Mini Ekler


Bu sıkıntılı havada kendimi nasıl oyalasam ve mutlu etsem diye düşünüyordum... Akşam yemeğini hazırlamaya geçmeden önce sayfayı güncellemek güzel bir fikir gibi geldi:) Bu küçük eklerler yumuşacık değil, biraz kıtır oldular. Gerçi iyi tanımadığım bir fırında pişirdiğim için ısıyı ayarlayamadım başta... Bu nedenle biraz geç piştiler ve kıtır oldular. Birini kremayla doldurup sosladığımda hemen -biraz da umutsuzca- denedim. Umduğumdan daha nefis olmuştu. Sonuçta minik eklerler yiyen herkesin beğenisini topladı.

Eklerin hazırlık aşaması uzun sürüyor, hem hamurun hem de kremanın soğuması beklendiği için, yoksa çok kolay bir tarif. Ben kremasını bir gece önceden hazırlamıştım. Siz de vakit sorununuz olursa böyle yapabilirsiniz. Sabah hamurunu hazırlayıp içini doldurmak daha kolay oluyor.

Malzemeler:

Hamur için:
- 1 su bardağı sıcak su
- 100 gr tereyağı
- 1 tatlı kaşığı toz şeker
- 1 tutam tuz
- 1,5 su bardağı un
- 4 adet orta boy yumurta

Kreması için:
- 3 su bardağı süt
- 1,5 su bardağı toz şeker
- 4 yemek kaşığı un
- 1 adet yumurta
- Birkaç damla sıvı vanilya (pek paket vanilin tercih etmiyorum ama bulamazsanız kullanabilirsiniz)

Üzeri için:
- 1 paket bitter çikolata (80 gr)

Yapılışı:

1. Öncelikle kremayı hazırlayın: Sütün yarısını şekerle birlikte tencereye koyup kaynatın. Ayrı bir yerde sütün diğer yarısını un, yumurta ve vanilya ile birlikte çırpın. Hazırladığınız karışımı kaynamakta olan süt-şeker karışımına ekleyin. Sürekli karıştırın, kaynayınca kremanız hazır. Soğumasını bekleyin.

2. Hamurunu hazırlamak için sıcak suyu tencereye koyup içinde yağı eritin. 1 tatlı kaşığı şeker ve çok az tuz ekleyin. Kaynadıktan sonra unu ekleyerek hızlıca karıştırın, ateşi kısın. Koyu kıvamlı bir hamur olacak. Biraz ılındıktan sonra yumurtaları teker teker kırarak hamura iyice yedirin.

3. Hamuru sıkma torbasına doldurun, uygun bir uç kullanın. Sıktığınız zaman parmak kalınlığında olmalı. Yağlı kağıt serili fırın tepsisine hamurları 4-5 cm uzunluğunda sıkın.

4. Önceden 150 derece ısıtılmış fırında eklerleri üzerleri pembeleşinceye kadar pişirin. Tam süre veremiyorum bahsettiğim nedenden dolayı, o yüzden kontrol edin. Piştikten sonra fırını kapatın ve en az 15 dk tepsiyi fırından almayın.

5. Daha sonra hamurlarınızı ayırmadan ikiye bölün. İçlerine bolca krema koyun. Servis tepsisine dizdikten sonra üzerlerine benmari usulü eritilmiş çikolayı gezdirin.
-->
*********************

Olsa da yesem dedim şimdi...

Lost'a sardık bu ara, altyazı sorunundan dolayı ilk bölümünü izleyip öylece kalakalmış, gerisini izleyememiştik. Dün art arda 4 bölüm izledik, bu akşam rekoru egale etmek niyetindeyiz:)
İzlediğim son bölümden öğrendiğim bir şey var... Doğada kendi halinde kozasından çıkan bir kelebek, size yaşadığınız hayat hakkında çok şey söyleyebilir. Cesaret... umut... öz güven... Hayatım hakkında düşüncelere daldığım bugünlerde iyi geldi, bir mucizeye tanık olmak. Kaybolmak mı gerekiyor ne, bul(un)abilmek için?

27 yorum var:

Sokak Lambası dedi ki...

En kısa zamanda deneyeceğim :)

Adsız dedi ki...

