Çavdarlı Tuzlu Kek ve Doğum Günüm


Kışın yaklaşmakta olduğu, geceleri ince pikeler yerine yorganlara sarılıp uyuduğumuz, ama henüz kocaman ağır palto ve botlarla gezmemizin gerekmediği, benim en sevdiğim günlerdeyiz... Hırkamı ve en sevdiğim pantolonumu üniformam haline getirip, bir de boynuma yumuşacık fularlar sarmaya başlamışken, kapıyı çalan Ekim ayını da en az Eylül kadar seviyorum. Eylül'ün kısacık ziyaretine, hemencecik gidişine üzülmüyorum bu yüzden. Ne de olsa artık her hafta sonu bir kek pişecek evde, temizlik kokusuna karışan kek ve kurabiye kokusu, koltuklara yayılmış gazeteler, sehpalara üst üste dizilmiş kitaplar, tipik bir hafta sonunun fotoğrafı olacak.

Geçtiğimiz hafta sonu yeni bir kitapçokseverle, kardeşimin kız arkadaşı sevgili Gaye'yle tanışıp bana cömertçe ödünç verdiği, hatta bazılarını hediye ettiği kitapları sehpaya yığdıktan sonra, mutfağa girip alışveriş torbalarımı boşaltmıştım. Sevgilim eve dönmek üzereydi ve o gelmeden evi kurabiye kokusuyla doldurmalıydım. Marketten aldığım çavdar ununu acıkmakta olduğum hissiyle hemen açtım, tezgaha diğer malzemelerimi de koydum ve çabucacık yaptığım bu kekin hemen ardından bir tepsi de sakızlı lorlu kurabiye yaptım. Hem de bu kez damla sakızı yerine sakız reçeli kullanarak... Bundan 3 yıl önce, Kahve'nin bu klasikleşen tarifine gelen bir yorum üzerine!

Tavşan adıyla yazan sevgili bir okurum, bu kurabiyede esmer şeker ve sakız reçeli kullandığını söylemişti yorumunda. Ben de muhallebilerime katmak, ama en çok da Türk kahvesi yanında, bir bardak suyun içinde sunarak keyiflerden keyif beğenmek üzere aldığım sakız reçelinden iki tatlı kaşığı ekleyiverdim, şeker oranını azaltarak. Sonuç şahane oldu, şahane.... Bazen yahu hiç başka kurabiye yapma işte, yap bundan her hafta bir tepsi diyorum. Acaba sıkılır mıyım ki? :)


Ama esas konumuz çavdarlı kek tabii...
Ben bol peynir ve otla yapılmış, tepside pişmiş tuzlu hamurları severim, börek niyetine sıcak sıcak çayın yanında hem pratik hem de doyurucu olurlar. Çoğunlukla da çok malzeme gerektirmezler, hani elinizin altında hazır yufka olmayan bir anda, ani misafir durumunda çabucak böyle bir kek yapabilir, doyurucu bir çeşit olarak ikram edebilirsiniz. Pazar kahvaltılarına da çok yakışır elbette...

Daha önce denediğim bir çavdar ekmeğini Karahan Organik Un ile yapmıştım ama maalesef ekolojik pazar dahil, piyasada daha sonra göremedim. Katkısız olduğu için ömrü kısa olan bu un da oldukça doğal ve lezzetli. Kalanını yine bir çavdar ekmeği yapımında kullanacağım.

Gelelim tuzlu kekin tarifine... Tuzunu peynirinizin tuzluluk oranına göre arttırabilirsiniz. Hiç beyaz un içermediği için kabarık bir kek olmuyor, ama tek bir dilimi bile doyurucu ve leziz...

Malzemeler:

- 3 adet yumurta
- 2 su bardağı yoğurt
- 125 gr tereyağı (eritilmiş)
- 3 su bardağı çavdar unu
- 1 paket kabartma tozu
- 1 çay kaşığı deniz tuzu
- 2 çay bardağı beyaz peynir (çatalla ezilmiş)
- 1 su bardağı kıyılmış nane, dereotu ve maydanoz karışımı

Yapılışı:

1. Yumurtaları derin bir kaba kırın, erimiş tereyağı ve yoğurdu ekleyerek mikserle çırpın.

2. Unu ve kabartma tozunu ayrı bir kapta karıştırıp diğer karışıma azar azar ekleyin, düşük hızda karıştırmaya devam edin.

