Ispanaklı Poğaça


Dopdolu bir Cumartesi günüydü.
Siz bu yazıyı okurken Pazar günü olacak, ancak benim için halen Cumartesi. Bir an yazıya nasıl başlayacağıma -yorgunluktan mı bilmem- karar veremedim. "Hadi yarın yaz" dedi sevgilim, kapanan gözlerimi görünce. "Olmaz" dedim, bu yazıyı en geç bugün yazma sözü vermiştim kendime.. Ayrıca yarın Pazar.. Yani? Bazı evlerde poğaça günü.. Kahvaltıya ya da öğleden sonraya.. Bir yandan sütümü içerken, bir yandan yazmaya karar verdim.

Dedim ya, dopdolu bir gündü. Gün erkenden başladı, hava henüz yeni aydınlanırken soluğu ekolojik pazarda aldım. Hava ılıktı, en çok pazarcılar için sevindim. Ben de parmak uçlarım donmadan yapabildim alışverişimi böylece. Bol bol meyve girdi torbalarıma, bol yeşillik, körpecik brokoliler, ıspanaklar, yumurtalar.. Sevinçle eve döndükten sonra dün gece yaptığım mis gibi kekimden bir dilim kesip güzel bir sütlü kahve yaptım kendime, acele bir kahvaltı olarak. Biraz sonra işe gitmem gerekiyordu. O arada oturup şöyle bir hesap yaptım da, pazarın fiyatları neredeyse manav fiyatlarına kadar düşmüş. Hatta ve hatta, meşhur bir büyük marketin manav reyonundan (organik değil, normal reyon) daha ucuz olan yiyecekler dahi vardı. Gitgide yaygınlaşıyor pazarlarımız. Ne olur mahrum etmeyin kendinizi, hele yakınlarınızdaysa.. Şimdi Anadolu yakası da pazara kavuştu malum. Pahalı olması kesinlikle bir bahane değil artık.

İş dönüşü ıspanaklarımı ve diğer yeşillikleri temizleyip kurutarak poşetlere / saklama kaplarına koyup, haftaiçi yemeye hazır halde buzdolabına kaldırdım. Leziz brüksel lahanalarını soteledim akşam yemeği olarak. Hep derim ya, ne mutlu bana ki bu leziz şeyleri aynı keyifle yiyen bir eşim var, sebzeye burun kıvıran adamlardan değil o. Ama yanına tereyağlı pilav ister, o ayrı:) bana bir dilim tam tahıllı ekmek ve yoğurt yeter de artar bile...

Bütün bunların ıspanaklı poğaçalarla ne ilgisi var? Yok elbette. Kahve bahane burda, maksat muhabbet ne de olsa. Size günümü anlatıverdim. Poğaçalar üzerine ne söyleyebilirim; eğer ıspanaklı iç malzemeyi önceden hazır ederseniz yapmanın hiç vakit almayacağı, yerken (mutlaka sıcak olsun ama) kendinizi ikinciye uzanmamak için zor zaptedeceğiniz poğaçalar. Aman dikkat:)


Tarif Lezzet dergisinin eski sayılarından birinden.. Epeydir de bekliyordu, nihayet denendikten sonra sizlerle paylaşılmak için biraz daha bekledi. Yılın son Pazar kahvaltısı içindi..

Malzemeler:

- 125 gr tereyağı (eritilmiş)
- 1 çay bardağı sıvıyağ (zeytinyağı tavsiye ederim)
- 1 yumurta + 1 yumurtanın sarısı
- 1 su bardağı yoğurt
- 1 çay kaşığı tuz
- 1 paket kabartma tozu
- Aldığı kadar un (yaklaşık 4 bardak)

İç malzemeleri*:
- 250 gr ıspanak
- 125 gr taze lor peyniri
- 1 çorba kaşığı zeytinyağı
- 1 çay kaşığı tuz

*İç malzeme bunun 2 katı olarak veriliyordu tarifte. Ben öyle yaptım. Ama fazla geldiği için yarısını dondurucuya kaldırdım. Bir başka sefere kolaylık olacak, belki börekte ya da yine poğaçada kullanırım. Siz nasıl tercih ederseniz o miktarda yapın.

