Arşın (Uzun) Börülce Kavurması


Domateslere veda ettiğimiz bugünlerde bu ne şimdi diyeceksiniz. Tam da bu vedadan dolayı kapak oldular bugünkü yazıya. Bunlar çok sevdiğim pembe domatesler... Geçtiğimiz yaz sadece birkaç kez tadabildiğim, ama yine de bu kadarı için bile şükrettiğim... Pek şekilsizler gördüğünüz gibi... Ama lezizler. Hele kokuları bir başka! Yanlarında duran incecik patlıcanlar dikkatinizi çekti mi? Karnıyarık asıl onlarla yapılır. Büyük şehirlerde görebileniniz var mı? Ya diğer yandaki incecik börülceler? Çıt diye kırılır, hatta satın alırken annem birini çıtlatır göründüğü kadar taze mi bakmak için. Fasulye de aynı teste tabi tutulur annem tarafından. Eğrilip bükülürse şansı yok, çıt edecek.

Aslına bakarsanız sizlerle feci zaman aşımına uğrayan bazı şeyler paylaşacağım bugün. Zaman aşımı diyorum çünkü Aydın'dan döneli onca zaman geçti, ben hala pazarlarda çektiğim fotoğrafları yayınlayamadım. Aslında o kadar çok fotoğraf çekmişim ki, nereden başlayacağımı da bilemedim. Velhasıl geciktikçe gecikti. Hiç paylaşmasam da yazık olacaktı. En iyisi çok konuşmadan olabildiğince çok fotoğraf göstereyim bugün diyorum (ama bakalım çenemi tutabilecek miyim)...


Annem İstanbul'a getirmem için domates alışverişi yaparken... Gerçi biletim ertelenince domatesleri orada yedik ama zaten pembe domatesler yolculuğa pek müsait olmazlarmış, ince kabuklu ve narin oldukları için...


Off.. asıl güzellik bunlar. Karar verememiştim başta, domateslerle mi incirlerle mi başlayayım diye. Domates neden öne geçti, pembe olduğu için herhalde... Hani daha nadir olduğu için. Gerçi şu güzelim "bardacık"ların da mor incirden başkasının bulunmadığı şehrim topraklarında benim için çok nadide olduklarını söylemem gerek. Dayanamayacağım, yakından da göstereceğim sepetin birini.


Nasıl da çatlamışlar, balları akmış... Aydın'da olduğum sürece buzdolabında daima incir tabağı vardı, ben de canım istedikçe çıkartıp üçer beşer yedim. Bir dahaki yaza kadar özleyeceklerim arasında onlar da var şimdi...


Bu küçük kız, süt mısırlarımızı ayıkladı. Biz de alıp çantamıza koyduk, eve gelip haşladık bir güzel. Isırırken suyu (sütü mü yoksa) akan, benzerini bu sene hiç yemediğim lezzette mısırlardı...


Köy yumurtaları.. Sarısının rengi turuncuya yakındır, ben kıyıp da kekte filan kullanamam! En güzel yeme şekli kayısı kıvamında haşlamaktır. Kahvaltıda yanına ev ekmeği ve koyun peynirini katık ederim... Ah bir de fiyatlara dikkat lütfen... Anneme pazar gezmesi boyunca "anne siz burada bedava yaşıyorsunuz" dedim kaç kez. Yani ben de öyle yaşıyormuşum bir vakitler... Neyin fiyatını sorsanız kuruşla söylüyor kadınlar. Ha bir de çoğu kez kilo fiyatı vermezler! 2 kilosu şu, 3 kilo alırsan bu... Fiyatlar öyle olunca (lezzetlerinden dolayı iştahlar da malum olunca) taneyle değil, kilolarca sebze meyve alınıyor orada...


Bunlar da güleryüzlü bir ablanın köyde arkadaşının yaptığını, kendinin de pazara getirip sattığını söylediği pideler, ekmekler, bazlamalar... Annemin eli pidede ama aslında poşeti kenara çekiyor, altından bazlama almak için. Pazara kahvaltı öncesi gidince gözüm bazlamadan başkasını görmedi doğrusu. Eve gidince de sevgilime ilk kez bazlama yedirdim. Pek sevdi:) Hatta çok alsaydınız, İstanbul'a da götürseydik dedi. Ah benim aklıma gelmedi ki? Ama çözüm vardı, köşedeki bakkala da geliyordu köy bazlamaları. Ben de İstanbul'a döneceğim gün taze taze aldım, dilimleyip dondurucuya attım. Arasına Nutellalar sürüp sürüp, beyaz peynirler koyup koyup... tükettik ah çoktan...