3. Hamurunuz oluşunca peynir ve otları ekleyip kaşıkla karıştırın.

4. Yağlı kağıt serili ufak bir fırın tepsisine hamuru dökün. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında yaklaşık yarım saat pişirin.

5. Dilimleyerek sıcak servis yapın. Kalan dilimleri dondurucuya kaldırabilir, daha sonra ısıtarak yine taze taze servis yapabilirsiniz...


Dün yeni bir yaşa daha girdim...
Buruk geçen önceki doğum günümden sonra, her şeyin yolunda olduğu, olmayanların da yola girmekte olduğu bu doğum günümde, geride tam 32 yıl bıraktım. Dönüp bakınca, 30 (hatta 29, 28!) yaşıma girdiğim gün kadar panik halinde hissetmiyorum kendimi. Rahatım, huzurluyum, mutluyum.. İçimde, kendimle alıp veremediklerimin sayısının azaldığını, korku ve huzursuzluklarımın yavaş yavaş uzaklaştığını hissediyorum...

Ve bu doğum günümde, sevgili dostlarımın ve kardeşlerimin sürprizleriyle ağzım kulaklarımda bir akşam geçirdim. Hepsinin organizatörü sevgilimdi elbette... Önce dostlar çaldı kapıyı. Açtığımda karşılaştığım pastanın mumlarını dilek bile tutamadan üfleyişim, sonra bir müddet cümle kuramayışım... Sevgilimin yakında yenileneceğini hayal ettiğimiz mutfağımızın ilk hediyeleri olarak aldığı eskitilmiş ahşaptan baharatlık ve çok sevimli tuzluk-biberlik... Özlemciğimin kendi elleriyle yaptığı kolye ve bilezik... Fikir babasının Cem olduğuna emin olduğum Özsüt'ün frambuazlı pastası... Alim ve Seran'ın hediyesi kocaman bir salon bitkisi, onların evinde her köşede görüp çok özendiğim... (ne bitkisi olduğu ve nasıl bakılacağına dair hiç fikrim yok ama araştırıp yaşatacağım ağacımı:) Ebru ve Fatih'in birlikte okuyup hepimizin okumasını istedikleri, benden sonra tüm gruba dağılacak olan Momo, Michael Ende'nin anladığım kadarıyla efsane haline gelmiş kitabı (ardından filmini de izleyeceğiz hep birlikte)...

Derken kapı tekrar çaldı, Yılmaz ve Gaye geldiler... Kardeşciğimin elindeki kocaman Philips poşetini görünce tahmin etmem hiç zor olmadı bana ne getirdiğini... Pazar günü alışveriş merkezinde kahve içerken boşboğazlık etmiş, mutfağımız yenilenince alacaklarımızın arasında bulunan katı meyve sıkacağından bahsetmiştim. Bir de saf saf vitrinde göstermiş, işte bu demiştim! O an hiç düşünemedim ki... Canım benim, ilk işi gidip onu almak olmuş. Hiç durmayan çeşme burnum ve yemeyi hep unuttuğum meyveleri düşününce, yaklaşan soğuk mevsim öncesi bu müthiş bir armağan oldu. Canım, üstelik hemen denemek isteyeceğimizi ve evde meyve bulunmama ihtimalini bile düşünmüş ve kilolarca da meyve getirmiş! (Bir kutu bahçe elması da Gaye'den geldi ki hikayesi vardı elmaların, mor renkli bir mektup kağıdına özenle yazılmış.. hayatı ve insanları güzelleştiren detaylar, samimiyet ve doğallıktan başka nedir?)

Herkes gittikten sonra makinenin parçalarını çıkarıp yıkadım, kullanma kılavuzuna göz attım ve ortalığı toplamayı bile erteleyerek başına geçtik. İçine önce elmaları, sonra gaza gelip üzümleri sapıyla çöpüyle atmaya başladık:) Kaç bardak meyve suyu içtik gece gece bilmiyorum:))

Direkt bardağa da dolum yapılabilir ama özel tasarımlı sürahisi köpükleri separatörle ayırıyor. Sevgilimin yorumu ''mühendislik harikası'' oldu:) Suyun altında çok da kolay temizlendi, ama tembellik edip bekletmemek gerekiyor bence. Velhasıl, tavsiye ederim:) Modeli HR 1861, merak edenler olursa... En sevilen, en iyi modellerden biriymiş.