Yapılışı:

1. Öncelikle iç malzemeyi hazırlayın: Ispanakları temizleyin, kurutun. Doğrayıp zeytinyağıyla birlikte geniş bir tavaya alın, soteleyin. Piştikten sonra soğumaya bırakın. En son lor peyniri ve tuzu ekleyip karıştırın. Bu şekilde saklama kabına alıp ertesi güne kadar bekletebilirsiniz.

2. Unu kabartma tozu ve tuzla birlikte bir kabın içine eleyin (3 bardak unla başlamak doğru olur, sonra yavaş yavaş eklersiniz). Ortasına erimiş tereyağını, sıvıyağı, yoğurdu ve 1 yumurtayı ekleyin. Ortadan başlayarak, gerektikçe un ekleyerek yoğurun. Elinize yapışmayan bir hamur elde edin. Üzerini nemli bir bezle örtüp 15 dk kadar dinlendirin.

3. Hamurdan yumurta iriliğinde parçalar alıp ortasını açın, ıspanaklı içten 1 çorba kaşığı kadar koyup kapatın. Yağlı kağıt serili tepsiye koyun. Hepsi hazır olunca üstlerine fırçayla yumurta sarısı sürün.

4. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında, üstleri güzelce kızarıncaya kadar pişirin. Sıcak servis edin. Mutlaka çayla beraber, söylemeye gerek var mı:)


Başlarken bu kadar yazabileceğimi düşünmüyordum.
Garip bir enerji veriyor bana yazmak.
Dilerim sizlere de bulaşıyordur okurken..

Mesela birileri kalkar poğaça pişirir şimdi, birileri çay demler, güzel bir çay sofrası hazırlar, sürpriz yapar evdekilere. Yağmurlu bir Pazar gününde çok da güzel olmaz mı?

25 yorum var:

Adsız dedi ki...

Sevgili Sibel,
Biraz önce Kartal'daki organik pazardan geldik eşimle..
2 haftadır gidiyoruz..Bu pazarı çok sevdim..Neler neler aldım..minicik Brokoliler,çıtır havuçlaaar,kuzu ıspanaklarııı,zeytinyağı,kekik,susam...vb..Bu Pazar hep yaşar inşallah..Ispanaklı Poğaçalardan yapacağım tabii...
Mine Özgür

Peren dedi ki...

Sibel, Anadolu Yakasındaki organik pazar nerde kuruluyor?
Kafamda yazacak birşeyler varsa, yorgunluktan ölsem de ben de yazmadan duramıyorum, inanılmaz bir enerji veriyor buraya yazmak,yazdıkça iyi hissediyor, dinleniyorum...
Senin yazılarını okurken de dinleniyorum, biliyor musun?Mırıl mırıl, tatlı tatlı ilerliyor satırlar ve ben hep bir sonrasını merak ediyorum...

SEVGİ dedi ki...

mımmmm ıspanaklı böreğe bayılan ben
ıspanaklı poğaçayı görünce ağzım sulandı ...

elinize sağlık

sizi çok öncelerden beri izlerken hep isterdim bende yazmayı ,paylaşmayı vee
bir blog sayfası da ben hazırladım

sevgilerimle..

Sibel dedi ki...

Sevgili Mine hanım, ne güzel, sizin için ne kadar iyi oldu değil mi? İnsan çok ama çok mutlu dönüyor pazardan. Afiyet olsun hepsi, sağlık olsun.

Perenciğim teşekkürler canım, ben de seni okurken öyle hissediyorum:) Anadolu yakasında pazar Kartal'da kuruluyor. Buğday'ın web sitesinde krokisi var: http://www.bugday.org/yuzde-yuz-ekolojik-pazar.php
Giden arkadaşlardan rica etsek tarif de ederler belki tam yerini. Şimdi sitede bir müjde daha gördüm, 3 Şubat'ta da Beylikdüzü'nde bir pazar açılıyormuş.

