Anneanne Kurabiyesi

Uzun bir hafta sonu bekleyişindeydim ne zamandır. Allahım ne olur bir tatil, kısa olsun razıyım... 2 gün olsun, 3 gün olsun... derken, nihayet geldi beklediğim hafta sonu. Kısacık bir tatil de olsa, annemin deyimiyle "bir gözümüz görecek, bir gözümüz görmeyecek" de olsa, kaçıverdik Aydın'a!

Kurabiye tarifi

Annemin kucağını, yemeklerini, İrem kuşumun kokusunu, canım kardeşimi, memleketimin havasını, huzur veren sakinliğini, meyvelerini, otlarını, sebzelerini çok ama çok özlemiştim. Yaptığımız yorucu ve uzun yolculuklar bile umrumda olmadı, değerdi. Hem, o yolculuklar da ne zamandır çok özlenmişlerdi...

Çabucak geçti elbette zaman.
Ama diyebilirim ki, her dakikanın tadını çıkardık. Annemle eski günlerdeki gibi alışveriş ve ardından kahve-pasta keyfi yaptık. Bu kez yanımızda "İrem bonusu" da vardı:) Dertleştik uzun uzun, ne çok şey birikmiş konuşacak! Annem saçımı boyadı, hemen her buluşmamızda yaptığı gibi. Nedense saçımı bir tek ona teslim edebiliyorum! Siyahın sıkıcılığından kurtulup bakır kızılına doğru adım adım ilerlerken pek keyifliydim:) Cumartesi pazarına da gittik elbette. Haftalık alışverişimi yaptım orada (tamam kabul ediyorum pek haftalık sayılmazdı, daha çok bir orduyu doyuracak miktardaydı, ne yapayım, duramadım!) Öyle çok, öyle taze ve öyle ucuzdu ki her şey..

Sevgilimle el ele yürüdük çocukluk kentimde, ıpılık rüzgarı kokladım her adımda, güneşin sıcacık kollarında ısındım. Mevsim adeta yazdı! Burada kış hala inatla devam ederken... Naneli dondurma üretimine henüz başlamamış olan Mendo'ya küstüm biraz. Kestaneli ve parça çikolatalıyla idare ettim. Olsun! Yılın ilk dondurmasıydı, şahaneydi, çok özlenmişti.


Ve İrem kuş...
Bu yaz 3 yaşında bir hanımefendi olacak. Teyzesini nerdeyse 1 yıl önce gördüğü için hatırlamayacağına emindim, hatta belki soğuk duracağına.. Hiç öyle olmadı. Yavru kuş, öyle seviyor ki teyzesini... Birlikte oyunlar oynadık, gezmelere gittik, sarılıp öpüştük hep. Benimle İstanbul'a gelemeyeceğini anladığında küstü biraz, içim acıdı. Öyle zor ayrıldık ki!

Dünya tatlısı melek, hele biraz büyü de, teyzen kaçırıp getirecek seni İstanbul'a... vapurlara binip martıları seveceğiz, sana ciciler alacağız dedim. Anne kuzususun sen daha!


Annemin yemekleri ve onlardan birinin tarifi bir sonraki postta olacak. Sıra Sevimciğimin kurabiyelerinde... Yorgun argın işten gelip akşam çayına eşlik etsin diye yapıvermişti bu kurabiyeleri canım kardeşim. Annemlerde yemeğimizi yedikten sonra onlara geçtiğimizde kurabiyeler fırındaydı. Hangi ara yaptı bilmem (ya da bilirim, armut ve dibi hikayesi:) O gün akşam yemeğinden sonra bir şey yememe prensibimi bozuverdim. E tatilde olur böyle şeyler! Çok tanıdık, çok bildik bir lezzet. Annelerimizin, anneannelerimizin hep yaptığı, yumuşacık ve doyurucu kurabiyeler bunlar.

