Bahar Gelmeden...


Her yıl bahara dek sabredemez, bir de kış ortasında giderim küçük şehrime... Gerçi artık küçük dersem alınabilir bana, zira Aydın "büyükşehir" oldu. Ama çocuklarını hep çocuk olarak gören anneler gibi, o benim daima küçük şehrim olarak kalacak kalbimde. Her ne kadar o benim değil, ben onun çocuğu olsam da...

Bu kez babamın evde geçirdiği bir kaza nedeniyle, huzursuzca gittim ana ocağıma. Çok şükür ki iyi babam, çok daha kötü olabilecekken birkaç kırıkla atlattı kazayı. Onu iyi görünce, annem özlediğim lezzetlerle beni şımartınca, bir de İrem kuşla koyun koyuna uyuyunca, huzurla döndüm evime. Tazelendim, yenilendim, ruhumu dinlendirdim...


Babam için köyden geçmiş olsun ziyaretine gelenler, bir kasa Atça portakalı getirmişlerdi. Öyle bal gibi değil ama tadı, kokusu özlediğim gibi... Hem orada yedim, suyunu sıkıp içtim, hem de valizime attım birkaç tanesini. Kereviz yemeğine portakal suyu koymayız biz şeker niyetine. Şeker de koymayız zeytinyağlılara zaten:) Ama portakalla da çok güzel olduğunu son yıllarda keşfettim. Anneme de anlattığımda şaşırdı. Kerevizimin yanında portakal suyu içeceğimi söylediğimde daha da şaşırdı:) Asıl niyetim uçağa binmeden önce o bir kasa portakalla vedalaşmaktı tabii... Yine de çok yakıştığını söylemeliyim. Tarif nerede derseniz, epey önce yer vermiştim, buradan okuyabilirsiniz. Halen blogun en sevilen, en çok tıklanan tariflerinden biri:)


Zaman o kadar hızlı aktı ki... Aslında Ege'de zaman yavaş akar, günler uzun uzadıya yaşanır daima. Ama gerçekten kısıtlıydı vaktim bu kez... İnsan üç günde doyabilir mi özlediklerine? O kısacık vakitte anne kuşum da bana özlediğim bütün yemekleri yapmaya çalıştı. Otlardan daha çok tadabileyim diye karışık ot kavurması yaptı mesela... Arapsaçı, pırasa, dalgan (ısırgan:) ve ebegümeciden yaptığı kavurmaya bayıldım, bayıldım...


Bu arada artık yepyeni bir evi, yepyeni mutfağı var anneciğimin. Konforlu, keyifli, kocaman mutfağında o kadar zevkle yapıyor ki yemeklerini, onu izlemek bile mutlu ediyor beni. Önceden de severek yapardı da, rahat edemediğini bilir, kıyamazdım. Artık ne sular buz gibi akıyor, ne de daracık tezgahta her şey üst üste duruyor... Çok şükür.


Bu da bir diğer hazırlık, yaprak sarmanın iç malzemesi... Son yıllarda (belki de bazı otları organik pazarda bulabildiğimden) en çok özlediğim anne yemeği yaprak sarma... İstanbul'un sarması farklı olur malum, meze olarak onu da sevsem de, üzeri yoğurtlanan Ege usulü sarmayı hiçbir şeye değişmem... Bir tencere yer insan onu oturup! Annemin hâlâ eski evin asmasından kopardığı yapraklarla, mutfak masasında oturup beraber sardık. Ebegümeci yaprakları da kullandı annem sarmada bu kez, yeni öğrenmiş. Nasıl olur diye merak ediyorduk, gayet güzel oldu! Rengi daha bir yeşil, tadı çok hoş, deneyin derim. Burada çok güzel yaprak bulamadığım için yapmadığım sarmayı, pazardan ebegümeci aldığım bir gün sadece onun yapraklarıyla denemeye karar verdim.


