Taze Bakla Kavurması

Zeytinyağlı taze bakla kavurmasıArmut dibine düşermiş... Sevim bu yemekten ilk bahsettiğinde, ne olacak, anasının kızı işte dedim. Hemen her sebzeyi olabileceği en lezzetli şekliyle pişirme yeteneğine sahip annem, iki kızına da genlerinden bir şeyler aktarmış neyse ki... Elinin lezzetinden birazcık da olsa bize verdiği için şanslı olduğumuzu düşünüyorum. Dün bu yemeği "hım hımmm" sesleriyle yiyen sevgilim de kendini şanslı hissettiğini söyleyince çok mutlu oldum:) Ve bu tarifi en güzel sebze yemekleri kategorisinden derhal arşivime almalıyım diye düşündüm.

Diğer sebzeler pek çok farklı şekilde pişirilebildiği halde baklanın sadece klasik zeytinyağlı yemeği, bir de bazı yörelerde çorbası bilinir nedense. Ömrü de pek uzun değildir, ilkbaharın yeni başladığı günlerde tezgahlara konuk olmaya başlar, havaların iyice ısınmasını bile beklemeden bizleri bırakıp gider. Eh bu kadar kısa bir vakti olunca, ondan çeşit çeşit yemekler icat edememiş insan kızları demek ki.

Babamın en favori sebzesi olan, annemin evinde mevsim boyunca sık sık pişen, benimse küçükken diğer sebzeler kadar çok sevmediğim ama sonraları bayılarak yediğim baklayı klasik şekilde pişirmeyi bilirdik bugüne dek. Ama bunu denedikten sonra, sanırım diğerinin pabucu dama atıldı. En azından baklanın henüz tazecik olduğu bugünlerde... Çünkü Sevim dedi ki, bu tarif ancak bakla çok tazeyse güzel olurmuş. Birazcık vakti geçmeye başladığında böyle güzel pişmezmiş. Msn'den tarif alırken bile ağzımın suyu akmıştı. Bir de annemin son yolladığı koliden bir torba tazecik bakla çıkınca durur muyum? Hafta sonu kolları sıvadım ve çok özlediğim kokusunu içime çeke çeke pişirdim.

Zeytinyağlı taze bakla kavurması
Bu yemek için baklaların en körpelerini seçmeye çalışın. Hiç su eklenmeden, kendisinin ve domatesin suyuyla pişecek. Şaşırtıcı gelebilir, ilk duyduğumda ben de emin olamadım ama gerçekten de pişiyor, sert kalmıyor. Kısık ateşte bırakın kendi haline ama başından uzun süre ayrılmayın, arada karıştırın. Serviste illa ki sarımsaklı süzme yoğurt ve yanında ev ekmeği olmalı... Parmaklara dikkat!

Malzemeler
  • 1/2 kg taze bakla
  • 4 çorba kaşığı zeytinyağı
  • 1 adet iri soğan
  • 3 diş sarımsak
  • 1 tatlı kaşığı kırmızı toz biber
  • 3 adet domates
  • 1/2 demet dereotu
  • 1 tatlı kaşığı deniz tuzu
  • Karabiber
  • Üzeri için sarımsaklı süzme yoğurt

Yapılışı
  1. Öncelikle baklaları temizleyin ve 1-2 cm.den büyük olmayacak şekilde, ufak ufak doğrayın.
  2. Geniş bir tavada zeytinyağını ısıtın, doğranmış soğan ve sarımsakları biraz çevirin. Kırmızı toz biberi ekleyin.
  3. Küp küp doğranmış domatesleri tavaya ilave edin, biraz daha karıştırın.
  4. Baklaları tavaya ekleyin. Tuzunu da koyup biraz karıştırdıktan sonra kapağını kapatın, kısık ateşte pişmeye bırakın. 5-10 dakikada bir karıştırın, bu sırada eğer dibini tutacak gibiyse çok az su ekleyebilirsiniz. Benim yemeğim yaklaşık yarım saatte, hiç su eklememe gerek kalmadan pişti.
  5. Ocaktan almadan kısa bir süre önce dereotunu ekleyin. Sıcak ya da ılık olarak, üzerine sarımsaklı süzme yoğurt döküp karabiber serperek servis yapın.

