"şimdi yeni şeyler söylemek lazım..."

Müthiş bir ekibin üyesiydim ben. Sevgi dolu, paylaşımcı, sürekli üreten, öğreten ve öğrenen bir ekibin. Herkesin eşit olduğu, birbirini gerçek anlamda aileden biri gibi gördüğü, iş dışına taşınan dostlukların kurulduğu bir ekibin.
Heyecanım, işime olan sevgim hiç azalmadı, aksine her gün katlanarak çoğaldı.

Leziz'in veda sayısını hazırlayacağımızı öğrendiğim an ne hissettiysem, son sayıyı elime aldığım an, yani az önce de aynı şeyleri hissettim. Şu an sözcük bulmakta zorlanıyorum. O yüzden fazla yazmayacağım. Leziz'in son sayısı bayilerde. Onu evlerinize alın, olur mu? Üstelik özel bir sayı oldu bu, Leziz'in en iyileri.

"Şimdi yeni şeyler söylemek lazım"... nihayetinde.

Ben, aynı medya grubu içinde yayınlanmakta olan Women's Health dergisinde devam ediyorum işime. Masamı taşıdım sadece, üstelik eski ekipten Irmakcığım bu dergide de benimle birlikte.

Hep söylerim ve yürekten inanırım, hepimiz için bir plan var.

Hayat sürprizlerle güzel zaten, öyle değil mi?

Bir Nefes Memleket...


İple çekiyordum.
Bir fırsat olsa diyordum, gitsem... bir nefes alsam. Telaşsız günlere uyansam. Biraz geçip giden zamanı, bana getirdiklerini ve benden aldıklarını düşünsem... Hayatın yeni sürprizlerine hazırlansam... Hazır olup öyle gelsem şehr-i İstanbul'a. Şimdi değil, biraz uyuduktan sonra karşılaşsam hayatla...



Bekleniyordum da.
Özlenmiştim.
Kucaklaştık. Bütün özleyen ve özlenenlerle...

İrem kuş, minik sevecen yürek, daha bir hassas, daha bir sevgi dolu oluyor gitgide. Doyamadık birbirimize! Hem benimle, hem de kucağından hiç indirmediği Caillou bebeğiyle bol bol vakit geçirdi.



Anneannesinin sabah erkenden gidip fırından aldığı boyozları kahvaltıda nasıl iştahla yediği görülmeye değerdi. Miniğim, tadını nasıl da çıkarıyor Ege'de geçen çocukluğunun!



Karacaotlu peynire ekmek banmak, zeytinyağına ekmek banmak demektir annemin kahvaltısında. Asla eksik olmaz sofradan. En çok özlediklerimden biridir, en has tulumdan bile daha aromalı olan bu peynir.


Bembeyaz, köy tereyağı.
Aynen bu renkte...
Ekmeğe sürer sürmez, ilk lokmayı ısırır ısırmaz eriyip kayboluveriyor. Sütten farkı yok bence... Pazardan alıyor annem onu. Evinde kendi elleriyle yapan teyzelerden.



Annem usulü yumurta.
Teflon tavayı hafifçe yağlayıp tulum peyniri dilimlerini diziyorsunuz. Tavanın tabanını kaplayacak kadar peynir olmalı. Kızaracak peynirler ama erimeyecek. Sonra ters çeviriyorsunuz, arkaları da kızarırken üzerine yumurtalarınızı kırıyorsunuz. Canınız kaç tane isterse... Karıştırmayın fazla, biraz dağılsın yeter. Kırmızı biber, pul biber, ne severseniz ekleyin. Soğutmadan servis yapın, hatta ılımasına bile izin vermeyin ki peynirler sertleşmesin. Bunu yiyen sevgilim, elimden nice güzel omlet yemiş olan sevgilim aynen şöyle dedi: "Sen hiç bana böyle yumurta yapmıyorsun!"

Yarın organik pazardan yumurta alınca, buzdolabındaki Ayvalık tulumları tükenmeden yapacağıma söz veriyorum. Mesela bu hafta sonu.



Arife günü lokma dökmüş Nazike teyzem.
Getirdi bize de.
Peynirle, çayla... Veya pudra şekeriyle, balla... Her şekilde bayılırım.


