Aslı Erdoğan Okumak...

"Kendimi yalnız bırakmamak için bütün gece aynanın karşısında oturdum."
Pavese


"Mucizevi Mandarin"le duymuştum onun adını ilk.
Sözcükleriyle beynimin içindeki, varolduğunu bile bilmediğim sinir uçlarına dokunan, kafamın içine resimler çizen, elimden tutup beni kendi içimdeki coğrafyalara götüren özel bir yazardı. "Benim yazarlarım"dan olacak ve ne yazsa okunacaktı bundan böyle...

"Kabuk Adam"la tanışmamı da unutamam...
Onu, ruhumu alıp gittiğim tek kişilik bir Ayvalık kaçışında taşımıştım yanımda. Dışarıda Ağustos cehennemi varken, öğle sonralarında odamdan hiç çıkmadan defalarca okumuş, aşkın olanaksızlığı ve sınırları üzerine düşünmüştüm çokça... o zamanlar.

"Yalnızlık, odak noktası belirlenemeyen bir ağrı gibi yayılır bedene, geçmişin tüm acıları, topluiğne başı gibi bir noktaya saplanır. Yabancı dilde yazılmış kitaplarda boş yere içini ısıtacak bir cümle ararsın..."

Bir imza günü çıkışında, Kadıköy çarşı içinde görmüştüm onu. Siyah elbisesiyle, eli kolu kitap dolu, hızlı adımlarla yürürken hayranlıkla ardından bakakalmıştım. Olduğu gibiydi. Anlattığı, yazdığı, olduğu kişiydi.

"Bilirsiniz, kendini üzerinde çoktandır hiçbir bitkinin yetişmediği bir toprak gibi hissetmeyi..." diyordu "Münzevi'nin Ruhuyla Sohbeti"nde. Ve bitirirken, "Yaydan çıkmış bir ok gibi dalınmıyor gerçeğe, kollara ayrışmayı, parçalanmayı, dağılmayı, her çatlaktan sızmayı göze almak gerek. Vurulmayı göze almadan kimse firar edemez."

Bugünlerde ardı ardına iki kitabını okudum, birbirinin devamı niteliğinde, Radikal'de yayınlanmış köşe yazılarından oluşan "Bir Delinin Güncesi" ve "Bir Kez Daha". Radikal'de yazmaya başladığında, çıktığı ilk günden beri sadakatle takip ettiğim sevgili gazetemde onun bir köşesi olması beni inanılmaz sevindirmişti. Ama kısa sürdü maalesef.. Kalemini ruhunun mürekkebine batıran biri için bu ülkenin gündemi hakkında yazmak zordu elbette, hele de o dönemde Cumartesi anneleri, Manisalı çocuklar, ölüm oruçları vicdanları sızlatırken... Ama kolay da pes etmedi. Yazdı gördüklerini, duyduklarını, içinde tutup saklayamadıklarını. Seslerini duyuramayanların çığlığı oldu, konuşamayanlar adına yazdı, "cam duvar"ın ardında otururken hem içeridekileri, hem dışarıdakileri anlattı...

"Başka türlüsünü yapamadığım için yazıyorum, susarsam eksileceğimi hissettiğim için konuşuyorum."

Yazmak üzerine, yazamamak üzerine, kendini ifade etmek ve edememek üzerine, yaptığımız seçimler üzerine ve sonuçları üzerine ne zaman düşünsem, onun sözlerini anımsayacağım bundan böyle;
"...yazma eylemi bir hesaplaşmadır. 'Ben' ve 'öteki', geçmiş ve şimdi, ölüm ve dirilişle..."

Kendi sesini duymak için yazdığını söylüyor..
Bugüne dek biriktirdiğim her şeyi düşünüyorum da...
Evet, benim de nedenim bu olurdu...


Bir şey daha eklerdim ama belki:
Kendi sesimi başka türlü duyamadığım için...

"İçimizdekini barındıracak derinlikte hiçbir şey yoktur gerçeklik okyanusunda..."

13 yorum var:

Peren dedi ki...

Sibel saat gecenin 3'ü, yazdığını görünce hemen geldim...o kadar keyif aldım ki posttan, cidden "kahve"nden içtim:)
Aslı Erdoğan'ın seneler önce Kabuk Adam'ını okudum sadece..orda öyle bütün ihtişamıyla beni bekleyen yazarlardan..biliyorum bir hazine bulmuş gibi olacağım okuyunca ama bir türlü başlayamadım...çok özel bir kadın olduğunu biliyorum...bu posttan sonra daha fazla bekleyemeyeceğim galiba...onun ve senin yazma nedenin üzerine uzun uzun düşündüm yazının sonunda ...sonra "ben de , ben de" dedim..ben de başka türlü duyamıyorum sanırım kendi sesimi, ya da başka türlüsü beni tatmin etmiyor, ben hissettirmiyor...ben sanki yazınca, ben oluyorum...

elif ada dedi ki...