Zeytinyağlı taze bakla kavurması
Mevsimi geçmeden kesinlikle birkaç kez daha pişirmek istediğim bir yemek oldu. İremcik bile bayıla bayıla yiyormuş, teyzesine çekeceği bebekliğinden belliydi zaten:) Anneme baklaları Sevim'in tarifiyle pişirdiğimi söyleyince "aaa evet bak o çok güzel oluyor" dedi o da. Bu sıralar pazardaki zenginlikten bahsederken, bana her pazara çıkışında bir koli göndermek istediğini söyleyince valla hiç itiraz etmezdim dedim. Ayda bir gönderdiği koliler bu aralar sıklaşsa hiç fena olmayacak gerçekten...

Mevsimin ilk domateslerini de annemden ferman çıkınca (!) aldım bu hafta. Öyledir, bilir kişi odur bizde. En son gönderdiği kerevizleri konserve domatesle pişirdiğimi söyleyince artık domates alabilirsin kızım dedi. Kimse beni tutmasın dedim, pazar kahvaltısına doğrayıverdim ilk domatesleri. Şükür kavuşturana!

Böylece Kahve'ye de bahar gelmiş oldu...

Fırında Brüksel Lahanası

Günler hızla geçiyor... Ne zaman yine bahar geldi anlamadım bile. Diğer yandan bu yazı ve getireceği sürprizleri o kadar çok bekledik ki, sonbahar gelmeden önce her şeyin çok daha güzel olacağını düşünüp içimi yeni umutlarla dolduruyorum. İçimi sıcacık ısıtan umutlar...



Hayatımızı yenilemek, eksiklerimizi tamamlamak, yepyeni bir evi sıfırdan kurmak...
Kaçış planları yapmak sonra..
Ayvalık düşleri kurmak, gidemediğimiz / göremediğimiz nice cennet köşeyi düşünmek bir yandan...
Annemin evine uçup, kucağına konacağım, sofrasına oturacağım bir kısacık hafta sonunu hayal etmek diğer yandan...

Umutlanmak için çok sebebim var, bahar geldi diye değil. :)

Tezgahlarda bahar sebzelerini görmeye başladığımız bugünlerde, ben de çok sevdiğim kış sebzelerini son kez pişirme telaşındayım. Yine onlardan biri olan Brüksel lahanası ile ilk kez bir fırında pişirme denemesi yaptım. En çok sotesini seviyoruz gerçi ama fırında pişen beşamel soslu tüm sebzeler gibi bu da çok leziz oldu. Hatta sosu biraz fazlaca olduğu ve gerçek sütle yapıldığı için tadına da doyulmadı.

Siz de kış sebzelerini son bir kez pişirmeyi düşünüyorsanız, Brüksel lahanasıyla vedalaşmak için bu yemeği tavsiye ederim. Eğer sebzelerinizi önceden haşlayıp hazırlarsanız, işten eve dönünce bile çabucak hazırlanabilen bir yemek. Yanına bir çorba ve salatayla harika bir öğüne dönüşüyor...

Malzemeler
  • 1/2 kg (1 paket) brüksel lahanası
  • 1/2 lt süt
  • 2 çorba kaşığı un
  • 3 çorba kaşığı tereyağı
  • 3 diş sarımsak
  • 1 su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri
  • Tuz, karabiber, pul biber