Eylül'ün son yazısı da böyle oldu işte...
Biraz da uzadı, yazmayı özlediğimden.

Hoş gelsin Ekim...

30 yorum var:

Adsız dedi ki...

merhaba sibel yeni yaşın kutlu olsun hep rahat huzurlu ve mutlu yaşa sevdiklerinle birlikte.Yıllar seni yıpratmadan üzmeden akıp geçsin.Bayram sonu ayvalıktaydık hep andık seni denizkestanesinde yemek yedik, mesut büfede tost, güler pastanesinde lor tatlısı karadutlu dondurma kalmamıştı maalesef. Hep kulaklarını çınlattık oğlum sordu sibel arkadaşınmı diye evet dedim tanışmıyoruz ama arkadaşım (birgün tanışırız da o küçük bir ayrıntı) Sokak aralarında bir kafe keşfettik adı karamel çok hoşumuza gitti ben de sana orayı tavsiye edeyim dedim bir dahaki gidişinde gidersin belki sevgilinle bizim için de bir kahve içersin.Sana yeni yaşında keşfedeceğin yeni mutluluklar ve çok güzel bir sonbahar diliyorum.Sevgiler...
Nurcan

müjde dedi ki...

Canım hemşerim,doğumgünün kutlu olsun.Yeni yaşında tüm düşlediklerinin gerçek olması dileğiyle...

zero dedi ki...

Sibelcim, huzur ve mutluluk her daim takipçin olsun. Yeni yaşın için kocaman tebrikler sana. Dostlar, kitaplar, hediyeler, pastalar, sohbetler ve bol bol vitaminle başlayan bir yaşın kötü devam edeceğini hiç sanmıyorum ben zaten:) Zevklerin hiç eksilmesin, sevgiyle kal...

Sibel dedi ki...

Sevgili Nurcan, çok teşekkür ederim, ne güzel dilekler bunlar! Ayvalık'ta da harika zaman geçirmişsiniz, çok sevindim. Tanışmak küçük bir ayrıntı bence de, dilerim olur bir gün:)

Müjdeciğim çok teşekkürler!

Zerenciğim, ben de sanmıyorum:) O kadar güzel başladı ki, böyle de devam edeceğini hissediyorum. Kozmosa bunu söylüyorum en azından! Çok sağol canım.
Sevgilerimle...

Belgin dedi ki...

Dogum günün kutlu ve mutlu olsun:)) Hayatin yaptigin pastalar, börekler, yemekler, kurabiyer tadinda olsun:))
Hediyelerini güle güle, iyi günlerde kullan:))

Sevgilerimle

Bahar dedi ki...

Sevgili Sibel,

Yeni yaşını kutlarım. Benim nasıl senin her yeni yazını gördüğümde içim ferahlıyor, okuduğum anlarda nasıl mutlu hissediyorsam, senin de yeni yaşının her günü umarım öyle geçer :)) Bana önce Sonbahar'ı sevdirdi yazıların, sonra başka başka şeyleri de sayende keşfedip çok sever oldum...Benim hayatıma gerçekten çok şey kattın... İyi ki doğdun Sibel...İyi ki varsın...

Bahar

Halime dedi ki...

Garip ama doğumgününü bugün sanıyordum Sibel Abla.Kutlamak için geldim ama okuduğum kadarıyla dünmüş.Doğum günün kutlu olsun.Nice güzel yaşlara tüm sevdiklerinle seni mutlu eden herşeyle !

birdutmasali dedi ki...

Hayatın sana daima böyle ve bundan daha çok gülümsemesi dileklerimle..
sevgiler sevgili sibel

Sibel dedi ki...

canim adas'cim.yeni yasinda tum tatli suprizler seninle olsun ve sevdiklerinle..meyve suyu sikacagi gercekten cok dayanikli,her gun kullanilsa da bizim is yerinde,bir kere tiklamadi masallah..bol bol meyve suyu ic ve hic hasta olma yeni yasinda.sevgiler

Sibel dedi ki...