Bilenler bilir.. Tarhana otu bu. Bir adı daha vardı ama unuttum. Tarhana yapımında kullanılıyor bizim oralarda. Annem taze tarhanamızı yapmış, gönderdi geçen gün koliyle. Annemin tarhanası bir başkadır diyeceğim ama herkes kendi alıştığı tarhanayı beğenir, onu da bilirim. Her hali güzel, kış akşamlarının bu muhteşem çorbasının. Ben pişirirken içine son anda sarımsak döver atarım, bir de kuru börülce koyarım annemin yaptığı gibi. Geçenlerde epeyce börülce haşlayıp dondurucuya koydum yine. Artık vakit geldi tarhana çorbaları için...


Bunlar nedir bilin bakalım? Bir tür börülce, uzun olur, bildiğimiz börülceden biraz daha kalın olur, "arşın börülce" denirmiş adına. Şahsen ilk kez duydum, ilk kez gördüm. Satan teyze ben fotoğrafını çekince hemen başladı anlatmaya ben sormadan, "accık haşlayıp taratorlarsın, pek güzel olur. Kavurursun domatesli, istersen yumurta kırarsın, öyle de güzel olur". Anneme baktım,"kavuracağım ben onu" dedi. Bana göre hava hoş.


Bu da pişmiş hali. Yanında yoğurt var ama, ben bir kısmını yoğurtladıktan sonra öylesini sevmedim, sade haline ise bayıldım. Tarif ister misiniz:) Olur da mevsiminde Ege pazarlarına yolunuz düşer, bulur alırsınız, ya da şanslısınızdır da başka bir şekilde elinize geçer (bana da haber verin!) tarif bulunsun burada.

ARŞIN (UZUN) BÖRÜLCE KAVURMASI

Malzemeler:

- 1 ya da 2 bağ (yarım kg) arşın börülce
- 1 kahve fincanı zeytinyağı
- 1 baş kuru soğan
- 4 diş sarımsak
- 2 tane kırmızı biber (büyükse 1 tane)
- Domatesli istenirse 1-2 tane domates
- Yumurtalı yapılacaksa 2 tane yumurta
- Tuz, kırmızı toz biber, karabiber

Yapılışı:

1. Önce börülceleri ayıklayıp yıkayın. 1'er cm boyunda, ufak ufak doğrayın. Avcunuza sığdırabildiğiniz kadarını (yani demet halinde) doğrarsanız uzun sürmüyor. Hayır ben önce tek tek doğramaya kalkmıştım da annem kızmıştı ondan diyorum:)

2. Zeytinyağında yemeklik doğranmış soğanları ve kıyılmış sarımsakları hafifçe pembeleştirin. (kardeşim geçen gün ben yemek yaparken -bir yandan da ona anlatırken- "soğanın pembe olduğunu hiç görmedim" dedi de çok güldüm:)

3. Kırmızı biberleri ufak doğrayıp ekleyin, soğanlarla beraber kavurmaya devam edin. Sonra börülceleri ekleyin. Tuzunu, biberini koyun ve kapağını kapatıp ateşi kısın. Arada tahta kaşıkla karıştırın ki dibi tutmasın. Börülceler yumuşayana kadar pişirin. Uzun sürmüyor, tadına bakarak kontrol etmek lazım (kontrolü ben yaptığımda "ımmmhh" diye bir ses çıktı benden, nasıl leziz bir börülce cinsiymiş)

4. Domatesli yapacaksanız ocaktan almaya yakın küp kesilmiş domatesi ekleyin, biraz daha pişirin. Yumurtalı yapacaksanız yumurtaları kırın, hafifçe karıştırın, yumurtalar pişince ocaktan alın.

İstanbul'a getirdiklerim arasında arşın börülce de vardı bir pişirimlik. Anneminki kadar güzel oldu. Yavaş yavaş annemin elinin lezzetine yaklaşıyorum galiba! Pişirdiğim sebzeler güzel ama, kim yapsa aynı olur, fazla şımarmamak lazım...

Velhasıl bir pazar gezmesi de burada sona erdi... Bir başka pazarda buluşmak üzere diyeceğim ama pazara gittiğim yok ki. Bakalım kısmet ne zamana.... 

40 yorum var:

DeSsTiNa / Hayatın Ta Kendisi Lokantası dedi ki...

Valla bu pazara gidip alışveriş yapasım geldi :)

Ayrıca o Cumartesi çalışılmayan işlerden bende istiyorum mümkünse ya :)))

Zeynep dedi ki...