Yapılışı
  1. Brüksel lahanalarını ayıklayın, yıkayın. Kök kısımlarındaki sert yerleri kesin, büyük olanların içinin de pişmesi için üzerlerini artı şeklinde derince çizin.
  2. Derin bir tencerede su kaynatıp tuz ekleyin. Brüksel lahanalarını suya koyarak 10 dk kadar pişirin, daha sonra soğuk sudan geçirip suyu iyice süzülene kadar süzgeçte bekletin.
  3. Başka bir tencerede tereyağını eritin, sarımsakları dilimleyip ekleyin. Biraz çevirdikten sonra unu ekleyip karıştırın. Bir yandan hızlıca karıştırarak soğuk sütü ekleyin ve koyu kıvamlı bir sos olana dek karıştırarak pişirin. Kaynadıktan sonra tuz ve karabiber ekleyip ocaktan alın.
  4. Borcama brüksel lahanalarını dizin. Büyük olanları birkaç parçaya kesebilirsiniz. Üzerine kaşarın yarısını serpin ve beşamel sosu gezdirin. En üste de kalan kaşar peynirini serpin. Dilediğiniz kadar pul biber serpebilirsiniz, biz çok acı sevmediğimiz için süsleyecek kadar serptim.
  5. 180 derece ısıtılmış fırında pişmeye bırakın. Bir süre sonra ısıyı 200 dereceye yükseltip üzerini iyice kızarttıktan sonra fırından alabilirsiniz.

Patates Çorbası

Yavaş yavaş çorbalarla vedalaşacağımız zamanlar geliyor... En azından çorbayı soğuk günlere yakıştıranlar için. Sevgilimin çorbayla çok arası yoktur, severek içer gerçi yaptıklarımı ama yapmasam sormaz ve istemez hani... Şimdiden pazarlığa başladı benimle, bu ay sonunda artık çorba yapmayı bırakırsın değil mi? diye... Ben de cevaben, ne zaman ki paltosuz sokağa çıkabiliriz, o zaman çorba yapmaya son veririm dedim:)

Patates çorbası

Kış günlerinde çorbasız sofraya oturulmadığı gibi, elbette her mevsim yemeğe çorbayla başlamayı tercih edenler de vardır. Mutfaklarımızın klasiklerinden mercimek, şehriye, yayla, tarhana gibi çorbaların dışında, özellikle sebzelerle yapılan çorbalar çeşitlemeye açık olmaları bakımından ne çorbası pişirsem sıkıntınızı kolaylıkla ortadan kaldırabilir. Hemen hemen her sebzeden çorba yapabilirsiniz çünkü. Blender gibi bir kolaylık varken elimizin altında, kim çorba yapmaya üşenir? Keyfinize göre ister sade yaparsınız, ister süt / krema ekler, sevdiğiniz baharatlarla çeşnilendirir, üzerine yağ yakar, bazen peynir rendeler, kıtır ekmek hazırlar, servis edersiniz...

Ben bu kez patates çorbası yaptım. Sebzeyi sevmeyenler bile patatese hayır demez, nedense? O da bir sebzemiz değil mi:) Onunla yapılan her yemek gibi çorbası da çok güzel oluyor. Ben de epeydir yapmamıştım, geçenlerde karıştırdığım bir kitapta tarifini görünce yapayım dedim. Nil Eldem'in Ayışığı Sofraları'ndan. Kitaptaki ölçüler benim yaptığımın 2 katıydı, yazacağım ölçülerle 5 porsiyon çorba çıkıyor. Bizim için yeterli oldu.

Malzemeler

  • 4 adet orta boy patates
  • 1 adet orta boy kuru soğan
  • 1/2 çorba kaşığı un
  • 2 çorba kaşığı sıvıyağ
  • Tuz, karabiber
  • 1 çay kaşığı kırmızı toz biber
  • 4 su bardağı sebze suyu (bende yoktu sade su kullandım)

Yapılışı
  1. Patatesleri ve soğanı küp doğrayın, 1 kaşık sıvıyağla birlikte derince bir tencere içine alın. Tahta kaşıkla arada karıştırarak 5 dk kadar kavurun.
  2. Unu serpin, tuz ve karabiber ekleyin, karıştırın.
  3. Sebze suyunu ya da sade suyu ekleyin, kaynayıncaya kadar karıştırın. Kaynayınca kapağını kapatın, ocağı kısın ve yaklaşık yarım saat kadar pişirin.
  4. Sebzeler iyice yumuşayınca blenderdan geçirin. Tuzunu kontrol edin.
  5. Kalan 1 kaşık sıvıyağı ufak bir tavada ısıtın, kırmızı biberi ekleyip ocağı hemen kapatın. Kaselere aldığınız çorbanın üzerine yağ gezdirin, kıtır ekmekle birlikte servis yapın.

