Tazelenmek...


Tazelenmek ne güzel...
Tıpkı sabahın en mavi saatinde, uzun bir uykudan sonra dinç uyanmak gibi...
Evi saran çay ve taze ekmek kokusu, karnınızın acıkması, doyacağınızı bilmeniz gibi...

Hayatın sizi ayrı kentlere savurduğu, eski ama eskimeyen bir dostunuzu görmeniz, onunla yeniden 18 yaşınıza dönmeniz gibi...

Sevgilinizle, küçük kentinizin daha önce hep tek başınıza gittiğiniz (ve o zamanlar en sevdiğiniz) pastanesine gitmeniz, kahve kokuları eşliğinde uzun uzun sohbet etmeniz, ilk günlerinizdeki coşkuyu yeniden duymanız gibi...

Mis kokan bir kremin cildinizi ipek gibi yapması, saçlarınızın hiç olmadığı kadar yumuşak gelmesi parmaklarınıza, kendinizi güzel hissetmeniz gibi...

Uzunca bir tatilden henüz döndüm.
Tazeyim, hala yorgun olsam da...
Yine rengarenk karelerle döndüm çünkü! Neler neler var... annem ve kız kardeşimle pazar gezmelerimiz, kahvaltılarımız, çay keyiflerimiz, annemin çok özlediğim yemekleri, mis gibi ekmekler, ellerimizdeki mandalina kokusu ve 16 aylık İrem kuş!


Teyze demeye çalışıp tam söyleyememesi, gelip şap diye yanağımdan öpmesi, sarılması, sabah uyandığındaki gülücükleri, dayısının hediyesi pilli oyuncak eşekle karşılıklı oynaması, dudaklarını yalaya yalaya nutella yemesi, valizimizdeki her şeyi çıkartıp odaya yayması, şapkamı takıp evde gezmesi, annesi yemek yedirmeye çalışırken hep beraber yaptığımız şebeklikler... Bu fotoğraf da pazar gezerken çekildi. İremcik az önce annemin o gün taze yaptığı nohut mayalı ekmekten bir dilimi kemire kemire bitirmişti. "Çok şanslısın İrem!" dedim ona, şimdi farkında değilsin ama bir gün olacaksın elbette...


Bu da benim payıma düşen!
Pazara çıkmadan önce çok acıktım demiştim anneme. Henüz pişmişti nohut mayalı ekmek. Anneciğim kendi elleriyle sürdü köy tereyağını üzerine... Yanına da peynir koydu bir koca dilim. Ben de şanslıyım, değil mi? O tereyağından bir kilo da eve getirdim, dondurucuda bekliyor şimdi, kullanılacağı omletleri, çörekleri ve pilavları şenlendirmek üzere...


Mandalina ağacımın meyveleri olgunlaşmıştı, Yılmaz ağaca çıkarak topladı epeyce... Hem o gün, hem de ertesi gün kahvaltıdan sonra da bize kendi elleriyle sıktı sularını. Tatlı mı tatlı, turuncu mu turuncu... "Bunu ablama ver!" diyerek aşağıya attığı bir dal, fotoğraflıktı elbette...


Brokoli hastası sevgilimin, annemin ellerinden bir brokoli yemesini istedim, ben de yapıyorum ama anneminki bir başka... Ona kalırsa "brokoli sevilmez mi yahu?", bana kalırsa sebze güzel yapılınca herkes sever... Tarifini çok önce paylaşmıştım, kaçırdıysanız buraya bakabilirsiniz.


Dondurucular hayat kurtarıyor denir ya, bence hem hayat kurtarıyor hem de mutlu ediyor. Mesela dönüş otobüsüne yetişmeye çalışırken son anda bir büfenin önünde durularak alınmış sıcacık köy bazlamaları dilimlenip kaldırılıyor içine... Sonra Pazar kahvaltılarında aralarına peynir konularak, Nutella sürülerek, anne reçeli sürülerek yeniyor keyifle... Yazdan börülce donduruyor kız kardeş, börülceyi çok özlemiş biz İstanbul mağdurlarına (!) kış ortasında tarator ziyafeti çekiyor. Bayram ediyor damaklar, bayram!


Anneciğimin kendi elleriyle her sonbahar yaptığı kırma zeytinler meşhurdur... O hafif buruk, ekşi tadına, çıtır çıtırlığına bayılır, zeytinin en çok bu halini severiz. Babamın bayram sabahı aldığı simitler de öyle güzel yakıştı ki yanına...