Sevgi hayırlı olsun, çok iç açıcı bir sayfanız var. Sizin de ellerinize sağlık.
Sevgilerimle...

Adsız dedi ki...

Sibel Hanım ellerinize sağlık, poğçalar harika görünüyor.
Bu ne enerji, Allah nazardan saklasın, hayranım enerjinize. Cumartesi günleri işe kaçta gidip, kaçta dönüyosunuz merak ediyorum doğrusu. Hem çalışıp, hemde kendi yemek zevklerinizden ödün vermeyipte sabahın bir vakti pazar yapmak çok güzel olmalı. Allah enerjinizi daim etsin. Ben zaman meselesinde biraz takıntılıyım da:) Bu Sibel hanım kaçta pazara giderde döner, kaçta işe gider gelir merak ediyorum ne yapıyim:)) Sizi çok seviyorum sevgiler...(Nazife)

Adsız dedi ki...

Sevgili Sibel,
Kartal 'a sahil yolundan girince hemen Hukumet konağı'nın arkasında..Kime sorsanız hemen gösteriyorlar.Bütün vasıtalara yakın bir yer seçmişler..Trenle de gelebiliyorsunuz.Ayrıca tam yanında bir kapalı otopark var ,o da Organik Pazar'a gelenlere yarı fiat..Yani 2.50 TL
Mine Özgür

meyse dedi ki...

merhaba, birşey sormak istiyorum, haftaiçi kullanacağınız sebzeleri haftasonu yıkayıp kurutup poşetlere, saklama kaplarına koyduğunuzu söylemişsiniz, ben bu sorundan bir hayli muzdaribim, çok sebze ziyan ettim o yüzden, haftasonu temizleyip yıkadığınız sebzeler buzdolabında nasıl dayanıyor, buzdolabı poşetlerine mi koyuyosunuz? cevaplayabilirseniz sevinirim.

YILDIZLI DENEMELER dedi ki...

Merhaba Sibel,
Pazar günü bilgisayar başına geçmeye vakit olmuyor.Görseydim bu poğaçalardan yapardım.ama onun yerine hoş bir tesadüf senin kandil simidi tarifini yaptım.Hafta sonu evde yapılan poğaça,börek,kek evde yapılamayan kahvaltı için işyerine taşınıyor.Sağlıklı,temiz evde yapılmış olması ayırılan zamana değer.Üstelik fırın tepsisini sıcacık ve mis kokulu fırından çıkarmanın keyfi hiçbir şeyde yok.Ispanaklar güzelken bu tariften de yapmalı.Ellerine sağlık.

Melahat Yıldız

Sibel dedi ki...

Sevgili Nazife hanım:) Cumartesi günleri sabah 10'da işbaşı yapıyoruz. O sayede gidebiliyorum pazara. Evden sabah 9'da çıkmam yetiyor. 7'de kalkıp pazara gidip dönüyorum, kahvaltımı da dönüşte yapıyorum. Pazara bizim evden yürümek 20 dk sürüyor. Yürüyüşümü de yapmış oluyorum bu sayede. İş çıkışı da 3 gibi evde oluyorum genelde:)

Mine hanım bilgi için çok teşekkürler! Pazarın kolay bir yerde olmasına çok sevindim, Feriköy'dekini pekçok kişi zor buluyor, adresin tarifi çok zor gerçekten.

Merhaba Meyse,
Sebzeleri değil ot ve yeşillikleri, ıspanakları, salata malzemelerini yıkayıp hazır ediyorum. Salata kurutucular var, artık her yerde bulunabiliyor, onlardan edinin derim mutlaka. Ben tüm yeşillikleri sirkeli suda en az 15 dk beklettikten sonra yıkıyorum. Kurutucuda iyice suyunu süzdükten sonra da poşetlere, saklama kaplarına koyup buzdolabına kaldırıyorum. İşten gelince salata yapmak çok kısa sürüyor bu sayede, ıspanak yemeğimi hemen pişirebiliyorum mesela.. Ziyan etmemek için en iyisi tüketeceğiniz miktarda almak sebzeleri. Bunun için ben yemek planımı da pazara çıkmadan yapıyorum (gün gün olmasa bile o hafta pişirmeyi planladıklarım az çok belli oluyor). Sebzeleri yarımşar kilo alırım hep, iki kişiye yetiyor bu miktar.. Umarım yardımcı olmuşumdur:)

Merhaba Melahat, madem öyle önümüzdeki haftasonu yaparsınız:) Ben de haftaiçi bazı sabahlar bu tür şeylerle kahvaltı ediyorum, pratik oluyor gerçekten.
Sevgilerimle...