Merhaba Sibel
Uzun zamandır severek takip ediyorum siteni.Hep yazmak istedim ama olmadı.Yazıların,fotoğrafların o kadar sıcak ve samimi ki.
Bu uzun börülceleri o kadar güzel anlatmışsın ki canım istedi.İstanbul'da bulmak zordur herhalde.
Ben de uzun zamandır iş arıyorum ama nedense olmuyor.Ve olursa dediğin gibi cumartesi olmasın istiyorum:)
Sevgilerimle

tuğba dedi ki...

merhaba sibel
leziz dergisinin eylül sayısında bir kitap tanıtımı var ilgini çeker diye düşündüm.
Ayvalık'ı Gezerken-Ahmet Yorulmaz
Remzi Kitabevi

zero dedi ki...

Gece gece şu bilgisayarın başına otururken taa Aydınlar'a hem de pazarın en güzeline bir yolculuğa çıkacağımı tahmin etmezdim doğrusu. Ne güzel her şey, nasıl doğal, nasıl iştah açıcı, nasıl imrendirici. O havaya, suya, o toprağa kim imrenmez! Ekolojik pazara sık sık gitmeye çalışıyorum ben de evim uzak olsa da, ama ben yine de diyorum ki Anadolu'daki bu semt pazarlarının yerini hiç bir pazar tutmuyor. Şimdi ben Ören'in, Burhaniye'nin, Edremit'in, Havran'ın pazarını nasıl özlemem, bir kere aldıktan sonra o tadı? Dönüp dönüp yeniden okumak geldi yazını Sibelcim, kalemine ve fotoğrafları çeken ellerine sağlık:)

pinarbk dedi ki...

Herşey nasıl da mis gibi görünüyor. Ah oralarda olsak da dolabı "zehirsiz" gıdalarla doldursak...

Adsız dedi ki...

Merhaba Sibel Hanım,

börülceli tarhanayı yazabilir misiniz

Çiğdem

Sibel dedi ki...

Destina, herkesin hakkı aslında Cumartesileri çalışmamak, değil mi? Keşke tüm patronlar böyle düşünse..

Merhaba Zeynep, çok teşekkür ederim:) Umarım sen de gönlüne göre bir iş bulursun. Börülceleri İstanbul'da bulmak imkansız gibi birşey malesef..

Tuğba merhaba, teşekkürler bilgi verdiğin için. Kitabı biliyorum, halen okunacaklar listemde bulunuyor. Umarım Ayvalık'a tekrar gideceğimiz zaman edinebileceğim.

Zerocuğum haklısın, Anadolu pazarlarının yeri bir başka benim için de. Oralardaki çeşit bolluğu ve ucuzluk, bir de herşeyin zaten organiğe yakın olması beni de cezbediyor. İstanbul'da da yöresel pazarlar kuruluyor aslında, yerlerini öğrenip gitmek lazım. Bu da planlarım arasında:)

Pınarcığım hakikaten öyle.. Biz bir arabımızın olmasını en çok bu yüzden istiyoruz. Yolculuklara çıkmak ve bagajı köy pazarlarından bulduklarımızla doldurabilmek için:) Yoksa kolilerle taşımak çok zor oluyor.

Çiğdem hanım, toz tarhananız varsa tarifi şöyle: Önce çok az zeytinyağı-tereyağı karışımını ocakta ısıtıyorum, sonra yarım kaşık biber salçasını eritiyorum. Üzerine 2,5 bardak su ekliyor, su ısınmadan hemen 2 kaşık toz tarhana ekliyorum. Bu ölçü 2 kişilik çorba için.. Sürekli karıştırarak kaynatıyorum. Kaynadıktan sonra içine buzluktan haşlanmış 1 kaşık kuru börülce atıyorum. Sonra 1 diş sarımsağı az tuzla döverek çorbaya ekliyorum. Hemen servise hazır oluyor. Afiyet olsun.
Sevgilerimle..

Eliza Bennet dedi ki...

Bayıldım bu yazıya. Paylaştığın için teşekkürler, geç olsun da güç olmasın değil mi ama?

O bazlamalarıda çok canım çekti. Onların tarifi var mıdır?

dgül dedi ki...

Sibel'ciğim, ne güzelsin yaa, bugün öğleye kadar, sana daha önce bahsettiğim Aydın'lı can arkadaşımla birlikte hamalvari şekilde çalışıp, öğlen bir bakınalım diyerek oturduk bilgisayar başına, ve sen inanılmazsın...
Yorgunluğumuz uçup gitti, ne güzel anlatmış ve fotoğraflamışsın öyle. Ben geçen yaz onun misafiri olarak gitmiştim ve orada bayılarak gezmiştim Aydın pazarını. Hele o pembe domatesler, hala tadı damağımda, ne güzel şeylerdi gerçekten. Pazardaki tüm satıcılar çok içten ve samimiydi, benim durmadan sorduğum her bir şeye güleryüzle ve sabırla içten yanıtlar veriyorlardı.Tarhana otunu, ha bir de "göce"yi ilk o gün duymuş, görmüş ve öğrenmiştim. Sonra gidip, onun anneciğinin bahçesinde el birliğiyle (ben de yeni öğrenerek) pişirmiştik tüm malzemeleri. Çok güzel bir anı oldu benim için ve şimdi hepsi gözümde canlandı, sağolasın, iyi ki varsın...