Gerçi her sene tarhanasından bana da yollar annem, ben de kış boyu yapıp yine de bitiremem ama, tarhana çorbasına asla hayır diyemem. Annemin yöntemi, içine pişirme esnasında kurutulmuş acı biber atmak. Biberler çorba pişinceye dek yumuşuyor. Acı sevmeyen tabağına almıyor, acı seven ise alıp yerken kaşıkla ezerek çorbasına acı karıştırıyor. Getirin Michelin yıldızlı şefleri sorun bakalım, bunu akıl edebilen var mı:)) Anadolu kadınının, annelerimizin yaratıcılığına hayranım!



Hep anne yemeği olacak değil ya, bu da kardeş yemeği!
Canım kardeşimin ben seviyorum diye malzemesini toplayıp gelerek annemin mutfağında pişirdiği taze bakla kavurması. Ben de yapıp yazmıştım taze bakla kavurması tarifini ama tam anlamamışım meğer. Kardeşim abla baklaları küçük küçük doğra derken gerçekten küçük demek istiyormuş, biber doğrar gibi tıpkı. Fotoğrafı benimkiyle kıyaslarsanız anlayacaksınız:) Olması gereken buymuş meğer. Sevim'in baklası hiç su koymadan, 15-20 dakika gibi bir sürede pişti de misler gibi kokular saçarak sofraya kondu bile...


Bu versiyonu tattığımdan beri sulu bakla yemeğine yüz vermez oldum. Kendi mutfağımda da her bahar muhakkak bu şekilde pişiriyorum baklayı. Şimdi tam da mevsimiyken mutlaka deneyin derim, pişman olmayacaksınız. Bu da tabakta üç "en özlenen" yemeğin buluşmuş hâli...



Ve bu da yoğurtlanmış hâli!
Fotoğraf çekerken nasıl sabırsızlandıysam, üstüne birazcık pul biber serpmeyi düşünememişim... Halbuki pul biber ya da karabiber vazgeçilmezdir yoğurdun üstünde benim için. İrem kuşla beraber, bazlamalarımızı yoğurda bana bana silip süpürdük tabaklarımızı. İrem kuşu merak edenlere de haber vereyim biraz. Kocaman abla oldu, bu sene okula başladı İrem. Okumayı söktü, bayılıyor masal kitaplarına... Yazmayı da seviyor ama kocaman harflerle, kafasına göre:) En sevdiği yemekler, teyzesinin listesi ile aynı. Bir numarada kızartma, iki numarada da ot kavurmaları var. Vazgeçilmezi ise ekmek!


İrem zeytinyağında kızarmış patatese bayılan, ama yanında köfteye yüz vermeyen bir çocuk. Et sevmiyor, sebzelerinse hiçbirini ayırmıyor. En favorisi ise kışın kereviz, yazın patlıcan! Şirinler izlemeye doyamıyor, takla atıp amuda kalkmak en sevdiği spor. Haşlanmış yumurtanın sarısını seviyor. Uykuya düşkün değil, az uykuyla süper enerjik olabiliyor. Benim çocukluğumdan hiçbir farkı yok. Ona bakıyorum ve şaşırıyorum her defasında. Küçük kopyam! Fiziksel olarak hiç benzemesek de ruhumuz aynı. Benimle birlikte büyümediği, henüz vejetaryenlik hakkında en ufak bilgisi olmadığı hâlde o bir vejetaryen adayı:) Damak zevkinin genlerle geçebildiğine dair inancımı kuvvetlendiriyor bu durum!


Bu kez köy bazlaması keşfettim Aydın'da. Diğerlerinden daha tok, daha sarı renkli bu bazlamaya doyamadım. Her zamanki gibi valize de atıp dondurucuya kaldırdım, bitmesin diye gözüne bakıyorum. Arasına sıcakken tuzlu köy tereyağı sürünce, çocukluğumda yediğim pideleri hatırlatıyor bana. Ayaklarımı pencere korkuluklarından sokağa sarkıtarak yemeye doyamadığım sıcak pide-tereyağ ikilisini...


