Kabak Sufle

Eskiden "Bugün Tadım Yok" diye bir şarkı vardı. Nereden geldi aklıma şimdi bilmem... Ne güzel tercüman olurdu duygulara... Her şeyde duygulanacak bir şey bulduğum(uz) yıllardı gerçi. Neyse... Bu aralar öyleyim. Tadım yok. Ülkenin gündemine bakınca keyifli olmak ne kadar mümkün ki zaten? Bazen şükretmek bile içini sızlatıyor insanın...

kabak sufle

Sevdiğim hiçbir şey tat vermiyor bu aralar... Ama onlara tutunmayı sürdürüyorum inatla. Akşamları vanilyalı mumlarımı yakıyor, Joy fm dinliyor, kitaplarıma gömülüyorum... Hilal'in öyküsünü merak ederek akşamı zor ediyorum kimi günler... Başka ne yapabilirim ki? Geçmesini, hayatın sarkacında daha iyi yerlere savrulmamızı beklemekten başka...

Yine de evde bizi neşelendiren bir şey var: Sokakta soğuktan ve açlıktan ölmek üzereyken bulduğumuz Yumak... Simsiyah bir kız kedi, bebek daha. Adı Yumak, çünkü tüy yumağı gibi bir şey... İlk günler bizden ödü kopuyordu. Çabuk toparladı kendini, şimdilerde kucağımızdan inmez oldu. O bize, biz ona alıştık...

Tarife geçmezsem bu yazı bu savruklukta devam eder gider...

Söz konusu tarif kabak sufle. Kabaklı kolay börek de diyebiliriz belki. Bu kabaklı tarifi sevgili Selin paylaşmıştı yemek grubumuzda. Onun iştahla yazdığı tarifleri hep keyifle okur ve genellikle de denerim. Bu tarifi de kabak mevsiminin son demlerinde denemek istedim. Sonuç çok güzel, yumuşacık ve leziz oldu. Organik pazarda hâlâ koyu yeşil renkte Ege kabakları bulunabiliyor. Ama artık çok az tezgâhta görülüyorlar. Denemek isterseniz acele edin...

Malzemeler
  • 4 adet kabak
  • 3 adet yufka
  • 2 adet yumurta
  • 1 çay bardağı süt
  • Yarım çay bardağı zeytinyağı
  • 350 gr kadar tam yağlı beyaz peynir
  • 1 demet dereotu
  • Tuz (peynir çok tuzluysa eklemeseniz de olur)
  • Taze çekilmiş karabiber

kabak sufle tarifi

Yapılışı
  1. Derin bir kaba yufkaları parçalayarak alın.
  2. Kabakları soyarak mutfak robotuna aktarın. Dereotu, tuz ve beyaz peyniri de ekleyip iyice karıştırın.
  3. Kabaklı karışımı yufkaların olduğu kaba ekleyip hepsini güzelce karıştırın. Büyük veya orta boy bir borcamı zeytinyağı ile yağlayın. Karışımı içine döküp yayın ve üzerini düzleştirin.
  4. Süt ve yumurtaları ayrı bir yerde çırpıp borcamdaki karışımın üzerine dökün. Hafif acı seviyorsanız pul biber serpin üstüne, biraz da karabiber çekip önceden ısıtılmış fırına verin. 200 derecede 35-40 dk kadar pişirin. Üzeri güzelce kızarıp kabaracak. Sıcak sıcak hemen servis yapın.

Kabak Sufle Tarifi

Gerçekten çok pratik; buzluğunuzda yufka bulunduruyorsanız, dolabınızda bekleyen kabaklar da varsa hemen yapabileceğiniz bir tarif bu. Selin'in tarifinde taze soğan da vardı 4-5 dal, ben de çok sevmeme rağmen sevgilimin midesine dokunduğu için ekleyemedim. Sizde böyle bir engel yoksa muhakkak ekleyin derim... Eminim lezzetini bir kat daha arttıracaktır.

Şimdi kitabımı alıp köşeme çekileceğim ve başka bir dünya mümkün mü? diye düşünmeye devam edeceğim...

Peynirli Pişi (Şişko Börek)

Önce hikâyeyi anlatmam gerek. 
Yıllar, yıllar öncesi... Ben henüz çocuğum, kardeşlerim de bebek denecek yaştalar. Anneciğim her gün bizleri doyuracak bir şeyler hazırlama telaşında... Kahvaltısı ayrı, öğleden sonrası ayrı, akşamı ayrı... Okuldan gelen aç gelir, sokaktan gelen aç gelir... E, ne yapsın kadın? Evde ne varsa pişirilir, doyurucu olsun diye mayalı hamurlar hazırlanır, çayın yanına peynirdi zeytindi karınlar doyurulur...