Asli Erdogan'i da severim, ama Pavese... Benim icin yeri ayridir. Ben, Pavese'yi Tezer Ozlu sayesinde tanimistim. Tezer Ozlu'yu de hocam Bilge Karasu sayesinde... Olmek icin yasadigi kentte, evi yerine bir otel odasini tercih ettigini ogrendigimde de gunlerce dusunmustum nasil bir yabancilasma ve yalnizliktir bu diye... Uzerinde en cok durdugum cumlelerden biridir bu: "Kendimi yalniz birakmamak icin butun gece aynanin karsisinda oturdum".
Simdi bir yazinin giris cumlesi olarak gormek, birinin daha canini yaktigini hissetmek ne garip... Cok az insan tanidim cunku Pavese'yi bilen, okuyan... Ya da baska bir kitaptan onun izini suren...
Sevgiler
Umur

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

Mucizevi Mandarin ve Kırmızı Pelerinli Kenti okudum. Aslı Erdoğan geleceğe kalacak 50 yazar arasında gösterilmişti Times tarafından yanlış hatırlamıyorsam. Aslı Erdoğan okurken uyuya kalınmaz o insanın kafasına dank dank vurur sanki. O çok özel bir yazar.

Arzu'nun Güncesi dedi ki...

İnternette yüzlerce binlerce blog varken, ben neden Sibel'in Kahvesi'ndeyim diye soruyorum bazen ve cevabı bulmakta da zorlanmıyorum. Üç beş malzeme ile bir yemeğin tarifini vermek değildir blog yazmak, değil mi? Kitaplara ben de bayılıyorum, oyuncağından çok kitabı olmuş bir çocuktum. Top oynamak yerine okumayı seçtim hep. Kitapların herbirini ayrı bir hazine ve ayrı bir hayat gibi gördüm. Kendi kısa hayatımda yaşayamayacağım şeyleri kitaplarım yoluyla yaşadım ve hissettim. Bu sebeple, her kim bir yazarı ve kitaplarını öneriyorsa, o çok değerli olur benim için. Aslı Erdoğan okumadım henüz, ama alınacak kitaplar listesine ekledim. Teşekkür ederim Sibel.

Sibel dedi ki...

Perenciğim, yazmamdan çok kısa bir zaman sonra gelmişsin, sen de uykusuzlardansın herhalde:) Bir gece kahvesi paylaştığımıza sevindim. Aslı Erdoğan'ı keşfetmek hazine bulmak gibidir gerçekten. Şimdilerde yeni kitabı da çıktı ama eskilerden devam et derim, "Kabuk Adam"la tanışmışken..

Sevgili Umur, Pavese'nin cümlesi Aslı Erdoğan'ın bir denemesinin de giriş cümlesiydi, benim yazıma giriş cümlesi olması o nedenle en çok. Ben de Pavese'yi Tezer Özlü ile tanıdım. Yaşamın Ucuna Yolculuk'ta Pavese'nin izini sürerken onunla birlikte ben de Pavese için acı çekmiş, onu tanımak istemiş ve daha tanımadan sevmiştim. Tezer Özlü'nün yeri çok ayrıdır.. ruhuma ilk ayna tutan, belki de kendimle ilk yüzleşmelerime neden olan yazardır.. Belki bir gün onun hakkında da yazarım..

Sevgili Lale evet doğru diyorsun. Uyumadan önce okunacak bir yazar değil. Uyutmayacak, yerinden kaldırıp kitap karıştırtacak, hatta yazmaya kışkırtacak yazarlardan!

Sevgili Arzu, benim de oyuncaklarımdan çok kitabım vardı. Onları hala saklarım, aldığım ve okuduğum her kitabı özenle sakladığım gibi. Kitabım çoksa zenginim, başka neyim eksik olursa olsun derim hep. Sağolasın yüreklendirici yorumun için. Her zaman beklerim.
Sevgilerimle...

Hülya dedi ki...

Ben simdi gordum yaziyi ve merakla okudum bir kahve esliginde : ) Cok guzel paylasim olmus. Asli Erdogan benim icin yeni, kitaplarini okumaya baslamak icin sabirsizlaniyorum : )

Nur dedi ki...