Çabuk geçti zaman... 
Kahvaltılar, İrem'in okuldan gelip bize katılmasıyla şenliğe dönen akşam yemekleri, pazar gezmeleri, mutfak sohbetleri, sessizlikte (İrem okuldayken!) doyumsuz kitap okuma saatleri derken bir de baktım dönüş yolundayım. Her dönüşümde içimdeki burukluk katlanarak çoğalıyor. Zamanı tutabilmenin mümkün olmaması, en çok böyle anlarda çaresiz hissettiriyor insanı. 
Ama belki de güzellik buradadır diyorum.
Anlara hapsetmektedir sevdiklerini. 
Gözlerini kapattığın anda orada olduklarını bilmektedir. 


Nasıl olsa bahar yeniden gelir.

38 yorum var:

ruhdagı dedi ki...

Saat 23:45 ve ağzım sulanarak okudum yazını. Mübalağa değil gerçekten yutkunmaktan bir hal oldum. Ben egeli değilim ama her zaman bir yanlışlık olduğunu düşünmüşümdür :) zeytinyağlı denince akan sular durur hele ki kerevizin kokusuna aşık biriyim :)
Bazlama annem sağ olsun kırmaz yapar bense hep denemek ister ama bir türlü cesaret edemem.
Annenin rahat bir mutfağa kavuşmasına sevindim, babana üzüldüm ama ciddi bir durum olmamasına sevindim. Ailenle geçirdiğin keyifli zamanları böyle sıcak bir yazıyla paylaştığın için ayrıca teşekkür ederim. Annenin kardeşinin ellerine sağlık.
*Bakla kavurması hiç denemediğim bir tarif ama pek heveslendim ilk fırsatta denemem geek :)
Sevgiler.

Adsız dedi ki...

Esim Aydin lidir.sebze zaten severdim ama ege otlari , kayinvaldemin yemekleri beni benden aldi :)) Aydin i ben de cok seviyorum.Naif, sade, sicacik biseyler var orda..Annenizin, kardesinizin ellerine saglik, hepsi nefis gorunuyor..ilk firsatta bakla kavurmasini deneyecegim, sevgiler.. Melis

Özgül dedi ki...

Kalemine saglik, zevkle okudum Sibel.

HÜLYA dedi ki...

Ot ve ot yemeklerini, zeytinyagli yemeklerini çook çoook severim!
Tabaktaki güzel yemekleri görünce agzim sulandi :-)
Bazlamayi bende severim, hele sicakken içine köy tereyagsi çok yakisiyor.
Sanirim, bazlamayi eksi maya ile yapiyorlar? Bende yakinda eksi maya deneyecegim. Yapabilirsem, Blog umda yazarim.
Güzel günler dilerim.

Adsız dedi ki...

Sibel Hanım, dün aklımdan geçtiniz. Size yazmak istedim, bugüne kısmetmiş. Çok özlemişim yazılarınızı, özellikle Aydın'ı, annenizi, ailenizi ve annenizin o güzelim yemeklerini içeren yazılarınızı okumayı.. Lütfen, ara vermeden yazın.
Sevgilerimle,
Nurten

Adsız dedi ki...

Şu karanlık, huzursuz günlerimde öyle iyi geldi ki bu yazı. Ohhhh kalemine sağlık. İçim açıldı. Huzuru ve sevgiyi iliklerime kadar hissettim. Ne mutlu sana Sibel, ne harika insanlar var hayatında. Hiç eksik olmasınlar inşallah. Babacığına da büyük geçmişler olsun. Nilgün.Korkmaz

Adsız dedi ki...

Sibel Hanım, yazmadan duramadım, en çok babanızın iyi olmasına ve annenizin yeni bir eve taşınması beni çok mutlu etti. Sağlıklı, huzurlu ve mutlulukla otursunlar inşallah. Bir de mümkünse annenizin her zaman çok övdüğünüz (damak tadınıza güveniyorum) ege usulü yaprak sarmasını yazmanız mümkün olur mu ilerki günlede.