Patates çorbası
Kıtır ekmekleri hiç yağ kullanmadan hazırlayabilirsiniz. Tost ekmeklerini (ben çok tahıllı olanları seviyorum) küpler halinde dilimleyin, küçük bir tepsiye koyun ve 150 derece ısıtılmış fırına verin. Yaklaşık 10 dk yeterli. Artanları bir poşete koyarak ertesi gün kullanabilirsiniz, kıtırlıklarından bir şey kaybetmezler.

Çok basit ve lezzetli bir çorba daha eklenmiş oldu arşivimize böylece...

Tam Tahıllı Krep

Bir kahvaltı sofrasında sizi en çok şımartan nedir? En sevdiğiniz peynir? Fırından yeni çıkmış poğaçalar? Sofranın baş köşesine kurulmuş çikolata kreması ya da fıstık ezmesi kavanozu? Yoksa... İçlerine neyi seviyorsanız onu koyarak dürüm yapacağınız, keyfinize göre ısıra ısıra, ya da kibar kibar bıçakla dilimleyerek yiyeceğiniz incecik krepler mi?

Tam tahıllı krep tarifi

Beni en çok krep şımartır. Pazar sabahları aklıma geldiğinde, özlediğimde yapar, sonra da kendimi tutamaz, tabaktakiler bitene kadar yerim. Halbuki ertesi güne de kalabilir, tekrar yağsız tavada ısıtılıp pek de güzel yenir. Ama beni kim tutabilir? Öncelik beyaz peynirindir, bazen ona haşlanmış yumurta da eklenir, sonra sıra çikolata kremasına gelir. İp de zaten orada kopar:)

Bu incecik krepler dün değil, bir önceki pazar kahvaltısında yapıldı. Dün sıra patatesli poğaçalarındı. Kreplere tekrar ne zaman sıra gelir bilmem ama evde aile boyu kavanozda çikolata kreması varken, dibini görmeden önce tekrar yapmakta fayda var diye düşünüyorum!

Bu kez her zamankinden biraz farklı bir krep yaptım, öyle olunca da tarifi mutlaka paylaşmak istedim. Bu oldukça sağlıklı ve lezzetli bir krep çünkü tam tahıllı... Siz şeytana uyup içine zararlı şeyler sürmezseniz gerçekten sağlıklı :)

Tam tahıllı krep tarifiTarif Clara Seren Amram'ın "Clarita's Way"inden.. Bu kitabı geçtiğimiz haftalarda çok severek okumuş ve içinden denemek istediğim birkaç tarifi not almıştım. Bu tarif onların ilki... Ben tarifteki kepek yerine tam buğday unu kullandım, aslında kepek bulamadığım için. Sanırım piyasada sadece Doğa markalı kepek satılıyor, onun için de büyük marketlere bakmak gerekiyor.

Tarifle 7 krep elde edileceğini yazmış Clara, ama benim 5 krebim oldu, belki kullandığınız tavanın ebadına göre değişir. Tavayı yağlamanıza gerek yok, zaten hamurunda yağ var. Ama ilk krep hamurunu dökmeden önce tavayı çok iyi ısıtmanızı tavsiye ederim, zira çok narin oluyorlar ve özellikle ilk krep çevirirken parçalanabiliyor. Bir diğer notum da, bu krepte yumurta yok. Belki narinliği de bu yüzden. Yumurta ile problemi olanlar için ideal, hatta soya sütü kullanılırsa veganlar için de...