Nihayet siz de mi lost'a sardınız Sibel hanım :) Biz de eşimle 4. sezonu geçen hafta bitirdik.Gerçekten aksiyon ve kışkırtıcı merakın yanı sıra hayata dair çok güzel detaylara da sahip bir dizi.Hoşça vakit geçirmenizi ve en kısa zamanda gönlünüze göre bir iş bulabilmenizi dilerim...
GÜLDEMİR

iron_rose@mynet.com

Benim eklerle ilgili olmasa da bir sorum var.Tarifte fırından bahsetmişsiniz ya aklıma size danışmak geldi.Bir mini fırın alacağım ama büyük fırınım yok sadece mini fırınımı kullanabileceğim.Bana bir marka tavsiyeniz olabilir mi? Dilerseniz reklam olmaması adına mail adresime de yazabilirsiniz.Şimdiden teşekkürler,sevgiler....

Eliza Bennet dedi ki...

Çok güzel ve samimi bir yazı olmuş. İnşaallah kaleminizle (ya da keyboard'unuzla :)) para kazanacağınız günler de gelir.
Ekler tarifi için teşekkürler, diğer yazılarınızı beliyoruz!

YASEMİN ASLIHAN BABALIK dedi ki...

sibelcim ekler harika görünüyor,ama dediğin gibi insanın sevdiği keyif aldığı bir işte çalışmasından daha harikası yoktur.ben de artık oğluş büyüdü iş bakıyorum ama severek yapacağım bişey olsun diye de dua ediyorum.umarım sen de bulursun gönlündeki gibi bir iş

Sokak Lambası dedi ki...

En kısa zaman oldu, denedim:))
Gerçekten zahmetli ve uzun; fakat herşeye rağmen sonuç mükemmel:)
Teşekkürler Sibel!

:)den dedi ki...

Mucizeler beklemek yerine yaratmaktır yaşam. Seçimlerimizle her anımızı kendimiz yaratırız.
"Yazarak hayatını kazanmanın hayal olduğunu" düşündüğün sürece, hayalin gerçekleşmez. "Evren devasa bir fotokopi makinasıdır. Sürekli düşüncelerini kopyalayarak çoğaltır" Çekirdek düşüncen ne ise yaşamında o gerçeklerle karşılaşırsın. Eğer gerçekten sadece yazarak hayatını kazanmak istiyorsan, düşüncelerini değiştir.
Film izlemeyi sevdiğin için minik bir öneride bulunmak isterim izninle.
"Conversations with God (Tanrı ile Sohbet) Stephen Simon filmi"

Tırtılın kelebek olması için mücadeleye ihtiyacı vardır. Kozayı delmeye çalışırken kanatları gelişir ve uçmaya hazır hale gelir. Onun doğası bu.
Biliyor musun kelebek eski Yunanca'da "Ruh" anlamına gelir. Eskiden kelebeklerin yeniden doğuş için beden arayan insan ruhları olduğuna inanılırmış.
Sembolizmde ise kelebek, "dönüşüm"ü (tranformation) vurguluyor; her insanın dönüşümü gerçekleştirmek için gereken potansiyele fazlasıyla sahip olduğunu, yaşadığı zorlukların, geçirdiği zor dönemlerin onu sadece daha güçlü yaptığını gösteriyor.

Kısacası, her insan kendi dünyasını yeniden yaratma şansına sahiptir, ama geçeceği zor devrelerden korkmamalıdır.

Sevgiler...

Mutfak Havlusu dedi ki...

iyi ki güncellemişsin sayfayı güzel bir görüntü daha hediye etmişsin ne güzel!

sibella dedi ki...

selam adascim,hosgeldin,ozlemistik..ekleri cok severim ben oldum olasi ama hic yapmadim..iremcimin dogumgunude kutlu olsun,mutlulukla gecsin hayati..kendine iyi bak,dilerim hayatin diledigin sekilde ilerle...insan isini ne kadar sevse de kimisini tokatlayasi geliyor bazen..ornek:ben:0) mutlu ol,xx

JİVAGO dedi ki...

Merhaba Sibel,
Bazıları için
yazmak,nefes
alıp vermek gibidir.
Hayattır,sağlıktır.
Ancak ülkemizde
yazarların,şairlerin
aç olduğunu düşünürsen
yazma gitsin !

Ama para babası bir
sponsor bulursan
yaz gitsin !

Sizi yazmaya çok
elverişli görüyorum.
O halde yazıp,biriktirin.
Çok gençsiniz.