Sibel Hanım bloğunuz harika, ne kadar güzel, yaşamınızdaki çoğu şeyi paylaşıyosunuz. Bende kendime ait bir blog hazırlamayı düşünüyorum. Fakat çevremde bilgi alabileceğim hiç kimse yok:((
Bende sizi kendime yakın gördüm. Bunun için bir ücret gerekiyormu? Başlangıç aşamasında olmayıpta daha sonradan talep etmeleri sözkonusumu? Beni bu konuda bilgilendirirseniz sevinirim. Sizi seviyorum. Hoşçakalın. Nur

Kitap Kurdu dedi ki...

Ne güzeldir değil mi Aslı Erdoğan okumak. En sevdiğim yazarladan, ne yazsa okurum cinsinden. Seninde yazın çok güzel olmuş, ellerine yüreğine sağlık.

Sibel dedi ki...

Hülya teşekkürler.. Bir an önce başlayın derim, sonra insan üzülüyor, neden daha önce keşfetmedim diye..

Nur hanım, blogger ücretsiz ve epey zamandan beri Türkçe. Yönlendirmeleri takip ederek hiç zorlanmadan blogunuzu oluşturabilirsiniz. Sonra alışıp öğrendikçe geliştirirsiniz zaten. Yapamadığınız birşey olursa mail atın bana, yardımcı olmaya çalışırım. Çok teşekkür ederim güzel sözleriniz için..

Kitap Kurdu, aynen öyle, ne yazsa okurum türünden bir yazar.. Çok teşekkürler yorumun için.
Sevgilerimle...

Ayşe'nin Kitap Kulübü dedi ki...

Sevgili Sibel Hanım;
Merhabalar,

Bu yazınızdan sonra bu yıl bitmeden Aslı Erdoğan'ı okuma kararım güçlendi. Sevgili Kitap Kurdu ve daha nice kimseden duymama rağmen utanç içinde söylüyorum ki daha hiç okumadım. Ama başucumda Kırmızı Pelerinli Kent duruyor.
Sevgiler
Ayşenin Kitap Kulübünden
BİLLUR

Nazife dedi ki...

Sibel Hanım, merhaba. Ben de Nur Hanım gibi bloğumun hazırlık aşamasındayım. Benim de çevremde blog hazırlama ve sunma konusunda bilgi sahibi olan hiçkimse yok.
Ben hazırladım, fakat sadece sunuma geldi sıra. Bu konuda hazırlık yapıyorum. İlk açılış önemli tabiki.Sizin kahvenize hergün uğruyorum. Müthiş keyif alıyorum, Sizinde sık sık yeni tarif ve kitaplarla burada olmanız daha da hoşuma gidiyor.
Takıldığım bi yer olursa yardımınıza ihtiyacım olabilir.Şimdilik Hoşçakalın, Sevgiyle kalın.. (Nazife-İzmit)

YILDIZLI DENEMELER dedi ki...

Merhaba Sibel,
Aslı Erdoğan hemen not alındı.Bizim bir kitap okuma grubumuz var.O grup için önerilecek kitaplar arasına kaydettim.Bir kitap kararlaştırıyoruz,belli bir zaman içinde okuyup toplantıda her yönü ile tartışıyoruz.Konusu,dili,yazarı,dönemi gibi.İnanılmaz keyifli.Çok farklı fikirler,göremediğiniz bir yanı başkasının keşfetmiş olduğunu görüyorsunuz.Yaklaşık sekiz yıl gibi bir zamandır devam ediyoruz.Sanıyorum Aslı Erdoğan kitapları da güzel yorumları olacak,üzerine çok konuşulacak kitaplardan.Şimdiden teşekkürler.
Melahat Yıldız/İzmir

Sibel dedi ki...

Billur hanım merhaba,
Hiç utanmanıza gerek yok, tanışmamız gereken o kadar çok kitap ve yazar var ki hepsine yetişmemiz imkansız malesef... Ama madem başucunuzda duruyor, uzanın ona hemen:)

Merhaba Nazife hanım,
Artık Türkçe olduğu için blogger ile çalışmak eskisinden çok daha kolay. Sistemi iyice oturttular artık, sorun çıkmıyor. Eskiden öyle şeylerle boğuşurduk ki:) Kafanıza takılan birşey olursa yardımcı olmaya çalışırım her zaman.

Melahat merhaba,
Kitap okuma grubunuzda rahatlıkla paylaşabilirsiniz Aslı Erdoğan kitaplarını. Yalnız uzayan sohbetler zamanın nasıl geçtiğini unutturabilir, söyleyeyim:) Üzerine hakikaten çok konuşulacak bir yazar..

Sevgilerimle...