Arzu Gocmen dedi ki...

Sevgili Sibel,

Uzun suredir blogunu zevkle izliyorum. Tariflerini denemenin yanisira (Benim de sebze seven bir esim ve her yemegi keyifle yiyen ucuzlerim var) bana memleketimden coook uzaklarda Istanbul'u hissettiriyorsun. Her sabah Sibel bugun bir sey yazmis mi diye aciyorum bilgisayarimi. Senin sayfani okurken Istanbul'a yaklasiyorum icimden. Bu arada sodali boregin inanilmaz. Cocuklar icine ne koysam kapisiyorlar. Sevgiyle,

Tülay dedi ki...

Sıcacık sohbetiniz,lezzetli ve güzel tariflerinizi uzun süredir izliyorum, sebze ve meyva ile beslenmeyi yaşam tarzı haline getirmiş bir anlayışımız var bizim de...o nedenle tarileriniz her zaman çok işime yaradı. Haftada bir gün sizi ziyaret etmesem bir şeyler eksik kalıyor sanki...Sibel bu ara ne alemde, neler yapmış diye bir göz atıyorum...ben de evimde bir kek kokusu olsun, oğlum okuldan gelince masada mis gibi kurabiyeler bulsun diye, evde onu en iyi şekilde besleyen bir annesi olduğunu hissetsin diye mutfağımı hep işler halde tutuyorum...bundan da büyük keyif alıyorum, çünkü bence bir evin mutfağından kokular yükseliyorsa o evde yaşam vardır, mutluluk vardır...bu yazınızla sizi okuyanlara dokunmuşsunuz sanki...aynı duygularla evlerinde kek, kurabiye, poğaça pişirenlere...sevgiler...

Adsız dedi ki...

Sibel sen Feriköydeki pazara mı gidiyorsun yoksa Avrupa yakasında başka bir ekolojik pazar daha var mı?

Perihan

Sibel dedi ki...

Sevgili Arzu, çok memnun oldum. Teşekkür ederim güzel sözlerin için. Her zaman aynı keyifle izlersin umarım:)

Sevgili Tülay, ben de öyle düşünüyorum, evlerin soluk aldığı yer mutfakları bence de.. Evde yemek pişmezse huzursuz oluyorum, evin ev olmasının simgesi benim için mutfak.. Çok teşekkürler güzel yorumunuz için.

Perihan, pazar Feriköy'de evet. Başka bir pazar yok henüz Avrupa yakasında.
Sevgilerimle..

asimelek58 sizlerle dedi ki...

merhabalar canım nasılsın eltimle birlikte yeni forum açtık kadına dair bulabileceğiniz çok güzel bir forum ve paylaşım sitesi seni ve tüm dostlarımızıda aramızda görmekten çok mutlu olucaz adres sayfamda melekler diyarı bannere tıklayın ve gelin şimdiden çok tesekkürler

Tijen dedi ki...

Ev poğaçasını çok severim Sibel'ciğim ama şöyle fırından yeni çıkmış olacak, dışı çıtır çıtır ama içi yumuşacık olacak. Özlemişim...

hanife dedi ki...

selamlar arkadaşım krem şokola tarifini denedim,süper oldu kopyalayıp sayfamda linkiyle yayınladım,sorun olmaz umarım ,sevgilerimle

Sibel dedi ki...