Malzemeler
  • 1/2 paket tereyağı (oda sıcaklığında)
  • 1/2 su bardağı sıvıyağ
  • 1 su bardağı toz şeker
  • 1/2 su bardağı yoğurt (tercihen süzme)
  • 1/2 su bardağı süt
  • 2 adet yumurta (birinin sarısı ayrılacak)
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya
  • Aldığı kadar un

Kurabiye tarifi
Yapılışı
  1. Yumurtalardan birinin sarısı haricinde tüm malzemeler derin bir kabın içine alınır. Yavaş yavaş un eklenerek yoğrulur. Ele yapışmayan kıvamda bir hamur elde edilir.
  2. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar alınarak avuç içinde yuvarlanır, yağlanmış veya yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine konur.
  3. Hazır olan kurabiyelerin üzerine yumurta sarısı sürülür. Önceden 170 derece ısınmış fırında, üzerleri güzelce kızarıncaya kadar pişirilir.
Sevim istenirse bu hamura portakal ya da limon kabuğu rendesi de eklenebileceğini söyledi. Doğrusu ilk fırsatta, Aydın'dan getirdiğim bahçe limonlarından birinin kabuğunu rendeleyerek, misler gibi kokan bir kurabiye pişirmek istiyorum. Sizlere de öneririm :)

Kurabiye tarifi

Ispanak Köftesi

Mevsim yaza dönerken vedalaşacağımız güzelliklerden biri de, kış boyu hem yemeğini bol bol yaptığımız, hem de böreklerde, poğaçalarda, hatta keklerde kullandığımız ıspanak... Hep demir deposu diye bildiğimiz, son yıllarda "yok canım o kadar da değilmiş" denilen, sevenlerinin her şeye rağmen üstüne yoğurt dökerek yemekten vazgeçemediği... Biraz da torpilli güzellerden sanki, hem kullanım sıklığıyla, hem de yılın büyük bölümünde tezgahlarda bulunabilmesiyle. Yazın sıcak günleri gelmeden önce, şu sıralar en güzel zamanlarını yaşıyorlar. Bol bol almalı, bol bol yemeli...


ıspanak köftesi
Son zamanlarda hemen her hafta ıspanak alır oldum organik pazardan. Hele ki sabahın erken saatlerinde o kadar çok tezgahta oluyor ve öyle de körpe duruyorlar ki, almadan geçmek mümkün değil. Ben uzun uzun pişirmem, hele pirinçli klasik yemeğini hiç yapmam ıspanağın. Çoğu zaman havuç ve soğanla beraber azıcık soteler, yumurta kırarım üzerine, annem usulü. Bazen çorbasını, bazen beğendisini, bazen salatasını yaptığım olur... Hatta bir kez kuru fasulyeye bile koymuştum, pek de güzel olmuştu!

Velhasıl, bir de köftesini yapayım dedim. Birkaç kez duymuşluğum vardı da denemişliğim yoktu. Neden olmasın dedim, mücverimsi bir çeşit yapılabilir ıspanaktan. İşte önceki haftanın organik ıspanaklarıyla pişti bu yemek. Siz deyin ara sıcak, ben diyeyim yemek... Üzerinde yoğurtla, yanına ekmek filan da istemeden pek güzel geldi bana. Siz de deneyin, afiyetle yiyin istedim. Hani ıspanak deyince almayayım diyenler, çocuklar bile sevecektir. Özellikle güzel bir yoğurtla servis edilirse...

Ispanak Köftesi

Malzemeler
  • 1/2 kg ıspanak
  • 1 adet yumurta
  • 2-3 dal taze soğan
  • 3-4 çorba kaşığı un
  • Deniz tuzu
  • Karabiber
  • Kızartmak için sıvıyağ (ben yine Sırma fındık yağı kullandım)
  • Servis için bir kase sarımsaklı süzme yoğurt
Yapılışı
  1. Önceden yıkayıp temizlediğiniz ıspanakları doğrayın, derin bir tencerede az miktarda su kaynattıktan sonra ıspanakları içine atıp kısa bir süre (5 dk kadar) haşlayın. Süzgeçe alıp fazla suyunun süzülmesini ve soğumasını bekleyin.
  2. Soğuyan ıspanakları bir kaba alın, içine yumurtayı kırın, 3 kaşık un ekleyin. İnce doğradığınız taze soğanları da ekledikten sonra tuzunu, karabiberini serpin. Kaşıkla iyice karıştırın. Eğer karışım mücver kıvamında değilse biraz daha un ekleyebilirsiniz.
  3. Tavada kızartma yağını kızdırın. Karışımı kaşıkla tavaya dökerek mücver gibi kızartın. Kızaranların arkalarını çevirin, iyice kızardıktan sonra kağıt havlu üzerine alın. Soğutmadan, yanında sarımsaklı yoğurtla servis yapın.
Çok kolay bir tarif. Özellikle ıspanaklar önceden hazır edilirse hiç vakit almıyor. Lezzeti gerçekten harika. Gerçi kızartma olup da güzel olmayan bir şey bilen var mı :)

