Çikolatalı Bisküvi


Kaç gündür yeni bir tarif yazmak istiyordum. "Sıradaki!" deyince, Biskrem taklidi yapan, kalp şeklindeki bisküvilerim "burdayız!" dediler. Halbuki ben sıranın annemle pazar gezmelerine geldiğini zannediyordum. Eh, sırayı bozmak, bisküvileri gücendirmek olmaz.

Tariften önce, biraz son günlerden bahsedeyim...
Günler turşu kıvamında geçiyor... Birinin sözüydü bu sanki, ama kimin? Nereden geldiyse aklıma... Yanımda az önce son yudumu aldığım ince belli çay bardağım, belki bir süre ayrı kalmamız gerekeceğinden pek bir hüzünlü görünüyor bana... Az önce hastanedeydim kan tahlili için. Yine 4 koca tüpün içine kanım dolduruldu. Sonucu yarın alacağız. Yaz başından beri -yememde hiçbir değişiklik yokken- verdiğim kilolar, serin akşam üstleri kış gelmiş gibi üşümelerim hayra alamet değil dedim, kontrole gitmekte fayda var. Şu an en son sanırım çocukken olduğum kilodayım, korkuyorum. Korkulu düş görmektense uyanık kalmak iyiymiş...

Başka neler yapıyorum, çok eskiden dinlediğim albümleri dinliyorum. "Kaset" derdik ya eskiden, onlardan işte.. Artık rahmetli olmuş ama benim hala atamadığım ufak teybimden cızırtılı sesler yükseliyor mutfakta bulaşık yıkarken, yemek yaparken. Neden o eski şarkıları özledim ve nasıl hala bütün hepsini ezbere biliyorum, şaşırıyorum. "Bir açıklaması vardır elbet..."

Gazete okuyorum, gündem içimi sıkıyor. Sinemaya gitmeyeli aylar oldu, yine de vizyonda hangi filmler var, Türk sinemasındaki yeni projeler neler biliyorum. Kendime bağımlısı olacağım yeni diziler bulmak istiyorum, bulamıyorum. Okumadığım kitapları listeliyor, hangisinden başlayacağımı bilmiyorum. "Kara kaplı" dosyamdaki yazıları temize çekmek istiyorum, her şeyi temize çekmek istiyorum, başladığım an yoruluyorum.

İş başvuruları yapıyorum, hem arasınlar istiyorum, hem aramasınlar... "Analitik düşünebilen, sonuç odaklı, problem çözebilen, insiyatif sahibi..." filan olmak istemiyorum. Hayatımda ilk kez gördüğüm insanlarla "takım ruhu" içinde olmak da istemiyorum.

Uzaklara gitmek istiyorum... Çok uzaklara, Macahel'e mesela.. Kaslarım kendilerini hatırlayıncaya kadar tırmanmak istiyorum dağlarda. Nefes almayı öğreninceye kadar... Kocaman bir nefes, hayattan...


Malzemeler:

- 3 su bardağı un
- 1 su bardağı pudra şekeri
- 250 gr tereyağı (oda sıcaklığında)
- 2 yumurta sarısı
- Birkaç damla sıvı vanilya (bulamazsanız 1 paket vanilin)
- 1 paket (80 gr) sütlü çikolata
- 3 yemek kaşığı süt

Yapılışı:

1. Un, pudra şekeri, tereyağı, yumurta sarıları ve vanilyayı karıştırıp yoğurun. Unun fazla gelme ihtimaline karşı hepsini birden koymayın, azar azar ekleyin. Yumuşak ve ele yapışmayan bir hamur elde edin. Hamuru streç filmle sarıp buzdolabında 1 saat dinlendirin.

2. Hamuru unlanmış tezgahta yarım santimden biraz daha ince açın, kalp şeklindeki kurabiye kalıplarıyla kesin. Yağlı kağıt serili fırın tepsisine sıralayın.

3. Önceden 180 derece ısıtılmış fırında 15 dk kadar pişirin. Hiç kabarmayacaklar, ama böyle olmaları gerekiyor. Fazla kızarmalarına izin vermeyin. Fırından aldıktan sonra soğumaya bırakın.

4. Çikolatayı süt ilavesiyle eritin. Hafif ılık hale geldikten sonra iki bisküvinin arasına sürerek yapıştırın. Çikolatalar soğuduğunda tam olarak yapışacaklar, o yüzden ikram etmek için iyice soğumalarını bekleyin. İkram edeceğiniz günden 1 gün önce de yapabilirsiniz, hiçbir şekilde bayatlamıyorlar.