Malzemeler

  • 1/2 su bardağı tam buğday unu
  • 1/2 su bardağı tam çavdar unu
  • 1/4 su bardağı + 1 çorba kaşığı kepek (eğer kullanmazsanız aynı oranda tam buğday unu)
  • 1 çorba kaşığı keten tohumu
  • 1/2 su bardağı yağsız süt veya soya sütü
  • 1 su bardağı su
  • 1/2 çay kaşığı tuz
  • 2 çorba kaşığı zeytinyağı

Yapılışı
  1. Tüm malzemeyi çırpma teliyle iyice karıştırın. Eğer koyu olursa su ekleyebilirsiniz. Hamurun kek hamurundan daha akıcı kıvamda olması gerekiyor. Dilerseniz geceden hazırladığınız hamuru üstü kapalı olarak buzdolabında bekletip sabah pişirebilirsiniz.
  2. Yağsız krep tavasını iyice ısıtın. Bir çorba kepçesiyle tavayı kaplayacak kadar hamur alıp dökün ve hamurun yayılmasını sağlayın.
  3. Orta ateşte bir yüzünü pişirdikten sonra spatulayla (ben tavada krep hoplatabilenlerden değilim, yapabilenlere takdirlerimi sunarım:) çevirip diğer yüzünü de pişirin.
  4. Pişen krepleri düz bir tabağa alarak az ısıtılmış fırında bekletin ki servise kadar soğumasınlar.. Sonra da içine dilediğiniz malzemeyi koyarak tadını çıkarın...

Tam tahıllı krep tarifi
Tavsiye mi? Nutella sürün, üzerine bir ufak yerli muz koyun, Hindistan cevizi serpin, rulo yapın ve dilimleyin... Nerede kaldı bu krebin sağlıklı olması demeyin, Pazar kahvaltıları bizim hayattan çaldığımız anlar değil mi?

"Toplu İğneler"

Geçtiğimiz günlerde posta kutuma Çitlembik Yayınları'nın basınla ilişkilerini yürüten Dilek hanım'dan bir mesaj düştü. Yazarları Oğuz Dinç'in bir kitabını bana göndermek istediklerinden bahsediyordu. Kitap birkaç gün sonra elime geçti. Okumakta olduğum kitap biter bitmez de çantamda benimle yolculuk etmeye başladı. İnce bir kitap olduğu için uzun bir yolculuk olmadı gerçi, çabucak okuyup kütüphaneme kaldırdım. Ama birkaç satırla bahsetmek istedim.

Son zamanlarda epeyce öykü kitabı geçti elimden. Okuduklarımı takip edenler özellikle Türk yazarların öykü kitaplarını ne çok okuduğumu biliyorlardır. Kimisi gerçekten iz bıraktı bunların, kimisi şöyle bir gülümsetti, kimisi hızlıca okunup geçildi, zihnimde çok bir şey bırakmadan...

Oğuz Dinç'in kitabı bunlardan hangisine ait diye düşünüyorum, sanırım gülümsetenlerden daha çok. Keyifle okunan, küçük öykücükler toplamı ağırlıklı olarak. Diğer taraftan, kitaba adını veren öykü "Toplu İğneler" ve kapanışı yapan "İlanlar", mideye yumruk atan cinsten. Bir anlamda diğer öyküler dengeliyorlar onların ağırlığını. İlk öyküyü okurken diğerleri de böyleyse boğazım epeyce düğümlenecek diye düşünüyorsunuz ama yazar aralarda gülümsetmeyi de ihmal etmiyor. Hayatın tam içinden, her zaman karşılaştığımız, bazen de içlerinden biri olduğumuz insan öyküleriyle...

"Ilık" adlı öyküden tadımlık;

"Caddedeki insanlar, İzmir'in dingin ritmiyle, aheste aheste yürüyorlardı. Karşıdaki simitçinin masaları doluydu. Kırmızı kepli, naylon eldivenli kızlar, tepsilerle gelen simitleri camlı tezgaha yerleştiriyorlardı. Simitlerin sıcaklığını kendi ellerinde gördü Genç Şair.