Sevgili Belgin, Bahar, Halime, Nunu ve adaşcığım, ne güzel şeyler yazmışsınız her biriniz! Çoook teşekkür ederim, öperim yanaklarınızdan.
Kocaman sevgiler!

zamaninzeynebi dedi ki...

sevgili sibel doğum günün kutlu olsun, yeni yaşın yeni mutluluklar getirsin, yazılarında verdiğin huzur hayatından eksik olmasın....
sibel, "bugünlerde okuyorum,izliyorum" sütunun gördüğüm kadarıyla sık sık değişiyor, nacizane kitap ve film yorumlarını bekliyorum.
sevgiler
zeynep

Kitap Kurdu dedi ki...

Sibelcim doğum günün kutlu olsun. Nice mutlu yaşlar diliyorum, kitaplarla, hoş sohbetlerle ve tabi ki sevdiklerinle.

karin dedi ki...

merhaba, dogum gunun kutlu olsun, yazilarini zevkle okuyorum, sana nice mutlu , saglikli yillar diliyorum

tavsan dedi ki...

Sibeeel, ben seni hala takip ediyorum yorum birakmasam da ve sakizli lorlu kurabiye (ki hep esmer seker ve sakiz receliyle yaptim) benim kesinlikle favori kurabiyelerim arasinda sayende. Evde her zaman lor turu peynir bulunmadigi icin lor yerine yogurt koyuyorum bence hala cok guzel oluyor. Hatta senin yazdigin gibi son donemlerde tek pisirdigim kurabiye bu ve hayir sIkIlmadim(k).
Yazinda "ad"imin gecmesi beni mahcup etti ama ilham vermis olmama sevindim:)
Ayrica cavdarli kekini gorunce benim yine son 3-4 aydir sardigim misir unlu tuzlu kek geldi aklima. Cavdar ununu cikarip misir unu koyarak dene bence senin keki; misir unu seven bir insansan muhtesem oluyor citir citir;)
Cok tesekkur ederim sakizli lorlu kurabiyeyi bizim mutfaga kazandirdigin icin.
Ve, nice guzel, Egeli, Istanbullu, mis kokulu yillara!

burcu dedi ki...

merhaba sibel,
uzun zamandır sessiz bir takipcin olarak yeni yaşın kutlu olsun mutlu yaşlar...yazdıkların ve paylaştığın herşey çok renkli ve güzeller,
sevgiyle kal..

Sibel dedi ki...

Sevgili Zeynep, hakikaten kitaplar ve filmler birbiri ardına gibi, halbuki eskisi kadar sıkı bir izleyici ve okuyucu değilim. Biriktikçe notlar alıyorum ve paylaşmaya hazırlanıyorum, bakalım ne zaman toparlayabilirim..

Sevgili Kitap Kurdu, Karin ve Burcu, çok teşekkür ederim:)

Sevgili Tavşan, bu vesile ile senden yeni bir yorum aldığıma sevindim, aradan geçen zamana rağmen izlenmek çok güzel. Teşekkür ederim güzel sözlerine! Ve mısır unu tavsiyesi de bu tarifte denenecek:) Yaparken düşünmedim de değil aslında, mısır unu gerçekten yakışır.
Sevgilerimle...

Papatya dedi ki...

Nice mutlu, sağlıklı yıllara Sibelcim!
Arasıra bana da gel :)

pisikopati dedi ki...

Sibelciğim, eşinle ailenle ve tüm sevdiklerinle birlikte huzurlu mutlu sağlıklı bir ömür geçirmen dileğiyle gecikmiş de olsam yeni yaşını kutluyorum.

Bu arada meyvesuyu makinesi astarı yüzünden pahalı bişey mi, ben de istiyorum ama şüpheyle de yaklaşıyorum bir yandan 1 kilo elmadan 1 çay bardağı elma suyu çıkıyorsa pek de bereketli sayılmaz.

bocuruk dedi ki...

Çok klişe belki ama, inan çok da içtenlikle; iyi ki doğdun Sibel, iyi ki varsın Sibel, iyi ki yazıyorsun, iyi ki seni tanıdım. Doğumgünün kutlu olsun, yeni yaşın daha da mutluluk huzur getirsin sana ve de nice yaşlara sağlıkla, mutlulukla, sevdiklerinle ulaş :)
Sevgilerimle...

