Pazar pazarı ve ebegümeci kavurması



Hiçbir meyveye değişmeyeceğim elmaların böyle de bir reklamını görünce gülümsedim pazarda.. Hakikaten öyleler ama.. Çıtır çıtır. Müsliye doğramalık, ısıra ısıra yemelik, kek-kurabiye yapmalık hatta... Elmaya olan aşkımdan, diğer mevsim meyvelerini çok ihmal ettiğimi düşündüm geçen gün. Halbuki bu mevsimde yiyebileceğimiz ne güzel meyveler var...

Annemlerin evine çok yakın kurulan Çarşamba pazarını çok severdim. Ama bayram arasına denk gelince bu kez, ve ben ille de pazar gezeceğim diye tutturunca, Pazar günleri kurulan pazara gittik. İremciğimizi de yanımıza alarak tabi. Pazarı görsün, koklasın diye kuşum. Muz alınca hemen soyup eline tutuşturalım diye, renk renk meyvelerin, sebzelerin arasında mutlu olsun diye.



İremcik çok sevdiği muzla mutlu olurken, ben de başka güzelliklerin peşine düştüm. Brokoliler tazecikti ve inanmayacaksınız belki ama kilosu 75 kuruştu! Evet ben de inanamadım, buradaki yarım kilo bile çekmeyen paketlere verdiğimiz para ile kıyaslayınca.. Brokoliler bir önceki yazıda gördüğünüz yemeğe dönüştü sonra, annemin ellerinden. Biz de afiyetle yedik.


Ispanakları da çok sevdim, tazeciktiler, pembe pembeydi kökleri. Başbaşa vermişler, nasıl pişerlerse en lezzetli olacaklarını konuşuyorlardı belki:) Zeytinyağında soğan ve havuç kavrulduktan sonra, üstüne de yumurta kırarak, tabi sarımsaklı yoğurtla birlikte! dedi bir ses. Benim sesim:)



Çok aradık ama malesef pek ot bulamadık pazarda. Teselli ikramiyesi olarak ebegümeci çıktı şansıma. Eh, kabulüm. Ne çok özlemiştim halbuki arapsaçını.. Kısmet başka zamanaymış. Ama ebegümeci kavurması da az lezzetli değil hani..

Annem yaparken seyrettim, buraya da not düşmek isterim. Ebegümeci büyük kentlerde de zaman zaman rastlanabilen bir ot. Denemek isterseniz tarifi çok basit:

Otunuzun miktarına göre, 1 ya da 2 kuru soğanı küp doğrayıp zeytinyağında kavuruyorsunuz. Önceden yıkayıp ayıkladığınız ve doğradığınız otları ekliyorsunuz. Biraz kapağını kapatın ve ateşi kısın ki otlar buharla yumuşasın. Arada karıştırmayı ihmal etmeyin. Piştiğinde toz kırmızı biber, karabiber ve tuzunu ekleyin. Hepsi bu..

Serviste illa ki sarımsaklı yoğurt, yanında da kızarmış ev ekmeği...
Ben parmaklarımı yedim, sizi bilmem...

14 yorum var:

manii dedi ki...

Bu akşam benim mutfağımdada ebegümeciden yaptığım dolmalar vardı yanınada bir iki yeşil biber koydum,kavurmasıda lezzetli görünüyor onuda deneyeceğim .

nilay dedi ki...

Elmalar benim memleketimden gelmiş gözümden kaçmadı :))Bursa - Karacabey
Minik prenses muzuyla pek bir mutlu görünüyor.

wilmanıngünlüğü dedi ki...

Selamlar bloğun çok samimi çok orijinal olmuş sevgiler...

Adsız dedi ki...

sibelcim,birbirimizden haberimiz olmasa da farklı zamanlarda aynı şeyleri yaşayarak aldığımız tadların benzerliği dikkatimi giderek çekmeye başladı:) (figen pastanesinin ay çöreği, ilef günleri, bozdağan pidesi, aydın pazarları...)keşke seni tanıma imkanım olsaydı, eminim güzel bir arkadaşlığımız olurdu...
şimdi ankarada yaşıyorum ve o pideleri sık sık yiyemiyorum ama sen anlattıkça dedim ya, iştaha geliyorum:)
bir de sana şunu söylemek istiyorum; yenipazar pidesini mutlaka dene(gerçi belki biliyorsundur) bence süper, bu kadar ortak paylaşımlardan sonra mutlaka beğenirsin diye düşünüyorum...www.bangininmutfagi.blogspot.com

Alper Arın dedi ki...

Yanılıyorsam düzeltin ama elmalar "Karacasu" dan sanırım. Karacasu da bana üniversite yıllarımı geçirdiğim o güzel Nazilli' deki günleri anımsattı. Kimbilir, belki de bir pazar alışverişinde yemişizdir biz de o elmalardan. Biraz farklı bir yorum olsa da site içeriği düşünüldüğünde.. Yine de paylaşmak istedim. Işık ve sevgiyle...