Az sonra, yan masasındaki sakallı adam, okuduğu felsefe tarihi kitabının ağırlığı omuzlarında, kasaya yürüdü. Genç Şair, kızın adamla gülerek konuşmasını seyretti. Adam ciddi cümlelerle veda edip merdivenlere yönelirken, kızın bakışları Genç Şair'e döndü. Seyredildiğini fark edecek kadar kadındı demek... Genç Şair, gözlerini penceresine kaçırdı.

Bakışlarının parlak mavisi, kızın gözlerinin önünden gitmedi bir süre.
Sonra hayat aktı."


Brokoli Çorbası

Kış bitmeden bu çok sevdiğim çorbanın tarifini de yazacağımı söylemiştim daha önce. Bugün yağmurlu bir sabaha uyanınca bugün mutlaka yazmalıyım dedim ve evden çıkmadan önce aceleyle fotoğrafları kaydettim. İşte görüyorsunuz. Bizde çok sevilen, sık yapılan, kışın en sevilen sebzesinin, brokolinin çorba versiyonu...

Brokoli Çorbası Tarifi


Brokoli bizde gerçekten çok seviliyor. Bazen en sade haliyle, özellikle de tazecikse, buharda az haşlanıp limon-zeytinyağı-sarımsak sosuyla yeniyor, bazen fırın poşetinde başka sebzelerle beraber pişiyor, bazen beşamel soslu fırında brokoli yapılıyor. Makarnalara giriyor bazen, başka salataların içine konuk oluyor, hatta ve hatta timbal olarak bile denendi bir kez. Velhasıl, alışveriş torbamdan ve buzdolabının sebzeliğinden hiç eksik olmayan, yaz boyunca da özlenen bir sebze bizde brokoli.

Denediğim birkaç versiyonun ardından en sevdiğim brokoli çorbası bu oldu şimdiye dek. Krema yok içinde, onun yerine süt var. Çorbalara daima çok yakışan tereyağı, bir de esas sihri veren sarımsak var içinde... Deneyin, seveceksiniz. Yanında ev ekmeğiyle birlikte, mideye tam bir ön ziyafet. Ardından bir başka ziyafet olarak ıspanak ya da pazı kavurması yemiş olmalıyız, şimdi fotoğrafta arka planda görüyorum ama ne olduğunu tam hatırlamıyorum.

Brokoli Çorbası Tarifi



Malzemeler
  • 250 gr brokoli
  • 1/2 limon suyu
  • 3 çorba kaşığı un
  • 2 çorba kaşığı tereyağı
  • 2 su bardağı süt
  • 2 diş sarımsak
  • Tuz, karabiber
Yapılışı

  1. Brokoliyi çiçeklerine ayırın, az miktarda içme suyu koyduğunuz tencereye alın, limon suyunu da ekleyerek kısa bir süre haşlayın.
  2. Ayrı bir tencerede tereyağını eritip unu kavurun. Yavaş yavaş sütü ekleyin, çırparak karıştırın. Kaynadıktan sonra diğer tarafta haşlanmış olan brokoliyi suyuyla birlikte bu tencereye ilave edin.
  3. Sarımsakları doğrayarak tencereye ekleyin, tuzunu da ekleyip karıştırın.
  4. Çorbayı blender'dan geçirin, gerekiyorsa suyunu ve tuzunu tekrar ayarlayın. 5 dk daha kaynattıktan sonra dilerseniz üzerine bol karabiber serperek servis yapabilirsiniz.
Brokoli Çorbası Tarifi


Brokoli çorbası, oldukça basit olmasına rağmen çok lezzetli ve sağlıklı bir çorba. Benim genellikle yaptığım gibi, hafta sonu çorbanızı fazla yapıp, saklama kaplarına porsiyonluk olarak koyup dondurabilirsiniz. İş çıkışı hazırda çorbanızın olmadığı bir akşam kurtarıcı olurlar...