5. Servis ederken üstlerine pudra şekeri eleyin. Uzun süre saklayabileceğiniz, hatta hediye edebileceğiniz, ağızda dağılan bisküvileriniz hazır..


İstanbul'a kış gelsin istiyorum artık... Battaniyemi, atkılarımı, berelerimi kuşanırım, kanyaklı kahvem, sıcak şarabım, kakuleli çayımla avuçlarım da ısınır, üstüme üstüme gelecek soğuklar kabulümdür.

Aslı Erdoğan okuyacağım bu kış, "Hayatın Sessizliğinde..."

32 yorum var:

pinarbk dedi ki...

Pazatresi geceleri Kanal D'De Yol Arkadaşım var. Tavsiye ederim. İçini ısıtır...

YASEMİN ASLIHAN BABALIK dedi ki...

selam Sibelcim,
önce geçmiş olsun umarım sadece kansızlıktan kaynaklanan bir sorundur ve kısa zamanda atlatırsın.
kurabiyeler çok cici görünüyor ve içindeki çikolata da beni cezbetti doğrusu.
içinin sıkılıyor olmasına gelince bu mevsim geçişleri hep böyledir bende de ama sen daha yeni evlisin yahu silkin bir şöyle:)))
dizi olarak ben de yol arkadaşımı öneririm sana.çağan ırmak yine içine akıyor insanın bu dizide..
sevgiler

zero dedi ki...

Yeni başlangıçlar mı istiyor acaba bedenin sevgili Sibel? Ben de soruyorum kendime bunları. Bu kadar eskiyi özlemek, bu kadar kaçıp gitme isteği en uzaklara doğru.. Vardır elbet bunun altında yatan bir neden de diyorum, onu bulmak lazım.

Kurabiyeler çok güzel görünüyor. Bazen evimden bile sıkılırken keşfettim ki, mutfağım hep ana kucağı gibi sımsıcak, hep mutlu etmeye hazır bekliyor beni:) Ellerine sağlık Sibelcim:)

DeSsTiNa / Hayatın Ta Kendisi Lokantası dedi ki...

Yazını okurken kendimden çok şey buldum :) Boşluk gerçekten zor, insanı çok yoruyor...

Ellerine sağlık kurabiyerler enfes olmuş.

Sevgiler...

yeliz dedi ki...

hamileliğin başından beri yemek bloglarına girip aş ermek gibi bir sıkıntım var. hemen her canımın çektiğini bulamayacağım için nefis yemek bloglarından uzak duruyordum. Ama seni tıklayınca kurabiyelere gözüm takıldı, akşam en kötüsü bir paket biskrem almalıyım:)
ayrıca çok çok geçmiş olsun, umarım sadece gelip geçici bir sıkıntıdır ve neşen yine yerine gelir.
sevgiler

hayzer dedi ki...

ah sibel,hep iyi haberlerini almak isterim.geçmiş olsun.şu iş görüşmesi cümleleri bana de herzaman çok sahte çok itici gelmiştir.herşey klişe.eski şarkıları dinlemek sonbaharın marifeti galiba.çabuk iyileşip gönlündeki işe kavuşmanı dilerim.

yemekbahane dedi ki...

Sibel merhaba,

Geçmiş olsun, umarım ciddi bir şey çıkmaz. Kendine çok iyi bak.

Sevgiler,
Müge

gülşah dedi ki...

öncelikle çok geçmiş olsun umarım en yakın zamanda iyileşirsin.Yazında sanki beni anlatmışsın. Kuşadası gibi bir yerden kalkıp aşk uğruna istanbulda yaşamaya başladım ve buraya alışamadım yada istanbul beni kabullenemiyo yada ben onu bilmiyorum. iş problemi bendede var ve artık umudumu yitirmek üzereyim neyse umarım herşey gönlümüzce olur...

Sibel dedi ki...

Pınarcığım o dizi başlayalı epey oldu sanırım değil mi? Bende dizileri ilk bölümünden izleme takıntısı var da:) Keşke baştan yakalayabilseydim. Aşk-ı Memnu'yu yakaladım ama seveceğimden çok emin değilim şimdilik, bakalım artık..