Bir duyurum, daha doğrusu ricam olacak sizlerden.
Posta kutuma düşen sıcacık mesajlarından tanıdığım, tanışmadan bile sevdiğim bir üniversite öğrencisi var, Gülcan. Pırıl pırıl bir genç hanım. Hem çalışıp, hem okumak zorunda. Kitaplara aşık. Ve kitap almak bütçesini zorluyor. Benden rica etti, kitaplığımı düzenlemeye fırsat bulur bulmaz ona birkaç kitap göndereceğimi söyledim. Belki sizlerin de kitaplıklarınızda, ikinci sahibini bekleyen kitaplarınız vardır. Okuduğu kitapları ömür boyu saklamak ya da çocuklarına aktarmak isteyenler de vardır elbette, ki ben de bir anlamda öyleyim. Ama muhakkak ki devredebileceklerimiz de vardır. Bir bakın bakalım, Gülcan'a açınca gözlerinin ışıldayacağı bir paket de siz göndermek istersiniz belki... İlgililer bana mail atarsa kendilerine Gülcan'ın iletişim bilgilerini verebilirim.

Zerdeçallı Karnabahar

Aslında kış sebzelerine veda etmiştim. Hatta bu yemek, karnabahara veda yemeğimdi. Fotoğraflarını da diğer bekleyen tariflerden ayrı bir yere kaydetmiş, tekrar mevsimi geldiğinde yazma kararı almıştım. Ama Cumartesi günü gittiğim organik pazardaki birkaç tezgahta karnabahar ve brokoli görünce dayanamadım. Çok kısa bir zaman sonra, belki bir sonraki haftaya artık göremeyeceğiz bu sebzeleri. İyisi mi buzdolabında ne yapacağını bilemediği bir karnabaharı olan ya da tam bu mevsim geçişinde ne pişireceğini bilemeyenler için bir alternatif sunmuş olayım dedim ve paylaşmaya karar verdim.

karnabahar yemeği karnıbahar
Tarif büyük ihtimalle mail grubumuzda paylaşılmış ve denenecekler arasına kaydedilmişti ama maalesef tarif sahibini bilmiyorum. Epeydir acaba nasıl olur, denesem mi diye düşünüyordum, sonunda denemeye cesaret ettim. Hiç o kadar düşünmeme gerek yokmuş, damak tadımıza hiç aykırı olmadığı gibi çok da tanıdık geldi. Kullanılan malzeme çok farklı da olsa, bu tarif küçükken annemin yaptığı, sonraları yapmayı bana devrettiği, ama benim asla onun yaptıklarının lezzetini tutturamadığım karnabahar kızartmalarını anımsattı bana... Galiba sadece un ve yumurta kullanırdı annem, çiçekleri bulamak için. Ama lezzet bambaşkaydı... Belki karnabaharlardan, belki başka sıvıyağ girmeyen evimizde kızartma yağı olarak kullanılan zeytinyağından, belki de çiçekleri bandıra bandıra yediğimiz o leziz kese yoğurdundan... Yanına patates de kızartırdı muhakkak, biraz da domates sosu yapardı, böylece yaz boyu sık sık yaptığı patlıcanlı-biberli yaz kızartmalarına bir kış alternatifi oluştururdu.

Ben kızartmada fındık yağı kullandım. Geçenlerde Yudum Gıda'nın Sırma markasıyla ürettiği yeni fındık yağından denemem için bir şişe göndermişlerdi. Fındık yağının yüksek Omega-9 oranı ve zengin E vitamini içeriğine sahip olduğu, bu özellikleriyle kalp dostu bir yağ olduğu biliniyor. Evine fındık yağından başka yağ sokmayan yengemden biliyorum, özellikle kızartmalar için tavsiye ediliyor. Zeytinyağını kızartmada kullanmak istemeyenler için sağlıklı bir alternatif. Denemenizi öneririm. Ben şimdi bir de kek ve kurabiye yaparken kullanmayı deneyeceğim.