Peynirli Pişi - Şişko Börek
Hikâyeye gelirsek... İşte bu yıllar öncesinde, evin ortanca çocuğunun, annesinin "mayalı hamurum" diye sevdiği oğlanın canı börek çeker. Çeker ya, bir türlü anlatamaz hangisi olduğunu. Tarif eder annesine, "hani sen yapıyosun ya, böle şişko şişko oluyo hani... şişko börek!" Anne o zaman anlar, peynirli pişi istediğini oğlunun. O zamandan sonra da bu pişinin adı, aile içinde şişko börek kalır.
Kim derdi ki, o çocuk yıllar sonra ablasının blogunun yayın yönetmeni olacak:) blogu her geçen gün daha da güzelleştirecek, kendisi de birbirinden güzel projelerle uğraşacak ve ablası o böreğin tarifini bir gün bloga yazacak! Bir internet kafede birlikte oturup, bu blogun temellerini attığımız akşam dün gibi hatırımda. Yılmazcığım, verdiğin bütün emekler için bir kez de buradan teşekkür ederim sana. Ve işte en sevdiğin hamur işinin tarifi (mesaj gerekli yere gitti, şimdiden afiyet olsun:)

Bu tarifi klasik Ege usulü pişiden farklı kılan, annemin hamura yumurta eklemesi ve içine poğaça içi koyması. Ama pekala boş olarak da yapılabilir, çayın yanında peynirle çok da güzel yenir. Hamuru güzel mayalandırmanız çok önemli, lezzetli olmasında... Annemin mayaladığı her hamur mükemmel kabarır, bilmem neden. Bana da hayran olup fotoğraflamak kalır:) Maya sizce de bir mucize değil mi?

Malzemeler:

  • 1 çorba kaşığı kuru maya
  • 1 tatlı kaşığı toz şeker
  • 1 tatlı kaşığı un
  • 1 fincan ılık su
  • 1 kilo un
  • 1 adet yumurta
  • Aldığı kadar su
  • Tuz

İçine:

  • 1 kâse yarım yağlı beyaz peynir
  • 1 avuç kadar çökelek
  • 1/2 demet maydanoz

Yapılışı:

1. Öncelikle maya, toz şeker, 1 tatlı kaşığı un ve 1 fincan ılık suyu karıştırın, kabarması için 10-15 dk ılık yerde bekletin.

2. Bir kilo unu yoğurma kabına alın, ortasını açıp mayalı suyu dökün. Yumurtayı ekleyin. Kullanacağınız peynire göre tuz ilave edin. Yavaş yavaş ılık su ekleyerek, ele yapışan kıvamda yumuşak bir hamur elde edin. Üzerini örterek mayalanmaya bırakın.

3. Mayalanmış olan hamurdan yumurta iriliğinde parçalar koparın, yağlı tezgâhta açarak ortasına iç malzemeden koyun. Kapatıp kenarlarını parmaklarınızla bastırarak yapıştırın. Hamur bu aşamada da elinize yapışmaya devam edebilir ama un ilave etmeyin ki pişiler yumuşacık olsun.

4. Kızgın yağa atarak her iki yüzünü iyice kızartın.


Kızaran pişileri bir süzgeç ya da kâğıt havlu üzerine alıp fazla yağını süzdürün. Sıcak sıcak hemen servis yapın. Ertesi güne kalırsa çıtırlığını kaybeder ama lezzetini asla:)

Annem bu böreği kıyma ile de yapardı bazen eskiden, bir tür çiğ börek gibi ama kıymayı soğanla kavururdu içine koymadan önce. Biraz daha ağır olur tabii peynirliye oranla, ama severseniz bu şekilde de deneyebilirsiniz.

Peynirli pişi

Bu malzemelerle oldukça bereketli oluyor tabii... Bizde 4 yetişkin ve 1 İrem kuş (ama benim kadar yediği için onu da yetişkin saymak lazım belki de:)) silip süpürdü ilk pişenleri. Kalanlar da ertesi gün tükendi çabucak. Doyurucu, hatta yanında ayranla bir öğün...

Kızartmalar için zeytinyağı kullanır annem. Ben de aynı şekilde, kim ne derse desin asla vazgeçmedim bundan. Belki besin değerlerinin bir kısmını yitiriyordur söyledikleri gibi, olsun. Zeytinyağlı kızartmanın ardından ocağın, tavanın ne kadar kolay temizlendiğini görmek bile yeter, diğer yağlarla kızartmanın daha zararlı olduğunu anlamaya! Yılların bilgeliği ile, bütün bir nesil böyle pişirmiş yemekleri...