Yaseminciğim, muhtemelen kansızlık.. İlaçla düzelecektir. Sıkıntılarımın da onunla ilgisi olabilir.. Kurabiyeleri mutlaka dene derim, yiyen herkes çok beğendi.

Zerocuğum evet olabilir, yeni başlangıçlar, mümkünse insana insan gibi davranılan, ferah bir ofiste.. Gerçi o ancak yeni bir iş başlangıcı olabilir, başlamak istediklerim çoook farklı ama hayat işte.. Mutfaklarımız iyi ki var değil mi? Ben de oradayken kendimi çok iyi hissediyorum.

Destina teşekkürler.. herkesin hayatı bir biçimde boşluklardan geçiyor galiba..

Sevgili Yeliz, bebeğine ve kendine iyi davranmak için lütfen o katkılı gıdaları az yemeye çalış.. Sen en iyisi bir fırsat bulup kendine güzel bir tepsi kurabiye pişir. Koyarsın mutfak tezgahına, girip çıktıkça atıştırırsın:)

Hayzerciğim ben de hep iyi haberler vermek istiyorum, sağolasın ilgin için..

Sevgili Müge, çok teşekkürler..

Gülşahcığım umudunu yitirme. Ben de zaman zaman kapılıyorum ama çabuk silkinmeye çalışıyorum o ruh halinden. Aşk uğruna İstanbul'a geldiysen emin ol İstanbul da sana kucağını açacaktır, er veya geç..
Sevgilerimle...

Neş'e dedi ki...

geçmiş olsun Sibel, eminim geçici bir durumdur. bol kuru üzüm ye ;) kan yapar derler.
kurabiyelerde enfes olmuş

semra mutfakta dedi ki...

kış gelsin fikrine bende katılıyorum.ama çokta karakış olmasın.:)ne nankörüz yarabbim.

birdutmasali dedi ki...

bazen her şey çok fazla gelir, veya bazende çok AZ !!!
ama bir süre sonra tüm güzellikler sıraya girecektir eminim.
Şifalar diliyor,sana hiç br şey olmamasını diliyorum SEVGİLİ SİBELCİĞİM.Geçmiş olsun
svglrr...

şule dedi ki...

Sibelciğim yazını okurken, içimi sıkıntılar bastı desem yalan olmaz.. Sanırım tek güzel şey harika kurabiyeler :)) Ellerine sağlık..
Umarım kan sonuçlarında önemli bir şey çıkmaz, kendine iyi bak lütfen..

Cafe Gusto dedi ki...

Sibel ruh halini hiç beğenmedim ki bende senden farksız değilim.Ben de işyerimde takım falan olmak istemiyor hatta 1 dakika bile burada kalmak istemiyorum ama eşimin askerde oluşu beni tutuyor şimdilik.Kendine iyi bak tüm hastalıklar stresle geliyor kendine dikkat et...
sevgiler...

sez dedi ki...

Sibelcim, senin simdi bir isin olmadigindan ve biraz da saglik sorunlarindan biraz depresif olmussun. Surekli calisan bir insan durunca cok karamsarlasiyor. Soyle gonlune gore bir is bul. Bu cok zor biliyorum hem de cok cok iyi biliyorum ama bu dunyada isine bayilan insanlar var, demek ki oluyor. Ben de bunu kendi kendime surekli soyluyorum. Aman sakin kendini birakma. Kucuk zevklerini yeniden yasat ve disiplini elden birakma, disiplin gittigi anda saatler de cooook uzun, gecmek bilmiyor. Tecrubeyle sabit arkadasim:))))

pinarbk dedi ki...

pinarbk@gmail.com adresine bir mail atarsan, uzun zamandır seni bekleyen bir davetiye var.

Sibel dedi ki...

Dostlar çok teşekkür ederim ilginize.. Bugün doktorla da görüştüm, demir eksikliği anemisi yine nüksetmiş, demir depolarım boşalmış. Bir türlü iyi bakamıyorum kendime:)

Neşeciğim sağol, evet kuru üzüm konusunda haklısın, ben bu aralar hurma yiyorum bol bol, o da iyiymiş.

Semra hakikaten öyleyiz! Ama ben her zaman kışı tercih edenlerdenim:)

Serpilciğim haklısın, hepimiz maddi nedenlerden dolayı katlanıyoruz bazı şeylere.. Sana da kolaylıklar diliyorum, umarım az kalmıştır kavuşmanıza.

