Douglas Coupland, "Komadaki Sevgilim"

Douglas Coupland’in "Komadaki Sevgilim"i, ona dair bir şeyler okuduğumdan beri okuma listemdeydi, sanırım yıllardır. Bazen listemde uzun zamandır duran –hatta onu neden listeme aldığımı bile unuttuğum- bir kitap, tam da o anki ruh halime denk düşebiliyor.

İşte "Komadaki Sevgilim", tam da böyle bir kitaptı. Idefix’te özel fiyatlı Punto kitapları arasında gördüğüm anda sepetime ekleyerek listemden silmiştim. Elime ulaştıktan sonra da bir süre şifonyerin üstündeki kitap yığını arasında bekledi elbette... Nihayet çantama attığımda, soluk bile almadan, ofiste işlerimin arasında bile gizli gizli okuyacağımı, bir noktadan sonra bitmemesi için azar azar okumaya başlayacağımı hiç düşünmemiştim.

17 yaşındayken dünyanın geleceğine dair birtakım vizyonlar gören ve gördüklerinin ağırlığına dayanamayıp uzun bir uykuya dalan -bitkisel hayata giren- Karen’in ve arkadaşlarının öyküsü bu. Kaybedenlerin aslında kazananlar olabileceğine dair bir ütopya. Sevgilisi onu sürekli ziyarete gelirken, bir yandan karnında bir bebek büyürken, uzun, çok uzun yıllar uyuyacağı yeni bir hayata başlıyor Karen. O uzun yıllar boyunca hem arkadaşlarının yaşadıklarını, büyüme sancılarını, hem de dünyanın dönüşümünü izliyoruz ve tam da bir dönüm noktasında, 35 yaşına varmalarından 1 sene önce, hayatları asla tahmin edemeyecekleri şekilde ve sonsuza dek değişiyor. Dünya ile birlikte…

Okurken her bir detay, bir film karesi gibi canlandığı için, okuyacak olanların alacağı keyfi engellememek adına detay vermek istemiyorum. Bu harika kitabı keşfedin diyorum sadece. Eminim benim gibi keşke filmi, hatta dizisi çekilmiş olsaydı diye düşüneceksiniz.

“Pek çok kişi ikinci bir hak verildiği takdirde bile her şeyi eline yüzüne bulaştırıyor. Evrenin sarsılmaz kurallarından biri bu. Anlıyorum ki, insanlar ancak üçüncü haklarında –inanılmaz miktarda zaman, para, gençlik, enerji ve daha aklınıza ne gelirse kaybettikten veya ziyan ettikten sonra- öğrenebiliyorlar. Ama yine de öğreniyorlar ya, bu da bir şeydir.”

“…yaşadıklarından sonra yirmi yaşına geldiğinde bir rock yıldızı olmayacağını biliyorsun…. Yirmi beşine geldiğinde dişçi ya da bir profesyonel olmayacağını da anlıyorsun…. Otuzlarına varmadan da bir karanlık çökmeye başlıyor –zenginliği ve başarıyı bir kenara bırak, hayal ettiğin şeyi gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğini merak ediyorsun…. Otuz beşine vardığında o sırada yaptığın şey, temelde, hayatının geri kalanında da yapacağın şey oluyor; kaderine boyun eğmiş oluyorsun.”

“Çocukluğumda beni en çok ürküten şeylerden biri de esaret altında doğup büyüyen bir balinanın vahşi sulara –asıl ait olduğu ortama- bırakıldığında, sınırlı dünyasının paramparça olduğunu gördüğünde, hiç tanımadığı derin sularda daha derinlik kavramından habersiz bir halde yüzerken garip balıklarla karşılaştığında, yeni suları tattığında, dillerini bilmediği balina sürüleriyle karşılaştığında neler hissettiğiydi. Beni korkutan şey dünyanın birdenbire sert bir biçimde hiçbir kural ya da yasa olmaksızın genişleyivermesiydi; kabarcıklar ve yosunlar ve fırtınalar ve sonu gelmeyen koyu mavi derinlikler.”