Size ve beyefendiye
Sevgilerimle,
''J''

ÇALIŞAN ANNE OLMAK dedi ki...

Sibelcim her şeyden önce sanata ne kadar değer verildiği tartışılır bir ülkede yaşıyoruz. Üzgünüm ama para insanların dini imanı olmuş.
Senin harika yazıların bir kenarda dursun dün gece tv de ağzım açık izlediğim ve sinirden tv yi camdan aşağı atasımın geldiği zurna faik ile o iki şapşal kız kardeş senden, benden, bizden fazla kazanıyor emin ol :(
Ben biliyorsun çalışıyorum. Evet çalışmak, üretmek ve akabinde para kazanmak harika bir duygu ama bunuda insanın içine sindirmiyorlar. Bu sene zam yok diyen patronun kendisine meşhur bir yerde taş ev alıyorsa, elinde dünya kadar evrak, rapor, tahlil sonucun olmasına rağmen müdürün sana dönüp " şu doktorun adını versene bende izne çıkamayacağım işler yoğun bari rapor alayım" diyerek seni kırmaktan haz alıyorsa, dostun olduğunu sandığın iş arkadaşının iki çocuklu olmandan ve işyerine epeyce uzakta oturmandan dolayı seni kolladığını arada sırada geç kalınca seni idare ettiğini düşündürtüyor ve arkasından msn üzerinden personel müdürüne tek tek giriş çıkış saatlerini bildiriyorsa, iş arkadaşların olayları "kendi istediği" bakış açısı ile yorumlayıp patrona aktarırken sen kol kırılır yen içinde kalır deyip ısrarla gururla sır sakladığını sanıyorsan inan bana iş yaşamı çekilmez. Artık çevremizde doğru değerlere sahip insan sayısı az Sibelcim. Diğer insanlar acımasızca konuşup geçerken ve acımadan gülerken biz niye niye niye demeye mahkumuz galiba.
Ama kendimle gurur duyuyorum. Çünkü iş hayatının farkına emekliliğe 3.5 sene kala vardım :))
Yani uzun yıllar rahat rahat mutlu mesut herkesi kendim gibi sanarak huzur içinde yaşadım :)) Çünkü kötü olmak iyi olmaktan daha zordur. Uykun gelsede uyuyamassın.
hep düşünür hesap eder hesaplı adım atarsın. Anlayacağın zordur kötü olmak. Bense koca 16.5 yıl kasmadan, rahatt rahatttt hesapsız kitapsız geçirmişim yıllarımı :) Varsın olsun bu 3.5 yılda biraz daha olayların farkında geçsin.
Sana iş yaşamı ile ilgili bir abla nasihatı "herkesi dinle, herşeyi bil ama asla sen yorum yapma" gülümse ve geç...

Umarım arzuladığın doğru işe ve doğru iş arkadaşlarına kavuşursun..

Sibel dedi ki...

Sokak lambası, deneyip beğendiğine sevindim, afiyet olsun!

Sevgili Güldemir, ilk sezonu bitirmek üzereyiz biz de:) Dizi şimdi başlıyormuş asıl! Bakalım neler olacak:) Fırınla ilgili malesef size yardımcı olamayacağım sanırım, çünkü ben de ocaklı büyük fırın kullanıyorum. Benim fırınım Arçelik, çok memnunum, ama mini fırınları nasıldır bilemeyeceğim. Belki diğer okurlardan yardımcı olanlar çıkabilir..

Sevgili Eliza çok teşekkürler!

Yaseminciğim, çok sağol. Dilerim sen de oğluşuna zaman ayırmanı engellemeyecek rahat bir iş bulabilirsin.

Sevgili Gülden, çok güzel yazmışsın, çok teşekkür ederim. İçime ışık tuttu sözcüklerin. Bunları ben de biliyorum aslında, umutsuzluk en korktuğum şeydir ve en nefret ettiğim ruh halidir.. Bunun işleri daha da kötüye götürebileceğinin farkındayım. Benimkisi sadece içinde bulunduğumuz koşullarla ilgili bir tespit diyelim.. Yoksa ben yazmaya elbette devam edeceğim. Suya yazar gibi..

Mutfak havlusu beğendiğine sevindim! Keşke daha da güzel şeyler ekleyebilsem.