Sibel dedi ki...

Sevgili Manii, afiyet olsun! Ben dolmasını hiç yemedim bak..

Nilaycığım hayır Karacabey değil, Karacasu elmaları onlar:) Sizden gelenleri İstanbul'da, ekolojik pazarda görüyorum ama!

Wilma teşekkür ederim:)

Bangiciğim, kısmetse bir gün tanışırız da, neden olmasın? Yenipazar pidesini de duydum, ama hiç yemedim. Oralara gitmişken Bozdoğan'a uzanmaktan kendimi alıkoyabilirsem bir gün, orada da yiyeceğim:)

Alper haklısın, Karacasu elmaları.. Bu arada üniversite yıllarını bizim oralarda geçirdiğini de bilmiyordum:) Sağol paylaştığın için.
Sevgilerimle...

Hayatın Ta Kendisi Lokantası dedi ki...

Ahhh ahh güzel İzmirimde ne çok bulunur bunlar en tazesinden. Özledimm... Bu fotoğrafla daha da çok...
Ellerine sağlık
Sevgiler

Tijen dedi ki...

Çarşamba pazarında çok tatlı bir kız var, "otçu kız" diyorum ben ona. Öyle özenli ki. Pazara gelir gelmez hayranları etrafını sarıyor. Bugün pek çok hanım ondan arapsaçı alıyordu. Ben yine almadım iyi mi? Belki haftaya. (Ama turpotu aldım, onu haşlayıp yiyeceğim)

ZencefilliÇörek dedi ki...

ben de cok severim pazarda dolasmayi. hele ki birbirinden guzel renklerin, kokularin taze ve nefis tatlara donusecegini dusununce..:)

Sibel dedi ki...

Hayatın ta kendisi lokantası, İzmir'den uzak bütün İzmirlilerin benzer özlemleri vardır muhakkak değil mi.. Kavuşman dileğiyle:)

Ablacım arapsaçı da al, benim için de ye mis gibi kokusunu duyarak:) Rakı da içmem ki diyordum ya eskiden, neden severim arapsaçını bu kadar? Rakıyı da sevdiğimi anladım geçen yaz:))

Zencefilli çörek, aynen öyle, sebzeleri otları görünce pişmiş hallerinin kokusunu duyuyor adeta insan, iştahı açılıyor, pazarları güzel yapan da bu galiba..
Sevgilerimle...

dgül dedi ki...

Sevdiklerinle birlikte sağlıklı, mutlu ve umutlu nice yıllara Sibel'ciğim, yazın da resimlerin de rüya gibi yine, günlerdir gözlerimi alamıyorum üzerlerinden, bu arada muz yiyen güzelliği fotoğrafından öptüm yine (maşallah diyerek tabii ki), haberin olsun dedim, sevgilerimle...

Sibel dedi ki...

Gülcüğüm senin için de çok güzel bir yıl olsun! Teşekkür ederim canım.
Sevgilerimle..

Adsız dedi ki...

Ya Sibelcim, sen bana iyilik mi yoksa kötülük mü yapiyorsun anlamadim gitti.. ;-)

Ispanak, Ebegömeci, Elma, Portakal derken..
Vallahi Nazilli´mi özledim, akrabalarimi daha da cok özledim.
Ah ah, ben simdi Nazilli´de olacaktim, komsumdan torba torba meyveleri sebzeleri alirdim :-)
Dayima giderdim, yengem benim icin hemen hemen bütün otlari (yani ispanak, isirganotu, ebegömeci) toplamis olurdu.
Teyzeme giderdim, ama eve yuvarlanipta gelirdim :-)
Isin en kötüsü de, Pazar aksami Annem ve Babam Nazilli´de olacaklar. Nede olsa Zeytin zamani. Iki üc ay kalacaklar. Of of.. Dondurucuda otkavurmasi vardi, onu cikarayimda yarin aksam doya doya hasretimi gidereyim :-)

Ama ben yine benimkilere siparisimi veririm, gelirken enginar ve otlardan getirin derim.

Of of, gurbetligin gözü kör olsun.

Soguk karli Almanya´dan
kucak dolusu selamlar

Sevgi

Sibel dedi ki...

Sevgiciğim, ne diyeyim bilemedim şimdi:) Ama bak ne güzel, dondurucuda otun varmış, bende o da yok! Ben de ancak oralara gidebildiğimde (ki o da ancak bayramlarda filan) tadabiliyorum özlediklerimi. Sen siparişlerini ver şimdiden, gelince tadını çıkarırsın. Özleyince daha tatlı geliyorlar:))
Sevgilerimle...