Tarifle ilgili birkaç notum olacak. Zerdeçal bence çok keskin bir baharat değil, yine de daha önce tadına aşina olmayanlar miktarını azaltabilir. Tarifte esas kendini belli eden baharat, sosa attığımız kişniş. Ben tadını seviyorum, siz istemezseniz eklemeyebilirsiniz. Şarap da aynı şekilde; yerine 1/2 fincan sirke kullanılabilir, mesela elma sirkesi...

Malzemeler:
  • 1 küçük boy karnabahar
  • 1 yumurta
  • 1 kase un
  • 1/2 su bardağı su
  • 1 Türk kahvesi fincanı beyaz şarap
  • 1 tatlı kaşığı zerdeçal
  • Deniz tuzu, karabiber, kırmızı toz biber
  • 1/2 su bardağı sıvıyağ
Sosu için:
  • 1 kase yoğurt
  • 1 tatlı kaşığı kişniş tohumu
  • 1 çay kaşığı zerdeçal
  • 2 diş sarımsak
  • Deniz tuzu, karabiber

karnabahar yemeği karnıbahar
Yapılışı
  1. Karnabaharı çiçeklerine ayırın, yıkayıp temizleyin. Büyükçe bir tencerede su kaynatıp bir tutam zerdeçal serpin, tuz ekleyin. Çiçekleri suya koyarak 7-8 dk kadar haşlayın. Daha fazla haşlarsanız yumuşarlar ve kızartırken dağılabilirler. Haşlanan çiçekleri süzün ve bir kenarda bekletin. Renkleri zerdeçaldan dolayı sarı olacak.
  2. Derince bir kaseye yumurtayı kırın. Üzerine unu, suyu, şarabı, tuzu ve baharatları ekleyip çırpın. Hazırladığınız karışım boza kıvamında olmalı, eğer koyu olursa biraz daha su, daha sıvı olursa un ilave edebilirsiniz.
  3. Tavada yağı kızdırın. Haşladığınız çiçekleri hazırladığınız karışıma bulayın ve kızartın. Çabuk kızarıyorlar. Kızarttığınız çiçekleri kağıt havlu serilmiş bir tabağa çıkartın. Servise kadar sıcak kalmaları için 50 derece ısıttığınız fırına koyabilirsiniz.
  4. Sosu hazırlamak için, sarımsakları tuzla dövün ve yoğurda ekleyin. Baharatları da ekleyip karıştırdıktan sonra ufak kaselere alın ve kızarttığınız çiçeklerle birlikte servis edin.

Karnabahar kızartma zerdeçallı
Bandıra bandıra yemesi gerçekten çok keyifli. Kızartma olsun da nasıl olursa olsun'cular zaten deneyecektir, biliyorum :) Baharat sevenler de öyle... Ayrıca fındık yağı gerçekten kızartma için idealmiş, hiç yağ çekmedi ve hafif bir yemek oldu. Son çiçekler tezgahları terk eylemeden denenesi bir yemek...

Keten Tohumlu Tam Buğday Ekmeği

Bugünlerde yine elimde ekmek yapmaya sardım. Oyuncağımı, yani ekmek makinemi çok da sevsem, zaman zaman hamur yoğurmaya ihtiyaç duyuyorum. Farklı şekillerde, kocaman, bol malzemeli, değişik ekmekler yapmayı seviyorum. Yorgun bir günün akşamında bile hiç üşenmeden hamurumu mayalıyor, pişen ekmeğimi sarıp sarmalayıp, ertesi sabah da dilimleyip dondurucuya kaldırıyorum çoğu kez. Böylece sonraki birkaç gün boyunca yeni bir çeşit ekmeğimiz oluyor yemeklerimizin yanına ve kahvaltılarımıza.