Ege yolculuğunun bu kadarla kalmadığını tahmin ediyorsunuzdur.
Devamı sonraki yazıda...


Biberli Muffin

Hayat durmadan değişiyor... Hep aynı şeylerin olduğunu zannettiğimiz zamanlarda bile. Bir plan bizim için tıkır tıkır işliyor. Bazen beklentileri ve hayallerimizle planın ilerleyişi örtüşüyor, o zaman bizden mutlusu olmuyor. Bazen de plan hiç düşünmediğimiz bir yöne, yepyeni bir yola sürüklüyor bizi. Sürpriz yapıyor ummadığımız bir anda! Kesin olan bir şey var ki, hayattaki acı tatlı bütün deneyimlerimiz bizi bugün olduğumuz kişi yapıyor. Ve yarın olacağımız kişiye doğru ilerletiyor...

Ben de böyle bir dönemdeyim şimdi.
Bir şeylerin değişme döneminde.
Ve tüm değişme dönemlerinde olduğu gibi, yine bir yolculuk ihtiyacı duyuyorum... Ne güzel bir şans ki, önümde uzun bir tatil ve yolculuk var! Özlediklerimle kucaklaşmak, günde neredeyse 24 saat düşündüğüm şeylerden biraz uzaklaşmak, bir süre yemek yapmamak, uzun süredir kitaplığımda bekleyen kitaplarımdan birkaçını okumak, sakızlı kurabiye yanında çay içerken denizi izlemek, zeytinyağına ekmeğimi banmak, telaşsız sabahlara uyanmak istiyorum...

Tatil sonrasına kadar blogu güncelleme imkanım olmayacak muhtemelen. O yüzden bayramınızı şimdiden kutluyor, bu uzun tatili en verimli ve güzel şekilde geçirin diyorum. Paylaşacağım tarif Dr. Oetker'den. Farklılık arayanların mutlaka denemesini tavsiye edebileceğim, yumuşacık ve leziz bir tuzlu muffin bu.


Malzemeler
  • 1 paket sade kek unu
  • 3 adet yumurta
  • Yarım su bardağı sıvıyağ
  • 1,5 su bardağı süt
  • 1,5 su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri
  • 1 su bardağı iri çekilmiş ceviz
  • 4 diş ince doğranmış sarımsak
  • 2 adet kırmızı kapya biber
  • Tuz (tarifte yoktu ben ekledim)
Yapılışı
  1. Kek ununu, sıvıyağı, yumurtaları ve sütü derin bir çırpma kabının içine alın. Kaşıkla karıştırarak tüm malzemenin birbirine iyice karışmasını sağlayın (miksere gerek yok).
  2. Biberleri ince ince kıyın. Çekilmiş ceviz ve kaşar peyniri ile birlikte hamura ekleyin, karıştırın. Akışkan bir hamur olmuyor.
  3. Kağıt yerleştirilmiş muffin kalıplarına hamuru kaşıkla paylaştırın.
  4. Önceden ısıtılmış 160 dereceye ayarlı turbo fırında (elektrikli mini fırın için 150 derece, midi fırın için 170 derece) yaklaşık yarım saat pişirin.
Sıcak ya da ılıkken, çay ve peynir yanında sunmanız servis önerisidir:) Kalanları dondurucuya kaldırabilir, mikrodalgada ısıtabilirsiniz. Oldukça doyurucu olduğunu da söyleyebilirim. Bu muffinleri yerken "cevizi tatlılardan çok tuzlularda seviyorum sanırım ben" dedim sevgilime. Hemfikir olduk:)


Bu arada Leziz'in Kasım sayısı bayilerde...
Çok emek verdiğimiz bir sayı oldu.
Kapak kızlarımız ekmek hamuru ile yapılmış çörekler :) Ekmek hamuruyla daha neler yaptık inanamazsınız... İnci müthiş hayal gücü ve yaratıcılığını sonuna kadar kullandı yine. İronik bir şekilde, neredeyse vejetaryen bir sayı oldu diyebilirim! Buna biz de çok şaşırdık ama öyle oldu:)

Sadece tariflerimizi değil, Akhisar gezi notlarını, kütüphane sayfamızdaki kitap önerilerini, İstanbul'un en güzel kahve duraklarını ve daha pek çok konuyu severek okuyacağınızı umut ediyorum...