Adsız dedi ki...

Çok teşekkür ederim Sibel Hanım.

Çiğdem

Sibel dedi ki...

Eliza, sevindim beğendiğine:) Bazlamaların tarifi yok malesef.. Daha doğrusu onların pişmesi için ocak ve sac gerekiyor, yani hakiki bazlamalar köyde öyle pişiriliyor. Ben bir kez pişirilmesini izlemiştim, hamuru da sadece un, su ve mayadan ibaretti. Şu linkte görebilirsin:
http://sibelinkahvesi.blogspot.com/2005/09/zeytin-incir-zm-ya-da-doada-bir-nefes.html
Arasıra bazı dükkanlar bazlama getirtiyor ama, fırın ya da büyük marketler.. Bakınmakta fayda var:)

Gülcüğüm, yorgun geçen bir sabahın ardından sizi dinlendirebilmek inan benim için çok büyük mutluluk. Arkadaşına da selamlarımı, sevgilerimi ilet olur mu? Sen de iyi ki varsın..

Çiğdem hanım rica ederim,
Sevgilerimle..

Melis dedi ki...

Merhaba Sibel Hanim,

gizli okuyucularinizdan biriyim bende, okuyup yorum yazmayan. :)
Özellikle geceleri kurabiyeler,tuzlular bölümüne girip ah cekiyorum, simdi olucakti önümde diye :)

Almanya da yasadigimdan genel olarak birakin köy pazarlarini, genel olarak türk pazarlarini özlüyorum ben. Kiloyla domates, biber, patlican.. burda yok, olsa bile ögrenci bütceme uygun olmuyor :) 2-3 ay önce tek tek paketlenmis patlican buldum, marketin ortasinda dans edecektim nerdeyse :D Hadi patlican domates biber bi sekilde geliyo buraya italyadan yada ispanyadan ama.. Bazi seyler taninmiyor burda, yesil erik mesela. Bu sefer ne yapip ne edip mart nisan gibi izmirde olmak istiyorum yine. Yoksa yesil erik eksikliginden depresyona giren ilk insan olucam :D Türkiyedeki sebze meyve bollugunun tadini cikarin derim ben o yüzden.

Izmir insani bilirsiniz her otu salata yapar, sadece izmir degil, ege insani genelde yatkindir buna. Karaburuna giderken yolun kenarinda durup ot toplayip bunlari salata yapip balikla yiyen bir biz variz :) Her otu salata yapmaya bir örnek, yazinizla da baglantili, deniz börülcesi :) Ortaokulda pazara gittigimde görürdüm tek tük satan yerler. Deniz kenarlarinda yetisen, börülceye benzer bi bitki. Babam ve babaannem anlatirlardi, eskiden bolca yediklerini..Su anda sanirim pek bilinmiyor.. Belki denk gelirsiniz :)Belkide coktan biliyorsunuzdur :) Vikipedide de Deniz börülcesi diye arattirirsaniz resmi ve diger bilgilerine ulasabilirsiniz.

Sevgilerimle

Melis

yemekvebiz dedi ki...

Arsin borulceyi gorunce rahmetli anneannemi ve Tire'yi animsadim hemen. Cok yapardi bize severek yerdik. Eskisehir'de birkac kere bulabildim borulceyi.
Pek bilmiyor Anadolu borulceyi.

Ne guzel cekmissin pazar fotolarini ellerine saglik.

Sevgilerimle,

Zeynep T.

şeker pasta dedi ki...

Sibel Hn. kandiliniz mübarek olsun...

Adsız dedi ki...

ah sibel, beni yüregimden vurdun! hele o domateslerle incirler beni mahvetti. bu sene tatilde cok rahatsizlandigim ve tatilimin büyük kismini yatakta gecirdigim icin hayalini kurdugum hic birseyi yiyemedim ve hic birseyi yapamadim. biz burada maalesef genel olarak pazarlardan yoksun kaliyoruz. zaten aldigmiz hic bir sebze ve meyvenin olmasi gereken tadi yok. domatesler domates gibi kokmuyor. inciri zaten cok nadir bulabiliyoruz. hem tatsiz, hemde cok pahali (tanesi 2 YTL'ye yakin!). herseye özlem duyuyoruz burada. benim yerimede tat o güzellikleri. afiyet bal seker olsun! sevgilerle... sevim

Beyazevm dedi ki...