Nurten

nehircce dedi ki...

Offf hepsi harika ötesi :)))

Çileksuyu Sibel dedi ki...

cok gecmis olsun,tekrarlanmasin Sibel'cim.Uzakta olmak boyle durumlarda cok daha zor ama cok sukur ki iyi baban.annecinin yeni evi hayirli olsun.kendine dikkat et,sevgiyle kal.

Sibel dedi ki...

Ruhdağıcım teşekkür ederim güzel dileklerine, yorumun içimi ısıttı. Bu ülkede yaşayan herkeste gizli bir Egelilik mevcut diye düşünüyorum ben:) Kerevizin kokusuna çoğu kişi katlanamazken ben de bayılırım:)) Bazlama ben de hiç yapmadım, sen deneyip yazsana tarifini?

Hülya, bildiğim kadarıyla bazlama ekşi mayayla yapılmıyor. Puf puf yumuşak bir hamuru var, ekşi mayalı ekmekler daha sert düşüyor. Ama eminim öyle de çok güzel olur tadı. Deneyip yazarsanız harika olur.

Nurten hanım çok sağolun. Ben de sizin yorumlarınızı özlemişim. Sarma tarifini de yazayım ilk fırsatta:)

Melis, Özgül, Nehircce sizlere de çok teşekkür ederim yorumlarınız için:)
Herkese sevgilerimle...

Sibel dedi ki...

Adaşcım, gerçekten böyle zamanlarda en zor şey uzakta olmak. Şükür ki herkes iyi, hep iyi olsunlar inşallah. Çok teşekkür ederim canım. Sevgilerimi yolluyorum...

evatolyesi dedi ki...

Ne güzel yazmışsınız zevkle okudum sevgiler:)

moon dedi ki...

öncelikle babanıza geçmiş olsun.
ebegümeci sarması benim sıklıkla yaptığım yemeklerde, datça da yaşamaya başlayınca keşfettim, kışın asma yapraklarına rağbet etmiyorum artık, ebegümeci sarması çok lezzetli oluyor. bu da benim tarifim

http://cheerfulmoon.blogspot.com.tr/2012/02/ebegumeci-sarmasi.html

GÜLŞAH TEVETOĞLU dedi ki...

Bende bir Aydın'lı olarak seni okumaktan büyük zevk alıyorum ve özlemimi bakarak gideriyorum,Çorbanın içine annemde biberleri atardı,karışık ot kavurması ise bayıldığım bir yemek ama kereviz yemeği aynı annemin yaptığı yemeğe benziyor aynısı görünce duygulandım en son ne zaman yedim hatırlamıyorum ve o yemeği ne kadar istesemde aynı şekilde yapamıyorum,İstanbul'daki sarmalara zor alıştım ama bizim oraların sarması bambaşka gerçekten,afiyet bal olsun sana,baban için çok üzüldüm geçmiş olsun ama annen içinde çok sevindim ve annenin mutluluğunu izlemene ayrıca çok sevindim.
Umarım birgün karşılaşırız.
Sevgiler...

Sibel dedi ki...

Evatolyesi, teşekkür ederim:)

Moon, baktım tarifine harika görünüyor! İrmik ve bulgurla iç hazırlamak da çok güzel bir fikir. Deneyeceğim.

Sevgili Gülşah çok teşekkür ederim. Hemşerilerimden böyle yorumlar alınca çok mutlu oluyorum. Ben kerevizin tarifini yazmıştım, Feriköy'deki organik pazarda aynı Aydın'daki gibi dallı yapraklı kerevizler bulunabiliyor. Diğer organik pazarlarda da bulunabilir diye düşünüyorum. Annelerin elinin değdiği tabii başka olur ama deneyebilirsin özlediğin zaman.
Sevgilerimle...

gezicini dedi ki...

ben en sondaki kahvaltı sofrasına bayıldımmm! gidip gelip o fotoğrafa bakıyorum.
ailenizdeki ağız tadınız hiç bozulmasın.
sevgiler:-)

Banu Çevik dedi ki...

