mi yoksa atlanmış mı diye koontrol etemek istedim denemeden önce bu arada sakızlı lorlu kurabiyeleri şeker yerine balla denedim küçük kızımı zehirlememek için gayet de güzel oldu..

Sibel dedi ki...

Lorlu kurabiyelerin balla da çok güzel olduğuna eminim, ve tabi sağlıklı.. Afiyet olsun size ve kızınıza. Bu tarifte yumurta yok..

elif dedi ki...

öncelikle merhaba,
Yeni işinde başarılar dilerim.
Tarifini biraz değiştirerek denedim, çok güzel oldu.
İç harcına 5-6 adet hurmayı doğrayarak ekledik.Üzerine pudra şekeri serpmek yerine hamura 2 kaşık pudra şekeri ekledik.1/2 oranında kepekli ve beyaz un kullandım.
selamlar,
elif

Sibel dedi ki...

Merhaba Elif, teşekkür ederim. Hurma kurabiyelere gerçekten yakışıyor, eminim çok lezzetli olmuştur. Afiyet olsun.
Sevgilerimle...