Merhaba ne güzel bir pazar burası.Oldum olası Ege nin pazarlarını gezmek, otlarından almak istemişimdir.Sayende gezmiş kadar oldum.Sevgiler.

birdutmasali dedi ki...

Sevgili SİBEL,
öyle bir çekim alanıdır ki şu güzelim yöresel pazarlar,hiç bir yer yerini tutamaz.
tablo gibi her şey..
alaçatı pazarını hatırladım bu yaz. sayfamda metrelerce yayınladım :))))))
miss gibi her şeyin kokusu geldi burnuma.
pembe domateslerden hala buluyorum burada. erenköy ve göztepe pazarına getiriyorlar.azaldı iyice,bitmek üzere :(((
arşivinizi bizlerden esirgemeyiniz.
kadir geceniz mübarek ,duaları ailenizle üzerinizde olsun.

svglr NuNu

HÜLYA dedi ki...

Merhaba!

Uzun zamandır buralara uğrayamıyordum. Ne güzel bir haber... Bir ömür boyu mutluluklar dilerim.

Hülya

Sibel dedi ki...

Merhaba Melis hanım, ne iyi ettiniz de yazdınız. Sessiz olmayın lütfen, ben sizlerin yorumlarıyla yazma hevesimi canlı tutuyorum. Deniz börülcesini bilirim, çok da severim, arşivimde fotoğrafları ve tarifi de var hatta. Dilerim siz de en kısa zamanda özlediğiniz lezzetlere kavuşursunuz. Yeşil erik hasreti hiç yabancı değil bana, bütün bir yıl mevsimini bekleyenlerdenim!

Zeynep ablacım buralarda da çok seyrek bulunuyor, ben bu yaz birkaç kez ekolojik pazarda memleketimden gelmiş börülce yeme şansını yakaladım. Manavlarda bulduklarım aynı lezzette değildi. Fasulyeden daha çok severim börülceyi ben. Kurusunu da kış boyu tarhana çorbama koyarım.

Şeker pasta, teşekkür ederim, hepimizin..

Sevgili Sevim, çok geçmiş olsun. Yurtdışında yaşıyorsun anladığım kadarıyla. Seni üzmemiş olmayı dilerim özlediklerini yazarak.. Sevgilerimi yolluyorum!

Beyazevm, ne güzel! Keyif almana sevindim.. Umarım yakında gerçeğini de gezmek kısmet olur.

Nunucuğum ne şans, pembe domatesleri ben birkaç kez yedim de tadı damağımda kaldı bu yaz. Alaçatı pazarını da görmek isterim! Görmek istemediğim pazar yok ya gerçi:) Güzel dileklerine aynı dileklerle katılıyorum.
Sevgilerimle...

sibel dedi ki...

Sibel hanım merhaba, bende sibel ve aydınlıyım. Sitenizi yeni gördüm,çok şey kaçırdığımı düşünüyorum.Ben o domoteslerin ve incirlerin içinde büyüdüm. Şimdi memleketten çok uzaktayım ve hepsine hasretim... beni memleketime götürdüğünüz için teşekkür ederim

Papatya dedi ki...

Sibelcigim,

Akşamları salata yaparken domatesin kalınlaşan kabuklarında farketmiştim 4 mevsim domatese ne kadar ihtiyacım olugunu. Şimdi bu şekilsiz ama lezzetli domatesleri gorunce benim de aklıma annemle yaz pazarları geldi.Ekolojik pazara gitmeyi ben de çok istiyorum ama o kadar erken kalmaya çok korkuyorum:)
Sevgilerimle,

Adsız dedi ki...