Sezciğim, gönlüme göre olmasından vazgeçtim, herhangi bir iş olsa da olur şu an:) Disiplin işsiz olunca zorlaşıyor gerçekten..

Pınar, sana mail attım, merakla bekliyorum.
Sevgilerimle..

Papatya dedi ki...

Yahu yanıma laptopumu alasım, iki adım sahile inesim bir de cigara tüttürüp senin butun eski yazılarını okuyasım geldi birden!

Butterfly dedi ki...

epeydir gelmiyormuşum buraya diye düşünüp geldim, hastalık haberi sevimsiz geldi ama umarım ciddi bir şey değildir, zayıflamak, istemsiz zayıflamak iyi dğeil, yaptığın kurabiyeleri yemiyorsun sanırım:) çok da güzel görünüyorlar, bence kış gelmeden sonbahar kapıdayken de istanbul güzel oluyor ya, sen atkı ve bereni takacağın günleri biraz daha ertele okuyacağın kitapları al in sahile, derin derin yosun ve iyot kokuları çek içine, iyileştir kendini, geçmiş olsun eylül kızı

Aybike Ceylan dedi ki...

Ellerine saglik Sibel,
Sayfan ve tariflerin cok guzel...
Guzel bir hafta sonu diliyorum, sevgiler...

yeşim dedi ki...

senin yazın benim içimi ısıttı bile çok tatlısın kendimi buldum sende belki
bazen hep yaşıyoruz aynı duyguları sezenin bi şarkısı var o iyi gelior bana
gidemem
Bazen daha fazladır her şey Bir eşikten atlar insan Yüzüne bakmak istemez yaşamın O kadar azalmıştır anlam
O zaman hemen git radyoyu aç bir şarkı tut Ya da bir kitap oku mutlaka, iyi geliyor Ya da balkona çık bağır, bağırabildiğin kadar Zehir dışarı akmadan yürek yıkanmıyor
Ama fazla da üzülme, hayat bitiyor bir günAyrılıktan kaçılmıyor Hem çok zor hem de çok kısa bir macera ömür Ömür imtihanla geçiyor
Ben bu yüzden hiç kimseden gidemem gitmem........

sevgilerr

Sibel dedi ki...

Zeynepciğim sağol:) Ben de senin sayfanı ilk keşfettiğimde benzer hislere kapılmıştım. Sen sahile in yine de, bugünlerde çok güzel deniz kenarları.

Kelebekciğim Eylül geldi sahi, ben farkında değilim. Kitapları alıp deniz kenarına inmek çok güzel geliyor kulağa! Yapayım sahiden bunu bir gün..

Sevgili Aybike çok teşekkür ederim:)

Yeşimciğim o şarkıyı ben de çok severim. Sezen'in yeni şarkıları da çok güzel, dinlediysen. Yeni albümünü bir an önce edinip yine içimde uzun yolculuklara çıkmak istiyorum bu aralar..
Sevgilerimle...

tulina dedi ki...

Sevgili Sibel,
Geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum tüm kalbimle.
Bloğunu sürekli takip ederim. Bundan birkaç yıl önce sana yazmış olduğum bir yorumda (o zamanlar İstanbul'da yaşıyordum) İstanbul'un, insanı ne kadar karamsar yaptığını, iş ortamının, trafiğin, insan ilişkilerinin, bütün o keşmekeşin insanı beter hale getirdiğinden bahsetmiş ve ne kadar şanslısın demiştim.
Belki de İstanbul sana iyi gelmemiştir. Ne dersin?
Benim yaptığımı yap ve kaç İstanbuldan. Sevgilerimle

Sokak Lambası dedi ki...

Geçmiş olsun Sibel.
Kendine dikkat et, mahrum bırakma bizi yazılarından, yeni tariflerinden :)

bulbulun yeri dedi ki...

Canım,
öncelikle geçmiş olsun diyorum. Eminim kansızlıktandır.Bunun da üstesinden geleceğine inanıyorum.
Kurabiyelerin inanılmaz güzel görünüyorlar. Hemen deneyeceğim. Mutfak masasının üzerinde atıştırmalık ne güzel olur. Ellerine sağlık.
En kısa zaman da iyi haberlerini bekliyoruz.
Sevgiyle kal.

Sibel dedi ki...

Sevgili Tulina, İstanbul bana iyi gelmişti aslında, sadece kötü bir dönemden geçtim.. Geçtim diyorum çünkü güzelliklerin çok yakın olduğunu hissediyorum. Elbette hayallerimde bir gün köklerime geri dönmek var.. ama ne zaman, nasıl olur bilmiyorum henüz..