Çok geçmiş olsun. Babanızın iyi olmasına sevindim. Et yemeden yaşayamayan biri olarak, o ne harika bir zeytinyağlı tabağı demek istiyorum :)Ben de zeytinyağlılara şeker katmıyorum, öylesi bana daha leziz geliyor :)

Bedia gul dedi ki...

Oncelikle babana cok cok gecmis olsun. Tez atlatir insallah. Yegenin cok tatli :)
Bugun senin kulaklarini bir kez daha cinlattim. Burayi ve tariflerini bruksellilerle paylastim ;)
Yazini her zamanki gibi bi solukta okudum. Sık sık yazmalisin bence...
sarigul bedia

Gönül ;) dedi ki...

Ruhumun daraldığı, bir parçacık soluk almaya en ihtiyacım olan an da, yine, yeniden sıcacık cümlelerinle kucaklaşmak... O bazlamanın kokusu, o naif kahvaltı sofrası... Allahım, kaleminden huzur dökülüyor...

Bir de eleştiri...
Çok bekletiyorsun, çok ihmal ediyorsun. Bence blogun güncelleme süresi, en fazla haftada 1 olmalı... Sevgimle ;)

Sibel dedi ki...

Gezicini çok teşekkürler! İnan ben de o kahvaltı sofrasında kaldım... Annemin kahvaltılarını hiçbir sofraya değişemiyorum.

Banu çok teşekkür ederim. Et sevenler genelde zeytinyağlı çok sevmez, o yüzden beğenmenize ayrıca mutlu oldum:)

Bediacım çok teşekkürler güzel dileklerin için. Seni bloğun Brüksel elçisi ilan ediyorum:)

Gönülcüğüm, sıcacık yorumun da benim içimi ısıttı canım. Eleştirinde çok çok haklısın. Bu gidişle kendimi klonlamam gerekecek:)) Şaka bir yana, haftada bir kez güncellemek için elimden geleni yapacağım.
Sevgilerimle...

Adsız dedi ki...

Sibel hanım, bakla kavurmasını yaptım, az daha parmaklarımızı yiyorduk.Baklanın bu halini çok sevdim,artık hep böyle yaparım.Çok teşekkürler.Bir Denizli'li olarak tarifler genelde tanıdık,hele tarhana çorbası.Biz de aynı anneniz gibi yaparız.Ama anne elinin tadı gerçekten farklı oluyor:)) Bu arada çok geçmiş olsun babanıza yeni evde inşallah bundan böyle afiyetle sağlıkla otururlar.Sizi çok uzun süredir takip ediyorum,tarifler için tekrar ellerinize sağlık:)). Aysel G.

Oglak Kizlari dedi ki...

Sibel im, merhaba,

Benim mutfağım da Nimet annenin mutfağına benzedi, buraya gelince. Daha dün meneviş yoğurtlaması yapıp yedim.

Selam ola.
Üzgün ama umutlu anne

Cihanin Bahcesi dedi ki...

bunlar nasil guzel seyler..
tadlarin hepsi birbirinden guzel:)))
ellerinize saglik..sevgiler

Adsız dedi ki...

Merhaba,

Bu yazıdan bağımsız olarak ki pek çok sevdim yine anılarını önerebileceğin, senin için başka biryerde duran kişisel gelişim kitabı tavsiyen var mı?

Teşekkürler

Yağmur

Sibel dedi ki...

Yağmur, ben Kuraldışı Yayıncılık'tan çıkan kitapları beğenirim, Nil Gün kitaplarını severim. Biraz da neye ihtiyacın olduğuna bağlı sanırım bu tür kitaplardan verim almak. Kendini iyi hissetmek için okumak istiyorsan Dr.Burns'ün "İyi Hissetmek" diye bir kitabı vardır. Çok katkısı olmuştur hayatıma, önerebilirim. Kişisel gelişim kitabı sayılır mı emin değilim ama çok değerli bir kitaptır.
Sevgilerimle...