Bir de Bozdoğan kaçamağı yaptık!
"İlle de yedirmeliyim sana o pideden, vallahi de pide böyle olur, billahi de böyle olur!" diyordum ne zamandır... Bir kez annemle gitmiş, o geziyi Git'e yazmıştım. Sizinle de paylaşmazsam olmazdı... Yolunuz bizim oralara düşerse, ne yapıp edip Bozdoğan'a uğrayın. Mikado Pide Salonu'nu sorun, hemen tarif ederler. Keyfinize göre bir pide sipariş edin, ille de etli olsun demezseniz benim yediğim peynirli-maydanozlu-yumurtalıyı şiddetle öneririm... Bol malzemeli pideniz, üzerinde taze süt kaymağı ile geliyor, Mehmet Yaşin'in deyimiyle "damağınızda unutulmaz tatlar bırakıyor". Zaten Lezzet Durakları kitabında da bahsediyor Mikado'dan.


Pide hamurunda Bozdoğan'ın içmeye doyum olmayan Madran suyunu kullanıyorlar, bir de o her gün tazelenen süt kaymakları var pideye çok yakışan. Ah bir de masanıza pidelerden önce gelen, kendi bahçelerinden toplanmış roka ve domatesler var tabii... Pidenin porsiyonu çok doyurucu değil, üzerine bir de tatlı olarak "tahanlı" yiyebilesiniz diye. Ama onu paylaşın bizim gibi. Sıcacık tahinli pide, yine üzerinde süt kaymağı ile servis ediliyor, bana "baklava da neymiş, kadayıf da neymiş" dedirtiyor, size neler dedirtir kimbilir...


Taze taze paylaşacaklarım devam edecek; arayı çok açmadan pazar gezmesinden kareler, annemden nefis birkaç yemek, kardeşciğimden de bir kurabiye tarifi var ki parmak yedirten cinsten...

17 yorum var:

manii dedi ki...

Bu yazdıklarınız iştah açıyor gerçekten ,herşey doğal ,mis gibi kokuları buralara kadar geldi sanki,ne de güzel anlatmışsınız
Sevgiler...

sevim dedi ki...

canım ya ne güzel vakit geçirdik değil mi aslında çok sıkılıyormuşuz gibi görünsek de baksana ne çok kare var hatırlanmaya değer. bir başka tatilde yeniden "tazelenmek" dileğiyle. öpüyorum çok.

Tijen dedi ki...

Yerim ben o inci tanesini. Kocaman olmuş ayol!

Sibel dedi ki...

Manii, keyif almanıza sevindim, teşekkürler!

Sevimciğim evet gerçekten iyi geldi aslında, tüm "bayram sıkıntıları"na rağmen! Bakalım artık tekrar ne zaman tazeleniriz?

İrem kuşum kocaman olmuştu gerçekten ablacım, en son bıraktığımda emekliyordu kerata! Şimdi at koşturuyor evde:)) Senin sayfana da uğrayamadım tatil boyunca, ilk fırsatta sendeyim:)
Sevgilerimle...

Adsız dedi ki...

Sibel Hanım merhaba,
Ben de o King Mandalina'yı çok severim....2 ay önce melek olan babacığım da çok severdi rahmetli...O mandalina lar aldı beniiiii nerelere götürdü bir bilsen....
Mine Özgür

Adsız dedi ki...

sibelcim, yazını okurken tekrar aydına, bozdoğana gittim gittim dönmek istemedim, bayramda seninle ortak tatları paylaşmamız, sonrasında da senin güzel üslubunla yazdıklarını okuyarak bir kez daha yaşamak çok hoşuma gitti...Mikado'nun tahanlı pidesi ve harika domateslerini ben de hiç unutmayacağım... senin de kalemine, yüreğine sağlık...(bu arada sayende bozdoğanlı bir eşim olduğu için kendimi bir kez daha şanslı hissettim:))

www.bangininmutfagi.blogspot.com

mujdenin denemeleri dedi ki...

Sevgili Sibel,yaşadığım yerin güzelliklerini bana bir kere daha hatırlattığın için teşekkürler...Aydınlı olarak mikadonun lezzetini çok iyi biliyorum.Yolu düşen arkadaşlara şiddetle tavsiye ediyorum.Belki bir gün beraber gideriz???Sevgilerimle...

Adsız dedi ki...