Neyse, pişimizin birkaç ısırık sonrası kesiti de aşağıda... Şu an bunları yazarken gecenin 1'i ve nasıl acıktığımı tarif edemem size. Yapacak ve yiyecek herkese afiyet olsun, ters bir vakitte acıktırdıysam sizi de, affola...

Peynirli pişi

Taze İncirli Cheesecake

Vazgeçilmez tatlılar deyince, gerçekten doyumsuz bir lezzet olan aşure ilk sıradadır ama az bir farkla onu takip eden bir tatlı vardır benim için: Cheesecake. Hem de nasıl olursa, neli olursa olsun... En sade haliyle bile o kadar dayanılmaz ki!

Taze İncirli Cheesecake


Peynirin büründüğü her şekli seven damağım, elbette ondan yapılan tatlıları da seviyor. Peynir helvası, peynir tatlısı, höşmerim, cheesecake... Hepsini ayrı ayrı seviyorum ama cheesecake, kahveye şahane bir eşlikçi olması nedeniyle diğerlerinden ayrılıyor. Yüksek kalorisi nedeniyle, mutfağımda sadece misafir geleceği zaman yapılıyor, diğer türlü gidip gelip tırtıklamam kaçınılmaz olduğu için! Ama evde nadiren yapsam da, dışarıdaki kahve keyiflerimde sık sık ısmarladığım, bir süre yemezsem deli gibi özlediğim bir lezzet bu.

Ve büründüğü son şekli görüyorsunuz: İncirli!

Rahmetli Arman Kırım'ın tarifi bu. Belki iki sene olmuştur, gazeteden kesip saklayalı. O kadar özel bir tarifti ki, adeta hazine gibi sakladım ve incir zamanını bekledim. Geçen yaz geçip giderken bu lezzeti ıskalamıştım ne yazık ki. Ama bu yaz, denenecekler listemin en başına yazdım ve incirlerin en ballandığı zamanı bekledim. Yani sonbaharın ilk günlerini... Hafta sonu organik pazardan aldığım incirlerle de denedim. Her aşamasından büyük keyif alarak. Ama en güzel an, tadına bakma anıydı. Sevgilim şöyle dedi: "Bu benim yediğim en güzel tatlı!" Biraz abarttı bana kalırsa, ama herhalde ilk sıralara yerleşti onun için. Benim için de öyle. O yüzden, hâlâ pazarda incir bulunabiliyorken tarifi bloga almalıyım dedim. Hemşerim, rahmetli Arman Kırım nur içinde yatsın. İşte ustanın verdiği isimle "Taze İncirli Peynir Keki"nin tarifi:

Malzemeler

Taban için:
  • 1,5 su bardağı dövülmüş kepekli bisküvi (1 paket Burçak kullandım)
  • 3 çorba kaşığı tereyağı (eritilecek)
Dolgu için:
  • 500 gr krem peynir*
  • 3/4 su bardağı toz şeker
  • 5 tatlı kaşığı mısır nişastası
  • 3 adet yumurta
  • 1 yumurtanın sarısı
  • 2/3 su bardağı soyulup püre hâline getirilmiş taze incir
  • İsteğe göre 3 çorba kaşığı kanyak veya likör
  • 1/2 paket vanilya
* Peynirin lezzeti oldukça önemli, bu yüzden daha nötr tadı olan labne yerine, "beyaz" gibi bir peynir kullanın.

incirli cheesecake


Yapılışı

  1. Tereyağını erittikten sonra bisküvilere karıştırıp kırıntılı bir hamur oluşturun, kelepçeli kalıbın tabanına yayın. Elinizle ya da bir bardağın dibini kullanarak iyice bastırın.
  2. Krem peynir, nişasta ve şekeri mikserle pürüzsüz hâle getirin. Yumurtaları birer birer ekleyip çırpmaya devam edin.
  3. İncir püresini, kullanıyorsanız kanyağı ve vanilyayı ekleyin. Karışımı bisküvi tabanının üzerine boşaltın.
  4. Önceden ısıtılmış 175 derece fırında 15 dakika pişirin. Daha sonra ısıyı 100 dereceye indirip 50 dk-1 saat kadar daha pişirin. Fırını kapatınca hemen çıkarmayın, fırın kapağına bir kaşık sıkıştırarak yavaş yavaş soğumasını sağlayın. Böylece üzeri hiç çatlamayacak.
  5. Dışarıda tamamen soğuduktan sonra buzdolabına kaldırın. Sabredebilirseniz ertesi gün servis yapın:)
İncirin verdiği, damağınızı hafifçe okşayan lezzete bayılacaksınız...

Garanti veriyorum :)