Sokak lambası, teşekkür ederim:)

Sevgili Bülbül, evet kansızlık çıktı yine. İlaçlarla yine toparlanırım sanırım kısa sürede. Kurabiyeler tam mutfak masası için evet:) Umarım deneyip seversin.
Sevgilerimle..

:)den dedi ki...

Geçmiş olsun.
Ben de 4 yıldır "demir eksikliğine bağlı anemi" sorunu yaşıyorum. İlaç kullandığımda düzeliyor. Sonra tekrar başlıyor.
Halsizlik, yaşama karşı bir isteksizlik ve yoğun başağrılarına neden oluyor demir miktarının fazlaca düşmesi.
İbrahim Saraçoğlu'nun "Kereviz-ıspanak kürü" çok işe yarıyor. Denemek istersen seve seve kürün tarifini veririm.

Ayrıca tarafımdan sobelendin:)

Sibel dedi ki...

Güldenciğim, benim de daha önce düzelmişti, şimdi tekrar başladı. Başağrılarım da oluyordu son zamanlarda, ondanmış demek. Ispanak-kereviz kürü içilebilen birşeyse almayayım:) Sebze suyu hiç içemeyen biriyim. Ama başka birşeyse deneyebilirim:) Sobeni yanıtladım bu arada!
Sevgilerimle..

gönülarsızı dedi ki...

sevgili sibel ben siteni ilkkez ziyaret ediyorum.yazıların ve kurabiyelerin çok hoş.benim bir bloğum yok henüz.ben şimdilik sadece ziyaret ediyor sizleri tanımaya çalışıyorum.yakınlık hissettiğim ark.yorum bırakıyorum.sonbahardayız hüzün mevsimindeyiz sanki yani ben öyle hssediyorum ama dediğin gibi sahiller çok güzel sahiller her zaman güzel.sahilde kitap okuma fikri de güzel.ama ben yalnız başıma sahile gitmeyi bırak dışarı bile çıkmaktan rahatsız oluyorum.mutlaka bir takılan oluyor.laf atan falan şimdi okuyanlar da beni manken gibi falan zannedecek nerde yok yani neden anlamıyorum valla çok samimiyim ancak eşimle gidebiliyoruz o da çalıştığı için ancak pazar belki benden kaynaklanıyor bilmiyorum belki güvensiz cesaretsiz duruyorum yanımda biri olunca daha iyi hissediyorum kendimi bu yüzdende hep eve tıkıyorum kendimi.ama ist.gibi büyük şehirlerde bin bir çeşit insan gerçi annem beykozda oturuyor orası daha farklı öyle olmuyor sahile de rahatlıkla inebiliyorsun.bazen erkeklerin bakışları bile rahatsız ediyor beni.böyle özgürce gezmek istiyorum onlar gibi.yani istanbul özgürlükler kenti diyorlar ama neyse.....geçmiş olsun benim de kanım düşük hemde ben çocukluğumdaki kilonun belki iki yada üç katıyım.ona bakmıyor aslında.bende çayı çok seviyorum ve çay kan emilimini azaltıyor yani kansızlık yapıyor hele yemekten hemen sonra tüketildiğinde yemeğin bütün vitaminini götürüyor.bizde yemekten hemen sonra çay içmeyi çok severiz toplum olarakta.kendine iyi bak gördüğüm kadarıyla bir çok dostun var onları üzmeye hakkın yok unutma yazılarından güzel paylaşımlarından bizi mahrum etme sevgiler yazan gönülarsızı

Butterfly dedi ki...

sarılaleler bana dun aksam bu kurabıyelerden yapıp getırdı, sıbelın tarıfı dedı, oglum bayıldı sabah hepsını ındırdı mıdesıne, anne sende yap aynısından dedı, benım zamanım yok valaa ıdare et bu bır tabakla dedım:)
senı andık aksam yemek masasında bu guzel kurabıyelerle, bu uzak cografyada, sevgıler

Sibel dedi ki...

Sevgili Gönülarsızı, mesajın için çok teşekkürler..

Sevgili Kelebek, ne kadar güzel olmuş! Afiyet olsun herkese. Kulaklarım çınladı ondanmış demek:)
Sevgilerimle...

Adsız dedi ki...

güzel blog