Merhaba Sibel,
coktan beri nete girip senin o güzel sayfanada bakamadim. Ve pismanim.. Vallahi damardan gittin, Domates, incir, barbunya ve börülce derken, canim cekti ya..
Ama az kaldi,, bayramdan sonra bende aydindayim. Zaten suan babam ve annem türkiye´deler, gecen günü aradigimda annem utanmadan bana, sevgi daynamis yiyoruz dedi, bende dikkat et bogazinda kalmasin dedim. Hhmm, gelelim daynamis, kücükken tabi dilimiz kaynamis diyemiyordu.. Misir almislar, kaynatmislar ve afiyetle yiyorlarmis. Sonra annem diyordu, sen gelesiye kadar kalmaz herhalde dedi, bende hepsini yeme, iki tanecik olsada, dondurucuya koy, gelince ben onlari yerim dedim :-)
Ve siparisimi de verdim, icinde incirde vardi, taze incire bayilirim, yaz meyveleri ve sebzeleri. Benimkiler telefonda gülmeye basladilar. Duyanda ac kaldik sanacak. Alakasi yok, ama iste acgözlülügümüz var, özlem var.
Gurbetin gözü kör olsun ;-)
Almanya´da yok mu diyeceksin.. Var, ama memleketimizinki gibi olmuyor ya.
3 hafta tatilim var bol bol Türkiye daha dogrusu Aydin havasini icime cekerim..
Inanki bende o pazar gezmelerini özledim.
Gelelim börülce, hem uzunu hem kisasi cok lezzetlidir.
Bizde uzun börülceyi kavururuz, ister sicak ister soguk yiyebilirsin.
Zaten gelirken, biraz uzun börülceden geritirip, burada kavurup, dondurucuya koyarim, canimiz isteyince cikarip yeriz. Ha bi de bazlamayi,onun tadi gercekten bambaska, aslinda sicak bazlamayi tereyagi sürüp yiyeceksin. Ay, aklima kilolar geldi, fazla uzatmayayim artik :-)
Yani su donduruculari yapan kisilere, cok cok tesekkür ediyorum ve tabii sana da cooooooookkkk coooooookk tesekkür ediyorum, bu güzel resimlerini bizlerle paylastigin icin.
Almanya´dan kucak dolusu selamlar
Sevgi


üüfff, yine döktürmüsüm.. Oysaki Aydin havasi, kisa kes yapayim diyordum, yine beceremedim

Sibel dedi ki...

Hülyacığım çok teşekkürler..

Sevgili adaşım ve hemşerim, hoşgeldiniz! Hiçbir şey kaçırmadınız, arşivde hepsi var, okursunuz boş vakitlerde. Asıl ben teşekkür ederim ziyaretiniz için.

Zeynepciğim, pazara gitmek için erken kalkmaya değer, inan bana! Bir kez gidip o güzellikleri görünce bana hak vereceksin:) Hele bir de orada, ya da ordan aldıklarınla evde kahvaltı yapmanın zevki bambaşka.. Belki bir gün orada buluşuruz!

Merhaba Sevgi, yorumunu çok keyif alarak okudum, iyi ki yazdın! Yakında özlediklerine kavuşacak olman ne güzel, herşeyin tadını bol bol çıkarırsın. Dondurucu ile ilgili ben de aynı şeyi düşünüyorum. Hatta evden getirdiğim karacotlu peyniri bile koydum dondurucuya. Başka nerde bulabilirim ki en sevdiğim ilk 3 peynirden birini? Özlemenin de tadı başka diye düşünüyorum ben, onların içindeyken kıymetini biliyor muyduk? Kucak dolusu selam da İstanbul'dan Almanya'ya!
Sevgilerimle..

alper dedi ki...

Nice yıllara Sibel... Işığımız, sevgimiz seninle...

kalbegidenyol dedi ki...

Canım sağlıklı,huzurlu ve aile sıcaklığında gececek şeker tadında bir bayram dilerim..

sevgiler
gözde

şeker pasta dedi ki...

Bayramını en içten dileklerimle kutluyor, 'Şeker' gibi lezzetlerinin devamını diliyorum... Şeker Pasta Banu...

Adsız dedi ki...

evet sibel, ben isvicrede yasiyorum. daha öncede yorum birakmistim. belki hatirlarsin.... yok, beni üzmedin tabiiki. cok seviyorum bu tür yazilarini ve resimlerini. yalniz, herseyin ne kadar burnumda tüttügünü daha cok fark ediyorum. bu arada: bayramin kutlu olsun sibel! nice güzel bayramlara erismek dilegiyle.... sevim

ηiηo dedi ki...