Sevgili Sibel Abla ;
Abla dememde umarım sakınca yoktur.Çünkü o kadar içten yazıların var ki yıllardır seni tanıyormuşum gibi hissediyorum.Tariflerinin bir kısmını denedim o kadar çok sevdim ki hepsini.Neredeyse baştan sona okudum blogunu bazen aynı yeri defalarca okudum.
Sende,tariflerinde yazılarında o kadar güzeller ki!Hep yaz lütfen.Emin ol hergün kahveyi açıp bakıyorum Sibel Abla birşeyler yazmış mı o güzel üslubuylaya da anlatmış mı içinden gelenleri kaleminden dökülenleri diye.Kendine iyi bak Sibel Abla!

Sibel dedi ki...

Mine hanımcığım, başınız sağolsun.. Sizi üzmemişimdir umarım.. Bu mandalinalara King dendiğini bilmiyordum, sayenizde öğrendim, sağolun.

Teşekkürler Bangi, sık sık yiyebiliyorsan o nefis pideleri gerçekten şanslısın! Keyif almana sevindim:)

Müjdeciğim, inşallah! Umarım benim de yolum daha sık düşer, 3 yılda bir değil:)

Sevgili adsız, istediğin gibi hitap edebilirsin ama bir dahaki sefere ismini yazmayı unutma olur mu? Ben de kime seslendiğimi bileyim:) Çok teşekkürler güzel sözlerin için, umarım hep keyifle takip edersin.
Sevgilerimle...

Sweety dedi ki...

merhabalar ay blogunuzdaki tum tarifler tam benim damak tadima gore. Hele bir yazida denizli Babadagdan isli yogurt tan bahsetmissiniz gozlerim doldu. O mis gibi kokusu burnuma geldi binlerce kilometre oteden. Su an hem duygusal hemde acim :...))) Simdi mutfaga girip bir pirasa kavurmasi yapayim, yaninada kuru biber kozliyim bari :D offf offf

dgül dedi ki...

Sibel'im, ne güzel kareler bunlar, ne içten cümleler... Sen yazdıkça öyle mutlu oluyorum ki ben; dönüp dönüp tekrar okuyorum yazdıklarını, tekrar tekrar fotoğraflarınla hayallere dalıyorum; ne güzel bir insansın, seni sevdiğimi söylemiş miydim sana?
İrem Kuş'un tam yemelik olmuş vallahi, ne özlenir onlar yanlarından ayrılınca, neyse sen de benim gibi biriktirip biriktirip kokusunu idare edersin artık. Umarım senin için iş-güç biraz daha yoluna girmiştir. Sevgilerimle...

sarı laleler dedi ki...

sibel im hoşgeldin, hoşgeldik...
nede iyi geldi tatil değil mi, tamda dediğin gibi tazelendik.
teyze olmak gerçekten çok güzelmiş..maviş gözleri öptüm bende
yaşamak güzel paylaşmak güzel..öptm çokca:)

Sibel dedi ki...

Sevgili Sweety, uzak olduğum müddetçe o lezzetler benim de burnumda tütüyor inan. İsli yoğurdu ise yıllar var ki yemedim. Pırasanın yanında biz de kuru biber yeriz:)) Bak iyi getirdin aklıma, evden kuru biberler de getirmiştim!

Gülcüğüm, canımsın! içimi ısıttı yorumun, çok sağol.. İremciğimin her zamanı ayrı güzel, ben hepsini takip edemesem de.. her seferinde biraz daha büyümüş görüyorum, keşke hep yanında olabilsem diyorum.. İş güç yoluna girdi sayılır çok şükür..

Sarı laleler, çok iyi geldi tatil evet, tam zamanında! Arada tazelenmezsek içimiz kuruyacak bu kent çöllerinde..
Sevgilerimle...

ebru dedi ki...

Sevgili Sibel seni böyle mutlu ve yenilenmiş olarak aramızda görmek ne kadar güzel.Sen hep böyle kal.Çok güzel anlatmışsın Aydın pazarını.Annenin ve kardeşinin yaptıklarını.Annelerimizin yaptığı herşey çok lezzetli oluyor. Öpüyorum canım seni

Sibel dedi ki...

Ebrucuğum çok teşekkür ederim.
Sevgilerimle...

Adsız dedi ki...

Merhaba Sibel,
eskisi gibi tariflerini deneyemesem ve bu yüzden yorum yapamasam da vakit bulduğumda sayfana bakmadan edemiyorum. Yazdıkların kadar gülüşün de çok samimi geldi resmini görünce. Çok geç oldu ama eşinle sana mutluluklar diliyorum. Birgün umarım birlikte Yenipazar pidesini de tadarsınız:))
Hafize..

Sibel dedi ki...

Çok teşekkür ederim sevgili Hafize, yorum yazamasanız da hep orada olduğunuzu biliyorum:)
Sevgilerimle...