Tijen ablacım, bazen ev poğaçası çekiyor insanın canı sahiden. Yapınca fazla yenmesin diye dondurucuya kaldırıyorum ben kalanları.. Bu poğaçalar dün akşam gelen misafirimize de kısmet oldu mesela! Sana da göndereyim mi:)

Hanife afiyet olsun. Ancak tarifimi olduğu gibi kopyalamak yerine kendi anlatımınla yazsaydın daha mutlu olurdum.
Sevgilerimle...

SeViL ( DenizFeneri ) dedi ki...

Ne gzüel de yakışır Ispanak hamurlara..
Ellerıne sağlık..
Güzellıkler her daım yaşamına serpişsin..
Sevgilerle..

Cookie'nin Dunyasi dedi ki...

Pogacanin sicagi muhtesem birseydir. Evde mikrodalga ve normal firinin bir arada oldugu ve asla altini tam pisirmeyen bir firinimiz oldugu icin boyle seyler yapamiyor sadece senin sayfalarindan okuyup ic geciriyorum. Insallah diyorum. Eline saglik. Senin sadece yemek tesvikin degil evdeki mutlu hayatinin enerjisi de bize geciyor merak etme.
Banu

zeynep dedi ki...

Merhaba Sibel Hanım, ben de bir yemek bloğu açtım kendime, ziyaretleriniz ve önerileriniz bekliyorum.
Daha junior aşamasındayım.

Sevgiler...

Zeynep

Sibel dedi ki...

Merhaba Zeynep hanım, hayırlı olsun. Blogcu olma hikayeniz çok tatlı:) Daha detaylı bakacağım en kısa zamanda.
Sevgilerimle..

Red Riding Hood dedi ki...

Blogları gezerken rastladım bloğnuza ,Bizler gibi bi Ege'li daha iyki bulmuşum dedim . Bizde çok özlüyoruz .
Sevgilerimle
A.B

Sibel dedi ki...

Hoşgeldiniz:) Özlemek zor ama kavuşmaların tadı muhteşem. Nice kavuşmalara diyelim!
Sevgilerimle..

Adsız dedi ki...

Merhaba Sibel Hanim,

Ilk defa bugun sitenizi gormek nasip oldu.Adas oldugumuz icin hemen birsey yazayim dedim. Yorum gonderenlerde cok samimi seyler yazmislar. Bende sizi tebrik ediyorum bukadar guzel tarifleri bu yogunlukta bizlerle paylastiginiz icin.Benim bir ufak ricam olacakti. Haftalik yemek planindan bahsetmissiniz. Bana birkac tavsiye gonderirmisiniz. Bende yogunluktan bu konuda biraz sikinti yasayanlardanim.Simdiden tesekkurler.
Selamlar.Sibel

Sibel dedi ki...

Merhaba Sibel, teşekkür ederim öncelikle güzel sözlerin için. Ben haftalık planımı haftasonundan yapıyorum. Pazartesi ve Salı günü yenecek yemekleri Pazar gününden pişiriyorum, böylece 2 gün rahat ediyorum. Diğer günlerin yemeklerini de ya bir önceki akşam pişiriyorum, ya da eve geldiğimde pişireceksem ön hazırlıklarını yapıyorum. Mesela patates haşlanacaksa akşamdan haşlıyorum, ıspanak, salata malzemesi gibi şeyleri yıkayıp kurutarak dolaba hazır halde kaldırıyorum. Hatta peynir rendesi gerekecekse onu bile önceden rendeleyip kaldırıyorum dolaba. Bu tür küçük hazırlıklar yemek yapmayı hızlandırıyor.

Kahvaltılar ve ani misafirler için de haftasonları kek poğaça gibi şeyler yapıp dondurucuya kaldırıyorum. Onları da yemeden önce fırında ısıtıyorum ya da geceden tezgaha çıkarıyorum. Ekmekler de aynı şekilde.. Makinede ya da fırında ekmek yapar, 1-2 tane de hazır alır ve dondurucuda çeşitli ekmekler bulundururum dilimler halinde. Zamanla insan kendisi için en kolay çözümleri keşfediyor pratiklik kazanıyor zaten.. Umarım yardımcı olabilmişimdir.

Sevgilerimle...