Son zamanlar...


Merak eden sevgili okur-dostlar olmasa, elimin klavyeye gideceği yok… Oysa ne zamandır güncellemek istiyorum sayfayı. Son zamanlarda paylaşabileceğim yeni bir tarifimin olmaması, olduğu zaman da fotoğraf makinemin bana yaşattığı aksilikler sonucu yapılanların görüntülenememesi, hepsinin üstüne bilgisayarımızın çökmesi derken kabaklı börek kabak tadı verir oldu, farkındayım… En iyisi gidişat hakkında bir şeyler yazmak dedim bugün.

Yeni bir işe başladım geçtiğimiz hafta. Uzun zamandır arayıştaydım biliyorsunuz. Hayat bana yine oyun oynadı ve bunca yıl sonra sektör değiştirdim. İş hayatında hiçbir zaman yapmak istediğim asıl şeyleri yapamasam da, en azından gıda sektöründe, yabancısı olmadığım ve sevdiğim bir alanda çalışmıştım şimdiye dek. Şimdiyse, daha önce aklımın ucundan bile geçmeyen bir sektörde, buradaki yeni kavramlara alışmaya çalışıyorum. Zor oluyor, olacak da... Ama mecburum.

Bu mecburiyetler ve hayattaki varoluş sebeplerim üzerine düşünüyorum son günlerde desem... Boğazımda bir düğümle geçti ilk günler. Şimdi daha iyiyim. Ucundan döndüğüm, umutlandığım ama olumlu sonuçlanmayan başka iş olanaklarını düşündükçe, hani diyorum, hani bir şeyi çok istersen olurdu? Tüm evren yardım ederdi… Bana neden yardım etmedi, tersine ayağıma çelme taktı bu evren? Bu düşüncelerimi paylaştığım canım Rabia ablam dedi ki, “sebebi vardır... biz bilemeyiz, göremeyiz şu an... ama bir gün anlarız.”

Anlayacağım günü bekliyorum.

En kısa zamanda, şu aralar –yine- tek terapi mekanım olan mutfağımdan dumanı üstünde yeni bir şeyler paylaşabilmek umuduyla...

Kışa el veren sonbahar, kahve kokulu mutluluklar getirsin hepimize...