Adaşcığım, sen de dene bir ara ekler. Görüntü ortaya çıkınca insan çok mutlu oluyor:) İşlerde zorluklar hep olacaktır, insanlarla ilgili zorluklar da. Yeter ki bizim yaşam enerjimizi almasınlar, izin vermeyelim buna. Sen de mutlu ol canım.

Jivago, teşekkürler. Yazıp biriktirmek.. zaten yaptığım bu:)

Sevgili çalışan anne, zor şeyler yaşamışsınız. Bunlar iş yaşamında bir şekilde temiz kalabilen, içini temiz tutabilen herkesin yaşadığı şeyler sanırım.. Ama dediğiniz gibi, kötü olmak zordur. İyi olmak, iyi kalmak da zor aslında! Yine de rahat uyuyabilenlerden olmak en güzeli. Dilerim emekliliğiniz çok güzel geçer, pek birşey de kalmamış. Çok teşekkür ederim yorumunuz için.
Sevgilerimle..

fatoş dedi ki...

Dönüp,dönüp yazılarını devamlı okuyorum.Okurken yazdığın yazılarda kendimi buluyorum. Bu yazar için çok önemli bir faktör. Canım sibelim sen bence benim gözümde usta bir yazarsın. HERŞEY GÖNLÜNCE OLSUN. Not:Bu arada ben istabudayım seninle tanşmak modada karşılıklı kahve içmek isterim canım sana meil adresimi yazıyorum .fatosustun@yahoo.com ankaradan fafoş ablan.

Adsız dedi ki...

yazarak yaşamınızı kazanmak konusunda şanssız birisiniz sibel hanım. neden derseniz, kendinize özgü bir diliniz henüz yok türk blog dünyasında onlarca örneği olan ''şirin'' dil ekolünün bir üyesisiniz. oysa ''şirin'' dil kurmaya çalışmayıp -zorlama bir şey hemen belli oluyor- doğal olsanız belki çok başka bir dil daha akıcı, duru, teklemeyen ağır gitmeyen bir dil bulabilirsiniz. yani bir pastaya ''pastacık'' diyen 30larındaki bir kadın artık medya için de reklam yazarlığı için de geçersiz, miadını doldurmuş, belki bir 12-13 yaşındaki çıtıra yakışacak bir dil. handan

Noktrun dedi ki...

bu sitenin dil içeriğine yorum yazacak kadar hakimseniz okuyorsunuz demektir sevgili handan hanım.

beğenmediğiniz bir şeyi okuyorsanız ve yıkıcı eleştiri yapıyorsanız kişiliğinizle alakalı bir probleminiz var demektir sevgili handan hanım.

geçmiş olsun...

Cafe Gusto dedi ki...

Sibelciğim bende de tembel işi hazır hamurdan profiterol var.Sen becerikli çıktın :))Ellerine sağlık sevgiler...

Adsız dedi ki...

Handan bebek,

Sizi tanımıyorum,
tanımak ta istemem.
Öncelikle bu siteyi
iyi incelemenizi
şiddetle tavsiye
ederim...Bu biirr !

İkiii,neden o güzel
isiminizle zat'alinize
ait bir blog açmıyorsunuz?

Açsanız, eminim
kıymeti harbiyeniz ile
bloglar alemi
7.8 şiddetinde sarsılır.
Bu üççç.

Hiç şüphem yok ki,
sizin gibi çürük meyva veren
bir kart bebek te taşlanır.
bu da dörttt!!!!

Seda

Adsız dedi ki...

Sevgili Sibel,
Hayret ettim vallahi..
Bu ne kadar çekememezlikmiş böyle..İnsanların böyle kalbini kırma hakkını nereden bulmuş bu hanım?
Hiç aldırma..Maalesef böyleleri de var çevremizde..Beğenmediği yazıları okuması için kafasına silah dayamışlar galiba...
Sevgiler..
mine özgür

Sibel dedi ki...

Fatoş abla, çok teşekkür ederim güzel sözleriniz için. Şu sıralar hayatın zaman zaman karşımıza çıkarttığı "zor" devrelerindeyim, kendimi biraz toparlayayım, size en kısa zamanda mail atacağım..

Serpilciğim hazırlar bazen çok daha iyi oluyor aslında, kendimizi harap etmemiş oluyoruz:)) Senin de eline sağlık!

Sevgili Seda ve Mine hanım, sevgilerimi yolluyorum..

fatoş dedi ki...