Adsız dedi ki...

Sibel,

Tesekkur ederim. Kendimi iyi hissetmek ile daha cok alakali istedigim sey.

Cok, cok tesekkurler tavsiyelerin icin.

Sevgiler,

Yagmur

Adsız dedi ki...

Merhaba Sibel Hanım,

Bir süre önce okuduğum, blogunuz hakkındaki bir yazıyı ne zamandır size bildirmek istiyordum.
Linki aşağıya kopyalıyorum.

Sevgilerimle,

Nurten

http://m.stargazete.com.tr/mobilyazar.asp?Newsid=850425

Sibel dedi ki...

Nurten hanım teşekkürler haber verdiğiniz için!
Çok sevgiler...

Seher ortakçı dedi ki...

sibel hanım sitenizle yeni tanıştım ve bir egeli izmirli kişi olarak çokkkkkk beğendim son paylaştıklarınız lezzetler beni çocukluğuma ve annemin tariflerine götürdü biraz buruk ve özlem dolu hissettim kendimi ama bir okadarda memnun ellerinize sağlık tarifler için annem kerevizin içine pırasada koyardı diğer malzemeler aynı birde bu şekilde deneyin inanın çok güzel oluyor :) sevgiyle kalın

gülsüm dedi ki...

bugün keşfettim blogunuzu.inanın burnumun direği sızlayarak baktım şu sayfaya. bende aydınlıyım.istanbulda gurbetteyiz. memleketimi okadar çok severim ki asla toz kondurmam :) aile özlemi memleket özlemi bir başka yani.kavuşmakta bir okadar lezzetli ve tadına doyulmaz oluyor.şimdi sarmaşık zamanı mesela içim gidiyor.. gelecek ay memleket yolcusuyuz inşallah.annenizin,kardeşinizin ve sizin ellerinize sağlık..bir hemşeriyle karşılaşmanın hazzını yaşattınız teşekkür ederim..sağlıcakla kalın..

Adsız dedi ki...

Sibelciğim; ne zamandır aklımda, merak ediyorum. Uzun yıllardır seni takip ediyorum, bildiğim kadarıyla yazılar yazıyorsun kendince. Acaba hayalinde bir kitap yazmak var mı? Birikmiş kelimelerini paylaşmayı düşünüyor musun? Ne harika olurdu. Çok yoğunsun biliyorum ama, yazmaya fırsatın olmalı bence:)) Nilgün.Korkmaz

Sibel dedi ki...

Sevgili Nilgün var öyle bir hayalim... Bilemiyorum hayat ne getirir ama hayali bile güzel... Hayat şimdilik büyük sorumluluklar ve görevler demek benim için. Yavaş yavaş ruhuma dönmeye başladığımda gelecektir kelimeler.
Sevgilerimle...

Yaşam Notlarım dedi ki...

Sevgili Sibel, nerelerdesin? Blogunu ve takipçilerini unuttun mu? Yüreğime dokunan yazılarını okumayı, güzelim fotoğraflarına bakıp hayallere dalmayı çok özlediğimi bilmeni istedim. Eski yazılarınla idare etmeye bir süre ara versem de yeni yazını okusam diyorum. Sevgilerimle....

İki Renkli Kurabiye dedi ki...

hepsi birbirinden güzelller ellerize sağlık.

MEHTAP dedi ki...

hadi artık sibelll seni bekliyoruz en azından iyi olduğunu bilelim... lütfen ses ver... :(

Adsız dedi ki...

nerelerdesiniz merak ettim ben de

İstanbul Boyacı dedi ki...

iyi bir site teşekkürler.

kepenk dedi ki...

Resimleri görünce ciddi anlamda iştahım kabardı gerçekten :) Allah her daim sağlık ve sıhhat versin.