Cocukken hersey ne kadar guzeldi yada bizler cocuklugun verdigi saflikla herseyi temiz gorurduk. Arefe gunu yapilan temizlikler, baldan tatli tatlilarin hazirlanisi, kacamak bir iki lokma. Bayram oncesi cikilan alisverisler, alinan birbirinden guzel elbiseler, ayakkabilar. Kizsaniz elbisenin cantasi, sapkasi olacak. Erkekseniz cepsiz olmaz pantalon, para toplanicak. Hic unutmam bir komsumuz vardi Allah rahmet eylesin, o teyze hic bir bayram geri cevirmedi bizi. Bayram oncesi mis gibi kokan, yepyeni mendiller alir, arasinada para koyardi. Koskocaman lojman, 11 kat, her katta 6 daire, herkes tanidik. El opmekten yorulur, topladigimiz harcliklari cantamiza sigdiramazdik. O zaman insanlarin elimi boldu, simdi ne oldu hala anlamis degilim. Insanlar birakin para vermeyi, seker ikram etmeyi, kapiyi acmiyorlar. Guzel olan geleneklerimizi ne cabuk yitiriyoruz. Hic bir bayram eksik etmedi ailemiz bizden yeni giysileri, ayakkabilari, harcligi, hediyeyi. Biz sansli cocuklardik. Simdi oyle cok yalniz cocuk var ki!! Bayram vesile olsun, unutmayalim adetlerimizi. Ziyaret edelim yaslilarimizi, yalnizlarimizi. Oh bir hafta tatil deyip, nereye kacacagimizi bilmemezlik etmeyelim, bizde yaslanicaz bir gun, gozum kapida, kulagimiz zilde yavrularimizi bekliyecegiz. Bir tatli dil, bir guleryuz, cok gormeyelim, cok gormesinler bizede. Buralar cok sessiz, ne gelen var ne giden. Yapilan tatlilari birbirimize ikram ediyoruz ancak. Ne ana var yanimizda, ne akraba, ne baba ocagi var burda, ne kardes muhabbeti. Gurbetin acisini ceken bilir ancak, bos konusmaya ne hacet. Annem, babam, kardesim, guzel ninem ananem, tum akrabalarim, dostlarim, ben yine bu bayramda burdayim. Bu bayramda yalnizim. Siz birlikte olusunuzun kiymetini bilin. Az kaldi ramazan yaza gelecek, bende 8 senedir ozledigim o bayrami yasayacagim yaninizda insaallah. Ama siz bunun kiymetini bilin, kaybedince bulunmuyor cunku. Bu bayram diliyorum tum minik kiz cocuklarinin firfirli elbiseleri, kirmizi rugan ayakkabilari olsun. Tum erkek cocuklarinin papyonlu minik takimlari, gicir gicir ayakkabilari olsun. Yaslilar yalniz kalmasin bu bayram, oksuzun yetimin basi oksansin. Olmusler unutulmasin, hastalar ziyaret edilsin bu bayram. Bu bayram bayram gibi bir bayram olsun diliyorum...

birdutmasali dedi ki...

sibelciğim evliliğinizin ilk bayramını kutlamak istiyorum.
her şey gönlünüzce oluyordur umarıım.
mutlu nice bayramlara.
svglr NuNu

Sibel dedi ki...

Dostlar, bayramda fırsat bulup da yazamadım, herkesin bayramını geç de olsa kutluyorum..

Sevgili Alper çok teşekkürler, unutmadığınız için çok mutlu oldum..

Sevgili Banu, Gözde, Sevim ve Nunucuğum, çok teşekkür ederim güzel dilekleriniz için..

Nino, ne kadar güzel anlatmışsınız.. Herşey değişti gerçekten, sanki çocuklar bile değişti! Biz ne kadar naiftik diye düşünmeden edemiyorum. Şimdikiler şekeri beğenmeyip para yok mu diyebiliyorlar, üstelik (en komiğime gideni) el öpmüyorlar, sadece şekeri alıp gidiyorlar. Elbette büyüklerin davranışları da daha farklıydı çocuklara eskiden.. Yazıp duygularınızı paylaştığınıza çok sevindim. Umarım siz de sevdiklerinizle birlikte geçirirsiniz sonraki bayramları.
Sevgilerimle...

Blogen Ust@ dedi ki...

Sayfayı inceledim, güzellikler var tabii.. Emek güzel şey... Bana da beklerim, biraz gülersin, biraz da enfess bi o kadar inanılmaaz tarif ve bilgilerimden feyz alırsın :).. Valla ben ordayım:)

egeli dedi ki...

SİBELLLL,SAKIN SENDE BİZİM BURALARDASIN ???BU PAZAR MANZARASI BANA HİÇ TE YABANCI GELMEDİ...AYRICA ANNENDE BENDEN...BÖRÜLCEYİ,FASÜLYEYİ İLLAKİ BÜKÜP ÇITLATACAM.RESİMLER HARİKA ,YÜREĞİNE SAĞLIK CANIM.BEN DE BİR GÜN İNŞALLAH,SABAHIN ERKEN SAATİNDE KALKIP,DAHA TEZGAHLARIN ÜZERLERİ BOZULMADAN ,BİZİM MEŞHURRR SÖKE'NİN ÇARŞAMBA PAZARINI ÇEKMEYE DÜŞÜNÜYORUM,BELKİDE BİLİRSİN ORALARI.AYRICA ZİYARETİN İÇİNDE TEŞEKKÜR EDERİM .BENCEDE ,HERKES YAPSIN BU KURABİYEYİ....SEVGİLER.