Sibelcim,yaşamı bazen ben bir grafik çizelgesine benzetiyorum.İnişler,çıkışlar,mutluolduğumuz anlar mutsuz olduğumuz anlar. Yaşam bu canım ama, dönüp baktığın zaman yaşamına mutlu olduğun anlar öne çıkıyor ise mutsuz olduğun,sıkıntılı olduğun,anlarla mücadele etmelisin.Önemli olan zoru başa rmaktır.Ben inanıyorum ki,zoru kolaya çevirip başarabilecek bir yapıya sahipsin seni yazmış olduğun yazılardan da anlamaya çalışıyorum.Çünki, yazmiş olduğun yazılarına pozitif enerjinide yükleyip yayılıyorsun.Ammma baktın ki çok zorlanıyorsun benden sana bir anne tavsiyesi hayat çok kısa keşkilerle dolu bir yaşam geçirme ilk önce kendini çok sev.SEN SENİ ÜZMENE MÜSADA ETME... Seni sevenlerle sana mutlu bir yaşam geçirmeni diliyorum Ben seni seviyoum.Hoşçakal mutlu kal.

Sibel dedi ki...

Fatoş abla, hayatım hep mücadeleyle geçti zaten ve hala da öyle geçiyor. Ne mutlu bana ki ödüllendirildim, ruh eşimle karşılaştırıldım. İş konusu elbette düzene girecektir, biraz daha zamana ihtiyacım var sanırım.
Çok teşekkür ederim desteğiniz için..
Sevgilerimle...

fatoş dedi ki...

Canım sibelcim iş konusunda sakın canını sıkma sanıyorum basın camiasında iş arıyorsun ben de seninle bu konuda zaten birazda görüşmek istemiştim.Bizlerde yakın çevremizdeki kişilere sorup araştırırız.Ama senin ne istediğinide bilmem lazım. Yarın sabah ben asliberry,yaman, ruko edremite gidiyoruz dönüşte mailime tlf.nu bidirirsen görüşürüz. Hoşçakal canım.

Sibel dedi ki...

Tamam Fatoş ablacım, size hele bir gidip dönün, görüşürüz inşallah. Güzel bir tail geçirin, tadını çıkarın:)
Sevgilerimle..

SıfırDokuz dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
SıfırDokuz dedi ki...

ftara, saatler kala oruç tutan bünyede iftar topu etkisi yarattı bu ekler pastalar valla olsada yesek, sibel bu arada evlendiğini geçde olsa duydum mutluluklar dilerim, dilerim mutlu bir hayat sizin olur.

Sibel dedi ki...

Çok teşekkür ederim:) Pastacıklar da iftar sonrası çayla güzel gider hani.. denersen afiyet olsun!
Sevgilerimle..

fatoş dedi ki...

Canım sibelcim edremitten döndüm. Haftasonu eşim beni almaya geldi,üç günde ayvalık ve cunda adasında geçirdik.AYVALIK geziniz ile ilgili yazın beni çok etkilemişti ve de okurken çok keyif almıştım gülerin tatlıhanesinden tatlımızı yedik kurabiyemizi aldık .Ferdiden peynirimizi,lorumuzu,yağımızı aldık.Mesut büfede ayvalık tostumuzu yedik.Senden herkeze kucak dolusu selam götürdüm.Çok memnun oldular,bilgisayarında bizden bahsedecekti bahsettimi diye sordular bende onlara bilgisayarında bahsettihi için bulduğumu söyledim hepsi çok mutlu oldular sana ayvalıktan selan getirdim.Pazar sabahı cunda adasına geçtik, taş kahvede kahvaltımızı yaptık senin için balıklara ekmek atıp demli bir çay içtim onlarada içimden senin selamını söyledim benim için herşey çok keyifliydi sana teşekkür borçluyum sen bu kadar keyifli anlattığın için gittim gördüm mutlu olarak döndüm.Sen iyi bir yazarsın senin için elimden ne geliyorsa yapmaya hazırım. Seni kucak dolusu öpüyorum.

Sibel dedi ki...

Fatoş abla hoşgeldiniz! Ne güzel, çok keyifli bir gezi olmuş. Benden götürdüğünüz ve bana getirdiğiniz selamlar için çoook teşekkürler.. Çok mutlu oldum inanın. Ben de sizi kucaklıyorum.
Sevgilerimle..