Sevgili Mehtap'ı okumaya başladığımdan beri her gün farklı bir ekmek yeme alışkanlığı edindim. Çok da sevdim bunu doğrusu. Bazen sevdiğim birkaç markanın tam tahıllı hazır ekmeklerini almıyor değilim... Yakınımızdaki bir-iki fırının özel ekmekleri de alışveriş listeme giriyor ara sıra... Ama çoğu kez kendim yapıyorum. Bugünlerde mısır ekmeği, tahıllı ekmek ve cevizli ekmek var dondurucuda mesela. Tahıllısı hazır, diğerleri ev yapımı. Tarifini paylaşacağım ekmek ise henüz bitti :)

Tam buğday unu ve keten tohumunun faydalarını artık bilmeyen kalmadı sanırım. O yüzden tekrarlamayacağım. Bu ekmek hiç beyaz un içermiyor. Bu nedenle tok bir yapısı var, bu tür ekmekleri seviyorsanız beğeneceğinize eminim. Doyurucu olması, bağırsak dostu olması ve uzun süre tok tutması açısından çok faydalı bir ekmek, aynı zamanda çok da lezzetli. Kahvaltıya da yakışıyor, yemeklerin yanına da...

Ev yapımı keten Tohumlu Tam Buğday Ekmeği


Clara Seren Amram
'ın Clarita's Way'indeki tarifi esas aldım ama bazı değişiklikler yaptım. Tarifteki çekilmiş keten tohumunu eklemedim, taneli tohum kullandım. Mayalanmaya yardımcı olması için biraz da bal ekledim. Kendi yaptığım şekilde yazıyorum:

Malzemeler
  • 3 su bardağı tam buğday unu
  • 1/2 çorba kaşığı kuru maya
  • 1 su bardağı ılık su
  • 2 çorba kaşığı zeytinyağı
  • 1 tatlı kaşığı bal
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 1 çorba kaşığı taneli keten tohumu
Yapılışı
  1. Ufak bir kase içerisine suyun yarısını ve mayayı koyun. Balı ekleyip karıştırın, 10 dk kadar bekleyin. Maya suyun yüzeyinde köpükler oluşturacak.
  2. Unu derin bir yoğurma kabına alın. Kenarlarına tuzu ve keten tohumunu serpin. Ortasını havuz gibi açıp mayalı suyu dökün. Zeytinyağını da ekleyip yoğurmaya başlayın. Suyun geri kalanını azar azar -gerektiği kadar- ekleyin. Daha az ya da daha fazla kullanmanız gerekebilir. Hamur elinize yapışmayan elastik bir kıvam alana kadar yoğurun.
  3. Hamuru top haline getirip üzerini temiz ve nemli bir havlu ya da streç filmle örtün, ılık bir ortamda (ben 50 derece ısınmış fırına koyuyorum) yarım saat kadar mayalanmaya bırakın.
  4. Mayalanan hamurunuzu yağlanmış ya da yağlı kağıtla kaplanmış baton kalıba alın. Kalıba güzelce bastırarak yerleştirin, tekrar yarım saat kabarmaya bırakın. Süre sonlarında fırını 175 dereceye ayarlayıp ısıtmaya başlayın.
  5. Isınmış fırına mayalanmış ekmeğinizi koyun. Yaklaşık yarım saat, ekmeğinizin üzeri güzelce kızarana kadar pişirin.
Ev yapımı keten Tohumlu Tam Buğday Ekmeği


Pişen ekmeğinizi biraz ılındıktan sonra kalıptan çıkartıp hemen bir beze sarın. Böylece dış kabuğunun çok sertleşmesini engellersiniz. Dilimlemek için tamamen soğumasını bekleyin. Özellikle ertesi gün, hafif kızartılınca daha lezzetli oluyor.. Güzel bir beyaz peynirle tadını çıkarın.

Ev yapımı keten Tohumlu Tam Buğday Ekmeği

Son olarak, çok beğendiğim bir web sitesinin duyurusunu yapmak istiyorum. Eğer benim gibi iflah olmaz bir kahveseverseniz, Kahve Cini'ne bayılacaksınız. Dopdolu ama okurken yormayan içeriğiyle gerçek bir kahve rehberi olması yanı sıra, sık sık da güncellenen, çok keyifli bir blog. Kahve molalarınızda göz atmanızı tavsiye ederim...