13 yorum var:

Adsız dedi ki...

hoşgeldiniz. özlemiştim. filiz

birdutmasali dedi ki...

bir an başlıktan ne korktum !!!
neyse ki öyle değil şükür !
sayfan değişmiş, ama benim gözüm neden hep eskisiyi aradı :)
sevgiler sibelciğim.. iyi tatiller.. keyifli okumalar.

ORDAN BURDAN HAYATTAN dedi ki...

merak ettim doğrusu, senin kitap tercihlerin hoşuma gidiyor. hem çok gündemde olanları değil hem de ilginç olanları buluyorsun. iyi okumalar

Kitap Kurdu dedi ki...

Teşekkürler Sibel, gerçekten okunacak bir kitaba benziyor. İdefixe de hala varsa sepetime atacağım.

Alev dedi ki...

Ödüm koptu başlığı okuyunca. An itibariyla kitabı bende sipariş ettim. Sevgiler.

Sibel dedi ki...

Hoşbulduk Filiz:)

Nunucuğum, hay Allah:) Özellikle tırnak içine almıştım! Sayfada biraz beyaz zemin olsun istemiştim, belki sonra yine değiştiririm.

Yasemincim, gündemdeki kitapları alıp okumak içimden gelmiyor genelde.. Ve bazen indirime girmiş eski baskılı kitaplar içinde hazineler saklı olabiliyor!

Kitap kurdu, kesinlikle tavsiye ediyorum, ben daha önce keşfetmediğime üzüldüm.

Alev, iyi okumalar:)

Sevgilerimle...

Cafe Aroma dedi ki...

Bir kitap kurdu olarak o kadar üzgünümki. "Nasıl bir kitabı, bu kadar methiye alan bir kitabı, duymamışım bile" diye.
okuyacağım, sevgilerimle

ruhdagı dedi ki...

İlginç bir konusu var merak ettim kitabı. İlk fırsatta listeye ilave edilecek :)

Sevgiler.

efsun_i dedi ki...

Uzun zaman öncesine gittim mavi, beyaz kapağı görür görmez ama bir başka; sanki yaşanmış anıları hatırlamak gibi hatırladım bu kitabı. Kalemine, yüreğine sağlık Sibelim öyle güzel anlatmışsın ki!. Film kareleri gibiydi evet, içine okuyanıda dahil edebilenlerden üstelik.
Dizdiğiniz kütüphanemde :) bir yolculuğa çıkmalı sanırım..

Özlem ve sevgilerimle..

Adsız dedi ki...

Kitabın adı 1987 çıkışlı bir Smiths şarkısından alıntıdır aslında: Girlfriend in a Coma...
Her Morrisey şarkısı gibi ironiktir,derindir.Dinlersin , dinlersin o ruh halini anlamak için.
Okuduğun kitaplar çok güzel Sibel ABla ,tariflerin gibi aynı.:)
Sevgiler, Müge

birdutmasali dedi ki...

iyi bayramlar canım..
afiyetle..
sevgiler güzellikler çiçekler.

Sibel dedi ki...

Sevgili Cafe Aroma ve Ruhdağı, umarım sizler de keyifle okursunuz.

Özlemciğim, hatırlıyorum:) Görmüştüm sende, ben o zaman çoktan almış ama hala okumaya başlamamıştım. Okuma zevkimizin ne kadar benzediğinin bir kanıtı daha bu, değil mi?

Nunucuğum aldım çiçekleri teşekkür ederim:))

Mügeciğim kitabın orjinal adı da buydu. Şarkıyı bilmiyorum ben, hemen bir yerlerden bulmam lazım!
Sevgilerimle...

cafeyirmiyedi dedi ki...

nasılda merak ettim şimdi bu kitabı... kestaneli bir tarif ararken kitap sahibi olmaya karar verdim. sevgiler yeliz