Sibel dedi ki...

Usta kardeş, sayfan pek eğlenceli! Yeni yazıları merakla bekleyeceğim şahsen:)

Egeli, hemşeri sayılırız evet:) Ben de Aydınlıyım, ama İstanbul'da yaşıyorum. Sayfanı gezdim bugün, çok keyifliydi. Memnun oldum tanıştığımıza! Söke'yi pek bilmem malesef, detaylı gezmek kısmet olmadı hiç. Pazar gezmesi yapıp fotoğrafları paylaşırsan çok sevinirim:)
Sevgilerimle..

rumma dedi ki...

Merhabalar...bloğunuz ve anlatım tarzınız etkileyici ...

zaman zaman kapınızı çalıp bir merhaba derim....:)

sevgiyle kalın...

Sibel dedi ki...

Merhaba Rumma, teşekkür ederim:) Her zaman beklerim.
Sevgilerimle..

Adsız dedi ki...

Merhaba,
Oncelikle beni memlekete goturup o bayıldığım pazarda gezdirdiğiniz için teşekkür ederim. Denizlili bir aileden gelen, Aydinda buyuyen ve Muglada yetisen biri olarak zevkle okudum yazdıklarınızı. Kabak böreğini en kısa zamanda deneyeceğim. Bizim kabak kapamaya benzemesini umuyorum.
Kolay gelsin.

Sibel dedi ki...

Mutlu olmanıza sevindim:) Böreği de beğeneceğinizi düşünüyorum. Afiyet olsun şimdiden.
Sevgilerimle...

Adsız dedi ki...

Eski bir yaziya gec bir yorum... Ben bir blog sahibi degilim ama bir sureden beri takip ettigim bloglardan bir tanesi de senin ki ilk kez kozleme patlican tarifi ararken kesfetmistim blogunu ben de cok severim kozlenmis patlicani... Bugun gunluk blog rutinim sirasinda eski yazilarina bir bakiyim dedim sonra da Aydinli olgunu kesfettim.... ve bu yaziyi gordum bir de resimleri okurken gozlerimden yaslar akti.... duygusal bir yazi degil belki ama benimki memleket ozlemi... ben de aydinliyim gecen sene evlendim yaklasik 6 aydir da Amerikada yasiyorum...yazini okuyunca o tarhana otunun, mis gibi sicacik bazlamalarin kokusunu duydum sanki burnumun diregi sizladi... hele o balli incirler... burnumda tutuyorlar simdi....bak hala daha agliyorum... Insan topragindan kopunca anliyor elindekilerin, sahip olduklarinin degerini...Keske diyorum bir yerlerde dalgan otu bulsam da anneminki gibi otlu borek yapabilsem yada kok kerevizle kereviz yemegi, dereotlu bakla... Pisirebildigim guzellikler de var burda ama tat ayni tat, lezzet ayni lezzet olmuyor iste... Aydin pazarlari... Binbir cesit sebzenin, meyvenin, otun birbirine karistigi, insanlarin sicak ve samimi olduklari yerler... Hepsini ve herseyi cok ozledim...Benimki bir hasret hikayesi iste... Sadece yazmak istedim... Senin yazilarini okudukca benim hasretligim de diniyor iste birazcik...(Klavyem Ingilizce oldugu icin Turkce karakter kullanamiyorum.. Kusuruma bakma artik...)

Adsız dedi ki...

sevgili Sibel,
Bende Aydınlıyım.Ama Manisa da görev yapıyorum.Siteni tesadüf eseri gördüm ve fotoğrafları görünce Aydına gitmiş kadar oldum.Ama çok da özledğimi anladım.Aydınlı olduğum için bir kez daha gurur duydum.Zaten Aydına gelen herkes oraya özelliklede pazarına hayran kalıyor.Doğrusu Aydında yetişen hiçbirşeyin tadı başka yerledekilere benzemez.Çünkü köylü kendi yetiştirdiği malı kendisi getirip satar ve üçün beşin hesabınıda yapmaz ve çokda sempatiklerdir.Çürükleride doldurmazlar.Ayrıca bizde aydına gittiğimizde herşeyi doldurup getiriyoruz ve haftalarca bozulmaz.NE diyeyim daha herkes Aydına gitsin ve müthiş organik pazarımıza uğrasın:))
Sevgilerimle

osman dedi ki...

geçen yaz denizlide gezdiğim mahalle pazarı aynı böyleydi köylüler satar bizim oralarda da kendi mahsulunu en güzel domateste pempe olandır istanbulda yaşayanlar bilmez bunu