Papatya dedi ki...

Sormayı unuttum, hani şu Sakız adasından getirilen, karşı komşusu Çeşmede de bol bulunan beyaz, koyu kıvamlı sakız reçelinden kullandın değil mi kurabiyelerine?

O reçeli pek de sevmediğim için bu şekilde kullanmak iyi fikirmiş...

Sibel dedi ki...

Papatyacığım, teşekkür ederim. Sana uğruyorum tabi ki:) Sakız reçeli kullandım evet, tarif ettiğin gibi. Muhallebilerde de kullanabilirsin. Zaten başka türlü pek yenmiyor.

Pisikopati'cim, hiç öyle değil, 2 elmadan 1 bardak meyve suyu rahat çıkıyor. Dışarda büfelerde filan içtiğin meyve sularını seviyorsan aynılarını evde yapabiliyorsun. Epey karlı yani.. Benim makinem meyvenin nerdeyse tamamını sıkıyor, geriye pek birşey kalmıyor diyebilirim. Tabi benim kullandığım böyle, sana da tavsiyem daha ucuz markalara pek yüz vermemen.. Onlar pahalıya gelebilir asıl:)

Bocuruk çok sağol canım. Biraz geç oldu yanıtım, nerdeyse bir yaşa daha gireceğim:)) İşten güçten başımı kaldıramıyorum yine bu aralar..
Sevgilerimle...

Adsız dedi ki...

sevgili sibel,,,
iyiki yazmayi özlemissinde yine döktürmüssün..seni yazilarini okumak benim icin ayri bir keyif,,büyük bir zevk...tariflerinde cok güzel ve frkli ama benim icin ilk planda yazilarin geliyor..ne olur sen hep yaz emi....ayrica yeni yasin sana;ummadigin güzellikler getirsin insallah...
sevgiyle zeliss...

ORDAN BURDAN HAYATTAN dedi ki...

Öncelikle nice senelere Sibelcim, ne güzel sevenlerin hep yanındaymış. bu arada sana yeni meyve sıkacağınla ilgili ufak bir tüyo vereyim. posalarının biriktiği kabın içine bir naylon torba geçirirsen temizlemesi çok kolay oluyor. aynı model annemde var, biz öyle yapıyoruz hep. sağlıklı günlerde kullan

Adsız dedi ki...

merhaba;
artık eskisi kadar çok güncellemiyorsun bloğu hep bakıp geri dönüyoruz. eskiden daha çok post oluyordu ekimin 16 sı oldu bir tane bile yazı yok ekim ayında.
burayı ihmal etme.
ceren.

Sibel dedi ki...

Sevgili Zeliş, çoook teşekkür ederim. Senin gibi okur-dostlar olmasa yazma konusunda daha çok tembellik edeceğim kesin!

Yaseminciğim çok teşekkürler. Poşet koyma fikri kullanma kılavuzunda yazıyordu, biz de uygulamaya başladık. Bir bulaşık daha az çıkıyor, güzel fikir:)

Sevgili Ceren çok ama çok haklısın. Hemen bir yazı yayınladım bugün, umarım affettirebilirim kendimi.
Sevgilerimle...

lemaninignesinden dedi ki...

karar vermeme yardımcı olacak teşekkürler sibel bu arada pideden bizede kaldımı acep

Sibel dedi ki...

Leman şimdilik var ama birkaç saat sonrasını bilemem:)) Karar verme konusunda meyve sıkacağını kastediyorsan hiç durma derim. Bizim en çok kullandığımız mutfak aletlerinden oldu bile.
Sevgilerimle...

pisikopati dedi ki...

Sibelciğim teşekkürler aydınlatıcı mesajın için ilk fırsatta alacağım ben de.

semoş dedi ki...

benim eşim bana baharatlık alsa (doğum günümde) kafasına atardım heralde:)
şaka bi yana çok tatlısınız gerçektende biraz geçte olsa doğum günün kutlu olsun.Eşin gerçektende çok şanslı biri...

Sibel dedi ki...

Teşekkür ederim:))